<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581</id><updated>2011-12-27T15:38:27.746+02:00</updated><category term='gezdim'/><category term='dar eyledim dünyayı'/><category term='ben'/><category term='film'/><category term='lost'/><category term='su üstüne yazılar...'/><category term='bir ben bu ben'/><title type='text'>Ben, gölgem ve yalnızlığım</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>78</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-7939886169746183230</id><published>2007-11-22T00:23:00.000+02:00</published><updated>2007-11-22T00:45:04.827+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir ben bu ben'/><title type='text'>cevaplar...</title><content type='html'>ben: Hayri!&lt;br /&gt;hayri: efendim abi.&lt;br /&gt;ben: şu geçen gün sorduğun soru vardı ya&lt;br /&gt;hayri: hangisi abi&lt;br /&gt;ben: ulen hem soruyu soruyorsun, hem de hatırlamıyorsun&lt;br /&gt;hayri: abi ben bi sürü soru soruyorum&lt;br /&gt;ben: bana mı? yoksa genel mi?&lt;br /&gt;hayri: aslında genel de, çoğu sana&lt;br /&gt;ben: çok soru sormak iyi mi hayri&lt;br /&gt;hayri: bilmem, hiç düşünmedim abi&lt;br /&gt;ben: bu, şimdi hiç düşünmeden mi soru sorduğun anlamına geliyor&lt;br /&gt;hayri: yok abi öyle değil, sorduğun soruyu hiç düşünmedim&lt;br /&gt;ben: yani her zaman cevaplar düşünülmüyor, aslında soru da düşünülüyormuş&lt;br /&gt;hayri: abi yine döndün dolaştın bi yere geldin ama sanırım yine haklısın&lt;br /&gt;ben: hak aramıyoruz güzel kardeşim&lt;br /&gt;hayri: öyle de abi, haksız çıkacam diye korkuyorum şimdi&lt;br /&gt;ben: hak aramıyoruz dediysek, haksız da aramıyoruz&lt;br /&gt;hayri: uzatmayım ben şimdi, patlayacak gibi duruyorsun&lt;br /&gt;ben: ne alakası var kardeşim, bişey konuşuyoruz şurda&lt;br /&gt;hayri: abi, tamam da. haksız olabileceğini düşünerek konuşmanın ne kadar zor olduğunu bilmiyorsun sen galiba&lt;br /&gt;ben: soru cümlesi gibi durdu ama öğelerine ayıracak kada edebiyat yetmedi&lt;br /&gt;hayri: abi şu benim sorduğum soruya dönsek&lt;br /&gt;ben: çok soru soruyorsun, peki çok da cevap alıyor musun?&lt;br /&gt;hayri: bak bu konu da tartışılır ama konudan fazla uzaklaşmamak için şöyle cevaplayım: çok cevap alıyorum ama nicelik olarak, nitelik olarak değil&lt;br /&gt;ben: anlaşılması zor konuşarak geçiştirmeye çalışıyor gibisin, aynı seni cevaplayanlar gibi galiba. alışkanlık mı oldu yoksa&lt;br /&gt;hayri: tamam abi, şöyle deyim. sayıca çok ama içerik boş&lt;br /&gt;ben: içerikten kastın ne. soruyu sorduğuna göre cevabı bilmiyorsun. cevabı nasıl irdeliyorsun. yok cevabı biliyorda soruyu soruyorsan hiç etik değil zaten, o konuya girmek bile istemiyorum.&lt;br /&gt;hayri: abi ben kendimi bu kadar irdelemiyorum, bunaldım valla&lt;br /&gt;ben: :). o zaman şu soruya cevap ver ama azıcık düşünüp de. cevaplar senin istediğin gibi olmadığı için mi niteliklerini beğenmiyorsun?&lt;br /&gt;hayri: ...&lt;br /&gt;ben: ee&lt;br /&gt;hayri: düşünüyorum abi&lt;br /&gt;ben: ulen bunda düşünecek ne var. basit bir soru&lt;br /&gt;hayri: abi ne desem giydirecen şimdi, ihtimalleri düşünüyorum&lt;br /&gt;ben: ihtimalleri bırak şimdi. dürüst ol. böyle giderse daha çok soru sorarsın.&lt;br /&gt;hayri: abi sen sürekli cevapların peşinde misin?&lt;br /&gt;ben: sen değil misin?&lt;br /&gt;hayri: tamam abin, sen de bi insansın demeye getiriyordum.&lt;br /&gt;ben: biliyorum.&lt;br /&gt;hayri: zaten bilmesen şaşardım :):)&lt;br /&gt;ben: hayriii!&lt;br /&gt;hayri: abi House da kızın dediği gibi, cevaplar bitince ne olacak&lt;br /&gt;ben: ne dememi bekliyorsun. kızın sorduğu sorunun karşılığında cevabını da verdiği şekilde cevap vermemi mi istiyorsun.&lt;br /&gt;hayri: olabilir&lt;br /&gt;ben: dünyanın kuruluşu böyle hayri. hep cevapların peşinde koşuyoruz. soracak soru olmadığında ya da başka bir deyişle aranacak cevap olmadığında umut kalmaz diye devam ediyordu kız. bence bu kadar soru sorarken sen de bu cevabı düşünsen biraz daha iyi değil mi?&lt;br /&gt;hayri: niye abi, ne demek istedin şimdi&lt;br /&gt;ben: yok bişi&lt;br /&gt;hayri: benim yanlış şekilde aradığımı mı ima ediyorsun, yoksa aslında benim daha çok soru sorarak cevap aradığım için daha umutsuz olduğumu mu?&lt;br /&gt;ben: ikisi de değil. ben daha çok soru sormanın da bir şekli olduğunu ve önce doğru soru nasıl sorulur sorusunun cevabını aramanı ima etmiştim.&lt;br /&gt;hayri: abi ben de şimdi başka bi diziden alıntıyla cevap vereyim sana.&lt;br /&gt;ben: ne o, işin gücün yok dizi izliyorsun galiba&lt;br /&gt;hayri: ben insan değil miyim abi?&lt;br /&gt;ben: hayır, sadece bi hayal kahramanı&lt;br /&gt;hayri: olsun! kendimi öyle hissediyorum. cevap vermemi engelleyemeyeceksin abi&lt;br /&gt;ben: ver bakalım.&lt;br /&gt;hayri: abi aşk herşeyin özrü olur mu zannediyorsun! hiç mi bitmeyecek zannediyorsun.&lt;br /&gt;ben: bağlantı kuramadım&lt;br /&gt;hayri: bak, ben sana şimdi derinden bağlayım. herşeyin özrü olması için aşkının hiç bitmeyecek kadar büyük olması lazım. bu kadar büyük aşk için de bu kadar büyük bir sevgili lazımdır. o kadar büyük ki, aradığın bütün cevaplar onda, soruların tamamı ondan olacak. ya da başka bir deyişle o umduğun gibi biri olmayacak, tamamen umudun olacak. ya da yine başka bir deyişle; yalancı olmayacak, çünkü yalan olmayacak...&lt;br /&gt;ben:...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-7939886169746183230?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/7939886169746183230/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=7939886169746183230' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7939886169746183230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7939886169746183230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/11/cevaplar.html' title='cevaplar...'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-84422756926290356</id><published>2007-10-28T07:01:00.000+02:00</published><updated>2007-10-28T07:28:49.015+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir ben bu ben'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>uçurtma</title><content type='html'>doğuda ki dağın ardından yavaş yavaş ışık sızmaya başlamıştı. yeni bir gün daha geliyordu. sabah her zaman ki gibi zor olacaktı. yeni günün doğum sancıları şimdiden ciğerlerimde başlamıştı. kendimi kozadan çıkmaya çalışan kelebek kadar güçsüz, hikayedeki ördek yavrusu kadar çirkin hissediyordum. günün yeni olduğunu hissettirecek ne bir nefes ne bir koku bile yoktu ortada. varsa yoksa eski zamanlar aklıma geldiğinde burnumda hissettiğim o hafif sızı. hayatımın hapsolduğu süreyi gösterircesine yüzüme attığı çizikleri bıçağımın yüzünde görmek bile zamanın anlamsızlığını tarif etmek için yeterliydi. hareket vakti gelmişti. sırtımdan sızan balmumuna aldırış bile etmedim. kanatlarımı açtım ve sana geliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerimiz uçurtmanin kuyruguna takilinca&lt;br /&gt;göz göze gelip gülümseriz&lt;br /&gt;o an sen ve ben anlariz ki;&lt;br /&gt;özgürüz mumdan kanatli bir adamin günese ulasmasi kadar anlamli bu dünya&lt;br /&gt;biliriz sen ve ben sasariz insanlara&lt;br /&gt;anladim sananlara&lt;br /&gt;yapraklar döküldükce ve rüzgar süpürdükce o yerleri anlayamazsiniz&lt;br /&gt;sen ve ben bilirizki;&lt;br /&gt;dogmak ölmeye baslamaktir;&lt;br /&gt;ve böyle oldukca söylenecek onca az sey varki&lt;br /&gt;sen ve ben hep derizki;&lt;br /&gt;tutku en büyük yanilgidir;&lt;br /&gt;ve böyle oldukca söylenecek onca az sey varki*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*yüksek sadakat-ikarus(**)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;**ikarus: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ikarus"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://tr.wikipedia.org/wiki/Ikarus&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-84422756926290356?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/84422756926290356/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=84422756926290356' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/84422756926290356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/84422756926290356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/10/douda-ki-dan-ardndan-yava-yava-k-szmaya.html' title='uçurtma'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-2510635929227008672</id><published>2007-10-22T06:05:00.001+03:00</published><updated>2007-10-22T06:27:09.057+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir ben bu ben'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>sıfır'da süreklilik üzerine</title><content type='html'>bir fonksiyonun sürekli olabilmesi matematiksel olarak aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;verilen bir f:D--&gt;R fonksiyonu için D tanım bölgesindeki c noktası için eğer lim(x--&gt;c) [f(x)]=f(c) ise fonksiyon süreklidir denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tanımda dikkat edilmesi gereken noktalar;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;c noktası D'de olmak zorunda. tabi D'nin de R'de olduğu unutulmamalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;aslında bizim aradığımız açıklama için tanım eksikdir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;süreklilik ile limit teoremi arasındaki yakın ilişki gözden kaçırılmadan tanım genişletilmelidir. bizim aradığımız (henüz ne aradığımızı bilmiyoruz ama en geniş ve en kesin haline bakacağız) süreklilik için süreklilik aradığımız noktaya soldan ve sağdan da yaklaşmamız ve bakmamız gerekli. tanım olarak;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;verilen fonksiyon için lim(x--&gt;c-) [f(x)]=lim(x--&gt;c+) [f(x)]=lim(x--&gt;c) [f(x)] ise fonksiyon süreklidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;gelelim şimdi muhsin'in aradığı sıfırda ki sürekliliğe; &lt;/p&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;c=0, D=hayat, R= evren (gerçek evren, sadece kozmozun bilmediğimiz kısımları değil) diye bir analoji kurarak başlarsak;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;c noktası hayatımızın sıfırıysa hayatımızın başlangıcıdır (D'nin elemanı) ve evrenin elbette bir parçasıdır (D elemanı R). doğumumuzdan öncesini bilenler olduğu gibi doğduktan sonra ki bir kısmını olmasa bile çoğunu hatırladığımız bir hayatımız var. yani her iki yöndeki süreklilik şartını da sağlıyoruz. sıfır=sıfır; sürekli.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;c noktası dünyevi hayatın sıfırıysa, dünyanın başlangıcıysa, dünyanın bir parçasıdır (D'nin elemanı) ve evrenin elbette bir parçasıdır (D elemanı R). kafanızı karıştırmayın. sağdan yaklaşabiliyoruz, biz bilmesek de bilimsel kanıtlar dünyanın meydana geldikten sonra, ortaya çıktıktan sonra ki varlığını gösteren emarelerle dolu. elde var; bir. sıfır noktası konusunda insan aciz; bir anda birşeyler olmuş olmalı diyor ama bilmiyor. elde hala bir. takdir edersiniz ki soldan yaklaşarak limit almanın imkanı yok. sayıyorum bir, sayıyorum bir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;    2. c=0, D=evren, R= sonsuzluk diye bir analojiyle başlarsak; gideceği yer belli. fazla kafayı takmayın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;(Devam edecek: 2. bölüm-limit'in sağ tarafında neler oluyor? 3. bölüm-sıfır bir tane mi? (nicelik-nitelik tartışması), 4. bölüm-çember!)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-2510635929227008672?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/2510635929227008672/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=2510635929227008672' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2510635929227008672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2510635929227008672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/10/sfrda-sreklilik-zerine.html' title='sıfır&apos;da süreklilik üzerine'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5194076519853054497</id><published>2007-10-15T00:37:00.000+03:00</published><updated>2007-10-15T00:40:52.652+03:00</updated><title type='text'>erik</title><content type='html'>ben: naber eric?&lt;br /&gt;eric: iyidir abi, senden. wassup?&lt;br /&gt;ben: nossun be, işte öyle. ya eric senin adını kim koymuş?&lt;br /&gt;eric: bilmem, babam koymuştur heralde.&lt;br /&gt;ben: bizde olsa nüfus memuru koyardı&lt;br /&gt;eric: o nasıl oluyor abi&lt;br /&gt;ben: sen erik olurdun&lt;br /&gt;eric: o ne abi, okunuşu aynı gibi ama...&lt;br /&gt;ben: anlamından emin değilim. senin ismin bi anlamı var mı?&lt;br /&gt;eric: isim işte&lt;br /&gt;ben: ulen sözlük gibi konuşma, sıfatına başlayacam şimdi&lt;br /&gt;eric: sanmam abi, senin şu az önce söylediğin erik'in bi anlamı var mı?&lt;br /&gt;ben: sanmam, ses aynı diye söyledim&lt;br /&gt;eric: erik ne demek?&lt;br /&gt;ben: isim&lt;br /&gt;eric: anladım abi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5194076519853054497?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5194076519853054497/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5194076519853054497' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5194076519853054497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5194076519853054497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/10/erik.html' title='erik'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-334674566116153008</id><published>2007-10-09T13:18:00.001+03:00</published><updated>2007-10-09T13:49:46.384+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir ben bu ben'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>at the zero</title><content type='html'>sıfır. başlangıç? ilk? son? bitiş? tam ortası?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neresinde duruyoruz hayatın? herşeye başladığımız o noktayı koyarken sayı doğrusunun eksi sonsuzlara doğru uzayıp giden çizgisini arkamızda mı bırakıyoruz? düşünün: matematikte yutan bir eleman tam üzerinde duruyoruz ve önümüze bakıyoruz. önümüzün neresi olduğunu bile bilmiyoruz. zaman akıp gidiyor ama bu fani hayatın bir geri sayımdan ibaret olduğunu hatırladığımızda eksi tarafa doğru dönüp koşasımız geliyor. oysa sonsuzluk, zamanın yönü bize hep artı gösterildi matematikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bin, belki de onbinlerce yıl boyunca sıfır üzerine felsefeler, kuramlar, teoriler ve geyikler yapılmış olabilir ama bu konuda bulunulan nokta hala aynı: sıfır. hem felsefe yapmak için matematiğe de gerek yok; neşet ertaş "evvelim sen oldun, ahirim sensin" derken sıfırın tam üstünde durmuyor muymuş? kendisi analitik geometri ya da görecelik teoremini bilseydi ne değişecekti. herşey aslına, orijinine, sıfırına döner ya da dönmek ister demenin daha güzel bi yolunu mu bulacaktı? sanmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne zaman bulunmuş bileniniz var mı? zaman olarak düşünürsek; zamanın başlangıcı. yani ilk o vardı aslında. zaman eksi olamaz. aslına bakarsanız insanlığın ürettiği teorilerin çoğuna göre zaman sıfır da olmamalı çünkü binlerce yıldır üzerinde yaşadığımız ve yaklaşık son yüzyılda üzerine onlarca teorem üretme konusunda yarıştığımız dünyanın varlığı ile ilgili modellerdeki zaman terimi yerine "sıfır" koyduğunuz anda aslında yaşamıyorsunuz demek. bu konudaki bütün sürekli modeller sıfır noktasında süreksizliğe sahip. epsilon komşuluğunda başlangıçlara evet ama sıfır koyarsanız işte o zaman gerçekten "big bang" oluyor ama teori için. e peki olduğunu bildiğimiz sıfır nerde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyanın döngüler üzerine kurulmuş olduğunu anlamam ne kadar uzun sürdü hatırlamıyorum ama yıl bazında söylemek gerekirse en azından bir tamsayının arkasına bir sıfır atacak kadar olduğu kesin. zaten anlamış olduğumdan bu yana geçen süre de bi o kadar vardır heralde. herşeye sıfırdan başladığımı da biliyorum ama döngünün neresinde olduğumu herkes gibi ben de bilmiyorum. hayır bilsem ne olacak, yörüngemin nasıl bir şekil olduğunu bilmediğim için bir kestirimde de bulunamam zaten. aslında kestirimde bulunsam ne olacak orası da apayrı bir tartışma konusu zaten. madem programcı jargonuna da girdik döngü felan diyerek; büyük döngünün içine birkaç döngü de ben ekleyebilirim demekdir: yen bir başlangıç yani. tam üstünde durduğum, evveli olmayan ve ahirini benim belirlediğim bir döngü. neden olmasın!? derin bir nefes alıp yazının tamamını hatırladığım da bunun benim cüz-i iradem olduğu konusunda kimin şüphesi olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıfır. yeni sıfır: başlangıç!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-334674566116153008?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/334674566116153008/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=334674566116153008' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/334674566116153008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/334674566116153008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/10/at-zero.html' title='at the zero'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-3936070690478914466</id><published>2007-09-13T00:29:00.001+03:00</published><updated>2007-09-13T00:38:45.345+03:00</updated><title type='text'>ramazan diyaloğu</title><content type='html'>selman: abi ne yapacan bu ramazan?&lt;br /&gt;ben: o ne demek lan, oruç tutacaz tabi.&lt;br /&gt;selman: oha abi, lafı neresinden anladın&lt;br /&gt;ben: ya ne diyorsun sen, hem konuşturuyorum hem de nerdeyse küfür işitecem&lt;br /&gt;selman: yok abi, soru o değil. sizde vakitler nasıl oluyor&lt;br /&gt;ben: sahur ile iftar arası ya da başka bir deyişle imsak ile akşam arası.&lt;br /&gt;selman: abi şimdi cidden sövcem ama. neyse, ramazana giriyoruz: tövbe tövbeee&lt;br /&gt;ben: görev neyse yerine getirecez, neyi irdeliyorsun onu anlamaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;selman: abi jeton da maşallah. köşeler kadar irdelersen akşamı buluruz.&lt;br /&gt;ben: selman, zaten akşam oldu.&lt;br /&gt;selman: tamam abi. Dr. House izlemeye devam edecek misin?&lt;br /&gt;ben: bilmem, klasik ramazan yapayım diyorum bu sene de. vakit de olursa izlerim bi bölüm.&lt;br /&gt;selman: 3. sezonu olduğunu ben de bilmiyordum.&lt;br /&gt;ben: ilk üçünü izledim, 20 tane felan kaldı.&lt;br /&gt;selman: ben cameron'a aşık oldum galiba.&lt;br /&gt;ben: sus ulen, şimdi ben yazıyorum diye ben söylettim sanacaklar. başımı belaya sokma.&lt;br /&gt;selman: yok abi, senle alakası yok. tamamen ben, bütün benliğim.&lt;br /&gt;ben: sanal olum o kahraman, kendine gerçeğini bul.&lt;br /&gt;selman: sanal olsa ne fark eder ki&lt;br /&gt;ben: hayal ederken biri yandan dürtünce kendine gelirsin ya, fark o kadar&lt;br /&gt;selman: bi hayal bile kurdurmadın ya&lt;br /&gt;ben: kur istediğin kadar, istersen rüyasını da gör. ben boşa uğraşma derim. rolünü öyle yazıyorlar kızın. hatta mümkün olduğunca çok kişi aşık olsun diye her sezon başında saçını değiştiriyorlar.&lt;br /&gt;selman: abi senden de bişey kaçmıyor.&lt;br /&gt;ben: sosyolojik bi olay, boşluk doldursun diye izliyorum izlenimi verme.&lt;br /&gt;selman: o zaman ramazanda izlemeyeceksin&lt;br /&gt;ben: nasıl bu sonucu çıkarttın merak ettim şimdi&lt;br /&gt;selman: cameron! yetmez mi?&lt;br /&gt;ben: son sözlerini söyle, bu yazı bitiyor.&lt;br /&gt;selman: abi, geçen yazıda baya bi darbe vurdun bana. acısını çıkartmaya çalıştım. bakalım tepkiler ne olacak.&lt;br /&gt;ben: güle güle selman...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-3936070690478914466?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/3936070690478914466/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=3936070690478914466' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3936070690478914466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3936070690478914466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/09/ramazan-diyalou.html' title='ramazan diyaloğu'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-810894910685924510</id><published>2007-09-02T09:23:00.000+03:00</published><updated>2007-09-02T09:43:49.806+03:00</updated><title type='text'>ben demiştim</title><content type='html'>selman: abi bence boşuna çabalıyoruz&lt;br /&gt;ben: ne konuda&lt;br /&gt;selman: ben bu işi yapamayacağım&lt;br /&gt;ben: ne diyorsun ya, illa kerpeten kullanacaz değil mi?&lt;br /&gt;selman: yok abi, sen nasıl olsa beni anlamayacaksın!&lt;br /&gt;ben: tövbe tövbeee, ulan melis gibi konuşmaya başladın. bak uyarıyorum o dişiydi.&lt;br /&gt;selman: hop hopp&lt;br /&gt;ben: anlat bakalım şimdi&lt;br /&gt;selman: iki iki daha dört eder mi abi&lt;br /&gt;ben: her zaman değil&lt;br /&gt;selman: o nasıl oluyor ya, işi felsefeye vurmasana hemen&lt;br /&gt;ben: yoo, bu işin matematiği, felsefeye vurduğunda her zaman 5 eder.&lt;br /&gt;selman: bir nerden geldi&lt;br /&gt;ben: soruya, oradan da cevaba gelene kadar geçen fuzuli zamandan&lt;br /&gt;selman: tamam yaa, soruyu biliyorsun, ne diyorsun?&lt;br /&gt;ben: senin ağzından duymak istiyorum. bilmekle duymak arasında fark varmış&lt;br /&gt;selman: neymiş o fark&lt;br /&gt;ben: bilmem, yeni yeni öğreniyorum. mutlulukla ilgili bişey olsa gerek&lt;br /&gt;selman: hangisi daha çok mutlu ediyormuş peki&lt;br /&gt;ben: bence bilmek ama sanırım çoğu kişi için ikisi birden :)&lt;br /&gt;selman: peki ben soruyu sorunca sen mutlu olacak mısın?&lt;br /&gt;ben: sanmam.&lt;br /&gt;selman: eee&lt;br /&gt;ben: eee ne?&lt;br /&gt;selman: niye sormamı istiyorsun&lt;br /&gt;ben: belki sen mutlu olursun diye :)&lt;br /&gt;selman: ben mutlu olacağımı sanmıyorum.&lt;br /&gt;ben: bu soruyla ilgili birşey mi?&lt;br /&gt;selman: anlamadım?&lt;br /&gt;ben: yani soruyu sormadığın için mi mutlu olamayacaksın, yoksa soracağın soru mu seni mutlu etmiyor.&lt;br /&gt;selman: ikisi de değil sanırım&lt;br /&gt;ben: biliyordum zaten&lt;br /&gt;selman: peki bu sefer mutlu oldun mu?&lt;br /&gt;ben: kesinlikle hayır.&lt;br /&gt;selman: haklısın abi&lt;br /&gt;ben: ne konuda?&lt;br /&gt;selman: işin kötüsü; her konuda&lt;br /&gt;ben: e doğal değil mi? ben yazıyorum.&lt;br /&gt;selman: öyle değil abi. sende en çok sevmediğim ne biliyor musun?&lt;br /&gt;ben: biliyorum&lt;br /&gt;selman: neymiş?&lt;br /&gt;ben: senden duymak isterim!&lt;br /&gt;selman: haklı olman değil abi, sürekli haklı olman!*&lt;br /&gt;ben: süreklilik kötü mü demek istiyorsun şimdi&lt;br /&gt;selman: kelime oyunlarına mı başlıyoruz&lt;br /&gt;ben: akıl oyunlarına ne dersin&lt;br /&gt;selman: tek bir cevap istiyorum; evet ya da hayır. anlaştık mı?&lt;br /&gt;ben: hayır&lt;br /&gt;selman: daha soruyu sormadım&lt;br /&gt;ben: ben de cevaplamadım zaten, sadece cevaplama şekline hayır dedim&lt;br /&gt;selman: sence bu mektubu yollamalı mıyım?&lt;br /&gt;ben: hayır demişim&lt;br /&gt;selman: ne zaman&lt;br /&gt;ben: az önce&lt;br /&gt;selman: o cevaplama şekli içindi&lt;br /&gt;ben: aynı zamanda cevaptı&lt;br /&gt;selman: bana yalan mı söyledin?&lt;br /&gt;ben: ne konuda&lt;br /&gt;selman: soruyu duymak istediğin konusunda&lt;br /&gt;ben: cevap geçerli&lt;br /&gt;selman: ne bu, bir taşla iki kuş vurma muhabbeti mi?&lt;br /&gt;ben: üç etti sanırım&lt;br /&gt;selman: daha fazla konuşmalı mıyım?&lt;br /&gt;ben: dört! :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* House dizisinde, Dr. House için söylenmiş bir cümle. yazının da esin kaynağı!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-810894910685924510?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/810894910685924510/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=810894910685924510' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/810894910685924510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/810894910685924510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/09/ben-demitim.html' title='ben demiştim'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-3423797877116706164</id><published>2007-09-02T09:21:00.000+03:00</published><updated>2007-09-02T09:23:03.786+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir ben bu ben'/><title type='text'>yalan</title><content type='html'>When a man lies he murders a part of the world,&lt;br /&gt;These are the pale deaths which men miscall their lives,&lt;br /&gt;All this I cannot bear to witness any longer,&lt;br /&gt;Cannot the kingdom of salvation take me home&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*To live is to die, Metallica&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-3423797877116706164?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/3423797877116706164/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=3423797877116706164' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3423797877116706164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3423797877116706164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/09/yalan.html' title='yalan'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5950334462408775055</id><published>2007-08-29T19:50:00.000+03:00</published><updated>2007-08-29T19:57:38.564+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><title type='text'>polis filmi</title><content type='html'>demiştim. gerçi bu lafı demeyi çoğu zaman sevmem ama bu sefer öyle değil. benim de blogumda sacid'in blogu gibi herşey olacak diye. iddiamız yok tabi, bizimki yapay (!?) bir taklitçilikten ibaret :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burda sezon geç açılıyor, uzak ya :). polis filmi yeni gelmiş, ben de izledim. öyle bazı arkadaşlar gibi uzun uzun künyeye bakmadım, izledim sadece. en çok musa ramiye el altından silah satan eski suçlu rolündeki saldıray abi namıyla bilinen karakter hoşuma gitti; ne oldum deme, ne olacam de gibi özlü sözler eder gibi bir hali vardı. her ne kadar aksiyon sahneleri yapmacık görünse de türk filminde parendeler atan karakterlere az rastlandığı için 7 aldı bizden, on üzerinden tabi. en yüksek not ile bitirelim, filmin finali : yalan söylüyorsun, yalan söylüyorsun !! :):)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5950334462408775055?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5950334462408775055/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5950334462408775055' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5950334462408775055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5950334462408775055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/08/polis-filmi.html' title='polis filmi'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-1561763053509374566</id><published>2007-08-27T06:19:00.000+03:00</published><updated>2007-08-27T06:36:01.178+03:00</updated><title type='text'>lost (the end)</title><content type='html'>y: ne bu şimdi, ne oldu ben anlamadım.&lt;br /&gt;b: o fılaşforvırd abi&lt;br /&gt;y: ne oldu yani&lt;br /&gt;b: ileriyi gösteriyor, amerikaya döndüklerini&lt;br /&gt;z: amerika olduğunu nerden biliyorsun&lt;br /&gt;b: kesin amerikadır, arabanın plakasına bakalım&lt;br /&gt;y: ne yaptı şimdi bu kate, jack'i bırakmış demi&lt;br /&gt;z: duymasın dedi ya, sawyer dır o&lt;br /&gt;y: sawyer'a mı gitmiş&lt;br /&gt;b: tabi abi, zaten öyleydi&lt;br /&gt;y: ya jack i love you dedi ya&lt;br /&gt;b: her şey o kadar basit değil abi&lt;br /&gt;z: ağzımı bozduracak bu karı&lt;br /&gt;b: daha ne kadar bozduracaksa :)&lt;br /&gt;y: öbürlerine ne oldu şimdi&lt;br /&gt;b: bi daha ki sezona&lt;br /&gt;y: ne zaman başlıyor&lt;br /&gt;z: şubatta&lt;br /&gt;y: ohaa&lt;br /&gt;b: evet, bunu çok duydum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x: abi olay derin&lt;br /&gt;y: nası yani&lt;br /&gt;b: kate olayı diyor&lt;br /&gt;y: ben anlamadım zaten&lt;br /&gt;x: sen ne düşünüyorsun abi&lt;br /&gt;b: olay belli, jack'e güveniyor ama sawyer çekici geliyor&lt;br /&gt;y: olur mu ya öyle&lt;br /&gt;x: doğru söylüyor abi&lt;br /&gt;y: kadınların hepsi mi böyle&lt;br /&gt;b: abi genelleme yapma :), kafanı karıştırma&lt;br /&gt;x: hepsi değildir inşallah&lt;br /&gt;b ve y: :):):)&lt;br /&gt;y: amin&lt;br /&gt;b, x ve y: :):):)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;z: bu kadına gıcık oldum ben ya&lt;br /&gt;y: hangisi&lt;br /&gt;z: şu doktor olana, kate de gıcık oluyor ya hani, adı neydi&lt;br /&gt;b: anladım da, hatırlayamadım şimdi adını&lt;br /&gt;z: çok da çirkin&lt;br /&gt;b: neresi çirkin ya bunun&lt;br /&gt;z: baksana abi&lt;br /&gt;b: bakıyorum zaten&lt;br /&gt;y: yok, onun ki esas claire&lt;br /&gt;b: dur abi ne diyorsun, başımı belaya sokacan&lt;br /&gt;y: ama bu da sarışın&lt;br /&gt;b: ee&lt;br /&gt;z: var bişey :), ama claire nin gözleri de renkli&lt;br /&gt;y: doğru ya&lt;br /&gt;b: tamam, bu kadın çirkin&lt;br /&gt;y: kate?&lt;br /&gt;b: abi, senin görüşleri bi alsaydık. malum, yenge de merak eder&lt;br /&gt;y: tamam, sustum. ya bu dvd leri sen ne yapacan.&lt;br /&gt;b: ne geçiyor aklından&lt;br /&gt;y: ben bazı kısımları anlamadım, hem evde izlerim bi daha&lt;br /&gt;b: yengeye artistlik yapacan demi :)&lt;br /&gt;y: dur ya, çaktırma :)&lt;br /&gt;b: yine anlamazsan :D&lt;br /&gt;y: işte o zaman zıçtık :)&lt;br /&gt;b, x, y ve z: :D:D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-1561763053509374566?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/1561763053509374566/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=1561763053509374566' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1561763053509374566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1561763053509374566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/08/lost-end.html' title='lost (the end)'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-4564021883313057650</id><published>2007-08-26T06:57:00.000+03:00</published><updated>2007-08-27T06:16:40.286+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezdim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dar eyledim dünyayı'/><title type='text'>richmond-betlehem-new york-dc-richmond</title><content type='html'>evet, sonunda amerikanyada da bir seferde 1000 mil sınırını devirdim. henüz türkiyedeki 2600 km lik rekoru egale edemesem de, yakındır derim :). sacid'in tişörtündeki I-95 highway'e girip, kuzeye doğru bastık. filmleri hatırlayın, yol tarifleri veya adres tarifleri hep yön içerir: tamamen doğru. buradaki bütün yollar kuzey-güney ve doğu-batı doğrultusunda yerleştirilmiş. şehir içinde de aynı uygulama var. bina numaraları da güneyden kuzeye ve doğudan batıya doğru artıyor (veya tam tersi, hatırlamıyorum :)). neden yaptıklarını da anladım; misal öyle bir yere geliyorsunuz ki emniyet şeritleriyle altı geliş, altı gidiş otoyol var ve bağlantı kavşağında üstten, alttan, sağdan soldan hatta iki üstten başka bir viyadükten 3-5 şeritli yolların bağlandığı yerler var. So, if you have bad sense of direction, don't drive.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk durak, leighigh univ, bethlehem. arkadaşın hocası, ünlü bir türkün evinde türk usulü çay ile eşi amerikalı hanımefendinin şeftali ve böğürtlenli keklerinden yiyoruz. türk usulü dediğime bakmayın, sallama çay, tadı da türk felan değil. sadece demlikte servis yapıldığı için bu şekilde anılıyor :). kekleri hiç sormayın, ayıp olmasın diye yedim. yoksa bilen bilir, pek başkasının yaptığını yemem. daha da ilginç bir nokta var aslında ziyarette. türk bir hocanın evinde ilk karşılaştığımız anda edilen birkaç türkçe kelime dışında hiç türkçe konuşmuyoruz. burası amerika!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üniversitede gezdiğim devasa laboratuvarları be kanara bırak, yeniden new york'a doğru yola koyuluyoruz. goerge washington köprüsünün üst katından geçerek long island daki adrese yol alıyoruz. evet, köprü bile iki katlı ve bu trafik hala sıkışıyor. boğaz köprüsüne laf edenlere duyurulur; köprü geçisi 6 dolar. ya da türkiyede tüm yollara laf edenlere söyleyim; başlıktaki güzergahı izlerseniz en az 65 dolar otoyol ve köprü geçişlerine ödeme yapmanız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buruklin, menhettın, long aylınd, brodvay, taym skuare gibi yerleri de gezdim, sıkay sıkrapır (gökdelen) leri de gördüm ama insanoğlu işte; hemen alışıyor. ne var derseniz, gökdelen işte ne olsun. sıra sıra binalar :). yine de ny yi sevdim, hiç değilse sokaklarda insan var, metro var (ama kokuyor ve sıcak).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dc de kısaca kaldım. bir araştırma mekezi gezdim. malesef dünyadaki ne büyük sarsıcıyı (shaker) göremedim saat geç olduğu için ama süper bilgisyarlarda çalıştırılan özel kodları ve simülasyonları görme imkanım oldu. e tabi doğal olarak yeni çalışma ortakları buldum ve amerikada kalmam için bir teklif daha aldım. merak edenlere; hayır dedim, bekleyenler var :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;home sweet home. insan bi yeri evi olarak gördüğü zaman ne olursa, nerede olursa olsun dönüş bir farklı oluyor. ohhh be :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-4564021883313057650?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/4564021883313057650/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=4564021883313057650' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/4564021883313057650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/4564021883313057650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/08/richmond-betlehem-new-york-dc-richmond.html' title='richmond-betlehem-new york-dc-richmond'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-2444147926127231101</id><published>2007-08-07T06:08:00.000+03:00</published><updated>2007-08-07T06:29:47.613+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>fırtına</title><content type='html'>önce rüzgarın sesi duyulmuştu hafif ve uzaktan. şehrin üstüne çoktan siyah bir perde örtülmüştü bile. fırtınanın gelişini herkes bekliyordu zaten, tedbirini de almıştı ama doğayla oyun olmayacağının herkes bilincindeydi. önce uzaktan hafif hafif aydınlanmalar başladı. şimşekler ses gelmeyecek kadar uzaktaydı ama fırtınanın gelişi artık yakındı. halis sıkıca annesinin üstüne örttüğü battaniyeye sarıldı. bu aklı başında yaşayacağı ilk fırtınaydı; oldukça korkuyordu, bir o kadar da heyecanlı. daha önce hiç görmediği fırtınayı büyük, üç gözlü ve dört bacaklı bir canavar olarak hayal ediyordu çünkü okuduğu hikaye kitaplarında en çok üç gözlü canavardan korkuyordu. anlattıkları kadar büyükse kesin dört tane de kolu olmalıydı. sığınağın en dıştaki kapısı rüzgarın etkisiyle hafif hafif vurarak ses çıkartmaya başladığında Halis nerdeyse uyumak üzereydi. irkildi. korkuyla silkelenip etrafına bakındı ve yan komşunun oğlu ile göz göze geldi. selcan ondan birkaç yaş kadar büyüktü ve hiç beraber oynamamışlardı, çünkü selcanın annesi onun sokakta oynamasını istemiyordu. halis neden acaba diye düşünürken muazzam bir gürültüyle olduğu yerde sıçradı ve battaniyesini kafasının üstüne geçirdi. bu sadece fırtınanın öncüsüydü, bir manada akıncı. halis hafif hafif titrerken bir yandan da merakıyla cebelleşiyordu; acaba dışarıda ne oluyordu. aklından geçen bunca soru arasında uzandığı yerden hiç kımıldamadan battaniyesini hafifçe araladı. işte tam o sırada akıncı birliğinden bir yıldırım daha gözlerinin önünde patladı. artık battaniyenin altına kaçmak için çok geçti. arabanın farlarının önünde çakılıp kalan bir tavşan gibi olduğu yerde dondu kaldı, ta ki hayatında işittiği en yüksek çığlığı duyana kadar. titremesi geçmişti artık, belki artık olan olmuştu ondan belki de olanların hakiki gerçekliğine alışmıştı. burgular halinde ilerleyen rüzgarın kopardığı dış kapının gözleri önünde göğe doğru süzülüşünü gördüğünde tepki bile vermemişti. açılan kapıdan içeri doğru püsküren su damlalarından birkaçıyla kendine geldiğinde etrafındaki çığlıkları duymaya başladı. kafasını çevirip etrafına baktığında göz damlaları yağmurla yarışan selcanı tekrar gördü. acaba annesi dışarıda oynamasına izin verse bu kadar korkarmıydı diye düşünürken kafasının arka tarafında bir acı hissetti ve kendinden geçti. sanki gece boyunca hiçbirşey olmamış gibi ışıl ışıl parlayan güneş ışınlarıyla gözleri kamaştı, sabah olmuştu. hafifçe doğruldu ve paramparça eşyalarla dolu etrafına baktı; etrafta kimsecikler yoktu. ayağa kalktı ve ışığın geldiği kapıdan dışarı çıktı. bir gün önce koşup oynadığı top sahasına, sokaklara, evinin bahçesine ve devrilmiş ağaçlara uzun uzun baktı. ne yol belliydi ne de kimseden bir iz vardı. derin bir nefes aldı, kirli elleriyle üstünü temizledi ve yeni doğan güneşi arkasına alıp yavaş yavaş yürümeye başladı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-2444147926127231101?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/2444147926127231101/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=2444147926127231101' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2444147926127231101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2444147926127231101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/08/nce-rzgarn-sesi-duyulmutu-hafif-ve.html' title='fırtına'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-1745275051749618554</id><published>2007-07-31T04:23:00.000+03:00</published><updated>2007-07-31T04:55:48.298+03:00</updated><title type='text'>şuşi</title><content type='html'>wasabi filmini izlememişiniz varsa aranızda tekrar tavsiye ederek başlayım, reno'nun güzel filmlerinden biridir. aslında sadece bir sahnesi için izleyebilirsiniz; reno'nun (ki filmde bir polis) wasabi yediği sahne. filmi birkaç defa izlemiş olduğumdan mıdır bilinmez, bugün wasabi önüme konur konmaz tanıdım :). bu acı, dikkat edin diye de uyardım ama yine de dayanamayıp tadına baktım. evet: acı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;downtown'a (çarşı demek :)) sıcakta yapılan bir yürüyüşün arasında hafif açlığımızı bastırmak için birinden çıkan "suşi yer misiniz?" üzerine herkesin birbirine ebleh ebleh bakmasıyla başladı bütün herşey. bilmem, olabilir, o nası bişey, bi bakın isterseniz, neden olmasın lafları arasında teklif eden şahsın kapıya doğru yaptığı atakla içeri doluştuk. bol sayıda çekik gözlü arasından süzülerek küçük mekanda pek de ingilizce konuşamadığı belli olan bir başka çekik gözlü tarafından masaya oturtulduk. aynı çekik göz menüleri getirdikten sonra neyse ki siparişleri almaya bi amerikalı geldi. kızın piercingleri, giyinişi ve rengahenk saçlarını bi kenara bırakacak olursak sadece deneme amaçlı karışık suşimizi ısmarladık. önden gelen çubuklarla yine herkes bi önüne bir de başkasının ne yaptığına bakma moduna geçti. bu duruma acayip çorbaların gelmesiyle ve içilmesiyle bir miktar ara verilmiş olsa da suşilerin gelişine yakın liderimizim garsonu çağırdı ve çatal istedi. garson pek garipsemedi, gerçi ona göre iki çöpü kullanmak kolay olsa bile, normal göründü. normal olmayan garsonun bir çatal getirdikten sonra liderin "to all of us" şeklinde bir tabirle hepimize birden çatal bıçak gerektiğini vurgulamasıydı. hemen söyleyim, ben kullanmadım. çorba arasında geldiğinde kısa bir antrenman yaparak çubuklara alıştım. gerçi bi miktar yavaş kaldığım mutlaktır, ama olsun sonuçta balıklar ölüydü ve bi yere kaçacak halleri yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, suşi yada başka bir deyişle "şuşi" çiğ balık. daha önce de hayatımda bir tane alarak bi daha yemem demiştim ama yediğimin pek iyi yapılmamış olduğunun farkına vardım. bu yediğimde her türlü balık vardı ama tercihiniz salmon (somon) balığı olsun derim. tabi soya sosunun içine wasabi koymadan olmaz :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-1745275051749618554?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/1745275051749618554/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=1745275051749618554' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1745275051749618554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1745275051749618554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/ui.html' title='şuşi'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-4271909533743619294</id><published>2007-07-30T07:20:00.000+03:00</published><updated>2007-07-30T07:28:50.301+03:00</updated><title type='text'>balta</title><content type='html'>yine söylüyorum burası garip bir yer! insanlar yalnızken yanına yaklaşıp bir dokunsanız, yetiyor. sıralıyor her şeyi, hatasını, hasretini, acısını ya da sevgilisini. hatta olmayan sevgilisini bile anlatan var, onu da hasret zincirlerine yeni bir halka olarak takarken. uçsuz bucaksız kapitalizm deryasının içine düşmüş bir "kuruş'un", ruhu ile cüssesi arasında kalmış bir insandan ne farkı var? garip dedim ama(!?), şimdi pek emin değilim. "ben bi baltaya sap olamayacam" diye tekrarlayıp duran birine balta sapı olmak zaten kolay değil demenin neresi garip??&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-4271909533743619294?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/4271909533743619294/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=4271909533743619294' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/4271909533743619294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/4271909533743619294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/balta.html' title='balta'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-7464385154264842897</id><published>2007-07-30T07:01:00.000+03:00</published><updated>2007-07-30T07:20:25.171+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='su üstüne yazılar...'/><title type='text'>zaman</title><content type='html'>x: bi sussan artık, yetmedi mi zehirlediğin onca kişi&lt;br /&gt;y: dayanamadım. aynı benim gibiydi, yani daha önce olduğum gibi. kaderin beni de bi zamanlar sürüklediği yerde gördüm onu. duvar aynı duvar değildi, üzerindeki şekiller de farklıydı hatta daha da yüksekti! belki dedim.&lt;br /&gt;x: belki ne? sen mi aşıracaksın o duvardan? hadi bundan aşırdın, sonrakinde ne yapacak? sen yine orada olabilicek misin? sen kimsin?&lt;br /&gt;y: bilmiyorum! bilmek istediğimden de emin değilim!&lt;br /&gt;x: bilsen ne olacak ki? bi zavallı olduğunu öğrenmek senin gibi bir zavallıya ne katacak?&lt;br /&gt;y: madem biliyordun, niye daha önce söylemedin?&lt;br /&gt;x: anlarsın diye bekledim ama nafile! dönüp dolaşıp geldiğin noktanın aynı yer olduğunu fark ettiğinde anlarsın sanmıştım.&lt;br /&gt;y: gezip dolaştığım, görüp duyduklarımın hiç mi manası yok?&lt;br /&gt;x: işte yine aynı yerdesin, hala zavallısın...&lt;br /&gt;y: senin gibi mi olmalıyım&lt;br /&gt;x: birşey mi ima ediyorsun?&lt;br /&gt;y: hayır! ne olmam gerektiğini bulmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;x: boşa uğraşma, benim gibi olamazsın. hem olmak da istemezsin.&lt;br /&gt;y: o zaman benim durumum daha iyi&lt;br /&gt;x: o niye?&lt;br /&gt;y: bilmem, ses tonundan öyle hissettim.&lt;br /&gt;x: ortada bir ton bile yok! nerden çıkarttın?&lt;br /&gt;y: okuyanın beyninde yankılanan ne?&lt;br /&gt;x: o zaman öne geç!&lt;br /&gt;y: öne geç? neyin önüne, fotoğraf mı çekeceksin.&lt;br /&gt;x: soytarılık yapma! öne geçmenin, başı çekmenin, ipleri ele almanın zamanı geldi.&lt;br /&gt;y: bence zamanı değil!&lt;br /&gt;x: tam zamanı?&lt;br /&gt;y: emin değilim?&lt;br /&gt;x: daha bekleyecek misin?&lt;br /&gt;y: belki biraz daha&lt;br /&gt;x: artık istediğin kadar bekleyebilirsin...&lt;br /&gt;y: bu ne demek şimdi?&lt;br /&gt;x: zaman doldu! bu yazı bitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-7464385154264842897?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/7464385154264842897/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=7464385154264842897' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7464385154264842897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7464385154264842897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/zaman.html' title='zaman'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-2637569238530486342</id><published>2007-07-29T09:09:00.000+03:00</published><updated>2007-07-29T09:28:34.080+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezdim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dar eyledim dünyayı'/><title type='text'>washington dc</title><content type='html'>evet, yol hikayelerine yenilerini ekliyorum. bugün sacid'in tişörtünde yazan 95 numaralı interstate highway üzerinden washington dc'ye yol aldım. burada kısaca dc diyorlar çünkü burası eyalet değilmiş, özerk bir bölge, "district of colombia". ne anlamlar taşıyor tam ben de bilmiyorum ama emniyet şeritleriyle birlikte 6 şeritli bir otoyolda nasıl trafik olabiliyormuş onu gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlatacak pek bişey yok aslında, dc nin içine girmediğimiz için filmlerde gördüğüm beyaz sarayı veya bilmem ne bakanlığını görmedim. ama aynı filmlerde adı geçen fairfax'de bi yemek yedim, hem de türk lokantasında hem de DÖNER! tadı çok güzeldi, hakikaten bu kadarını beklemiyordum. tabi açlığın ve özlemin kattığı tatları söylemeye bile gerek yok ama insan yine de yanında kibrit kutusu büyüklüğünde bir kapta yoğurt görünce gülümsemekten kendini alamıyor. fotoğrafını çekip dostum sacid'in yaptığı gibi flickr'da yayınlardım ama kıskanırsınız diye vazgeçtim :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolculuğu severim, bilen bilir, ama bu yolculuktan o kadar da zevk alamadım. otoyolun araba dolu olması, hatta trafik oluşması, çevrede ağaçlar dışında bakacak birşey olmaması ya da otoyol kenarlarındaki yüksek ses bariyerlerinin olması etkilidir belki. yanımdaki gencin kulaklıkları takıp arabanın içindeki tv'yi izlemesi ya da ondan sıkıldığı zamanlarda psp'ye dalıyor olması da bunda etken olmuştur kesin. kim bilir, belki de gözlerim tanıdık birşeyler aramıştır da bulamamıştır, ondan uykum gelmiştir. umut dünyası işte, belki hayalimdeki rüyama girer diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünya küçük, bir eve girip 20-30 türkçe konuşan insanı görünce gülümsüyorsunuz kendi kendinize. bakıyorsunuz biri televizyonda gördüğünüz bi sima, diğeriyle türkiye'de tanışmışsınız da tekrar görüşmek buraya kısmetmiş, kimisi bulunulan entellektüel ortamdan çok çok uzak ama zevten dört köşe, çünkü muhabbet türkçe :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-2637569238530486342?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/2637569238530486342/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=2637569238530486342' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2637569238530486342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2637569238530486342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/washington-dc.html' title='washington dc'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5400132730519851320</id><published>2007-07-19T22:05:00.000+03:00</published><updated>2007-07-20T01:06:19.325+03:00</updated><title type='text'>gece</title><content type='html'>geceleri seviyorum, kimsecikler olmuyor ortalıkta ama sohbet gırla. hararetli bir tartışma olayın bütün boyutlarını masaya yatırmış, şekillendirmeye çalışıyor. masal olsa gerek bu, en azından bir hikaye. belki bir kısmı yaşanmış, belki kalanı hala yazılmamış. konuşmaların en çok alevlendiği o anda malum soruyla herkes irkiliyor: kim yazacak? ben, "çekilin kenara" diyorum, destan yazmak için gölgeye gerek yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay dolandı suya düştü&lt;br /&gt;Su ballandı ceylan içti&lt;br /&gt;Çok küçüktüm kimi sevsem&lt;br /&gt;Deli gönlüm sana düştü yar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gölgem çekingen tavırlarla bir kenara çekilirken yalnızlığımın derin ve donuk bakışlarıyla göz göze geliyorum. "senle, olsaydı şimdiye kadar olurdu" diyerek kenara itiyorum. destan yazmak için en az iki kişiye ihtiyaç var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir düş gördüm ben düşümde&lt;br /&gt;Baban seni bana vermiş&lt;br /&gt;Çiçek açmış zerdaliler&lt;br /&gt;Gece olmuş yol düşmüş yar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karar vermenin işin bir kısmını çözdüğünün ama kalanının hala ortada olduğunun farkına varıyorum. beni bilen bilir, sac'ın her başlığın altında yazdığı gibi "ne önemi var!".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni bilse yollar bilir&lt;br /&gt;Dağlara sor rüzgar bilir&lt;br /&gt;Şimdi sustum örtün beni&lt;br /&gt;Bilen susar demedim mi yar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, "üstümü örtün", uyuma vakti geldi. gerçi 4 saat uyuma moduna geçmek için çabalıyorum bu ara ama henüz başarılı değilim. ama uzakta ışığı gördüm bile :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece beni gizledi geceden&lt;br /&gt;Gece beni sakladı geceden&lt;br /&gt;Gece bana yol gösterdi gece&lt;br /&gt;Yolcuyum bu gece&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, dedim ya, geceleri seviyorum. bir karar alıyorum, kimse yokken, kendi kendime. sabah kalkıp uyguluyorum. yukarıda yazdığı gibi, gece bana yol göstermiş gibi oluyor sanki. kalktığımda kendimi hazır hissediyorum, kararlar alınmış hem de kimsenin ruhu bile duymadan ve mücadeledeki en önemli avantajı -süpriz- hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günaydın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*Geceden, Haluk Levent şarkısı&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5400132730519851320?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5400132730519851320/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5400132730519851320' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5400132730519851320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5400132730519851320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/gece.html' title='gece'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-7922069771178022907</id><published>2007-07-19T01:37:00.000+03:00</published><updated>2007-07-19T07:41:27.936+03:00</updated><title type='text'>melis macerası</title><content type='html'>ilk blog lafını bir dostumdan duydum, o da kardeşinden duymuş; kendisinin güzel de bir blogu vardır. nedir bu blog dediğimde dostum, "yazıyorsun işte, günlük gibi bişey. ne istersen yaz, anlat" gibi laflar etmişti. "hadi len" dedim ona :), evet ayen öyle. ama yine de kardeşinin blogu bir açıp baktım, ben yazmam yazı felan dedim kendi kendime. sonra nasıl blog alınıyormuş diye bir bakayım dedim, üç adımda bi anda blogum olunca kendimi sorumlu hissettim, birşeyler yazayım dedim. üçüncü blogu yazdıktan sonra şu benim arkadaşa-blogdan ilk bahseden, kardeşi olan- adresi gönderdim. o da bana bahsettikten sonra almış, üçüncü bloguda yazmış ama bana söylemiyormuş. tesadüf diyecem ama tam değil, birbirimizi tanımamızın etkisi vardır mutlaka...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gel zaman git zaman yaptığım blog kabardı, hatta bazıları ünlü olduğunu da söyledi ama pek inanmadım. bu blogdaki yazılarımdan bazılarının çok karamsar olduğunu söyleyenlerin eski blogumu görmediği belli. evet bu benim ikinci blogum, çünkü diğerinin miyadı doldu; sildim. merak edenlere: yazıları atmaya kıyamadım, hepsi hala bende :). ilk blogumu yazarken de birilerini etkileyim, kendimi tanıtayım, ülke-millet kalkınsın, cem uzan başbakan olsun gibi sloganlarım hiç olmadı, bunda da yok. diğer taraftan yazdığım birçok blogda, hatta çoğunluğunda bir mesaj hep olmuştur. tahmin edebiliyorum, 'kediyi merak öldürür'. yine de en çok merak edilen 5N1K'dan 1K'yı cevaplayım. mesaj çoğunlukla birilerine değil, zaten birine mesaj vermek istiyorsam ya adını zikrediyorum ya da niteliklerini tanımlayarak adres gösteriyorum (bkz. ilk paragraftaki dostlarım muh-sac kardeşler :)). mesajların bazıları genel, hakikaten bazı davranışları anlamakta zorlandığım olmuştur, bunu nasıl bir insan ya da insan evladı yapar diye merak ederek soruyu blog ortamına atmışımdır. bazı mesajların muhattabı bile yok; isteyen üstüne alsın, kendine çeki düzen versin ya da isteyen üzerine alınsın, hadi oradan desin. bazılarında da hiç mesaj yok, boşuna aramayın :):)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnız bu melis olayı farklı çıktı. ilk yazı tamamen malum şahısın blogunda melisi konuşturmasına nispet yapmak ve farklı bakış açısı sunmak üzere klavyeye alınmıştı. benimki gibi eller ve ayaklardaki parmakların sayısını geçmeyen izleyici kitlesine sahip bir blog için 9 comment alması inanılmazdı. daha inanılmaz olanı sadece bu yazı üzerine yaptığım msn yazışmaları ve maille yapılan ekstra commentlerdi :). ikinci yazıyı kaleme almak şart oldu; hem cevap yetişmedi, hem de anlatımda eksik kalan yerler vardı, belki biraz da savunma içgüdüsü :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kabul ediyorum: ikincisi biraz daha sertti. içerik kesinlikle doğruydu, hatta daha sert olmasına karşın "sen haklısın" diyenlerin sayısı çoğunluktaydı :). güldüğüm nokta bir taraftan ikisini de benim yazıyor olmam, diğer taraftan aslında arkadaşımın kedisi olan melis karakterinin çok çok ciddiye alınması, irdelenmesi ve taraf haline gelmesidir. yine tahmin edeceğiniz gibi üçüncü yazı da bütün bunların üzerine geldi. yazının yorumlanması konusunda yeterli bilgi olmadığı konusunda bir açıklama yapmam şart, çünkü artık yazıların altında yazılan commentlerden daha çoğu mail ve msn mesajı olarak geliyor :) hatta comment yazmayıp, "yazamayacam şimdi ama yorumum ....." şeklinde msn mesajı atanlar var. aslında arada bi yerlerde-tam yerine bakamayacam şimdi- bahsettiğim mesajların çoğunu doğru okuyamamanız normal ama açık söylemek gerekirse, benim dördüncü yazıda iyice geyiğe vurduğum bu diyaloğun bu kadar ciddiye alınmasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgili dostum sac son melis bloguna hem comment yazdı, hem msnde "abi yazı çok güzel olmuş" gibi bir yorumda bulundu-evet o da çift dikişlerden :)- öyleyse güzel olmuştur. bu kadar da tepki aldığına göre benim görmediğim birşeyler de gizli mi acaba diye yazıyı tekrar tekrar okudum. arkadaşımın biri içerikle ilgili bazı yaklaşımlarda bulundu, simgesel ifadeler felan varmış ama açıkçası ben anlamadım, güzelmiş galiba özetle, sadece aklıma geldiği gibi, ara vermeden, elimdeki on parmağın sekizini harflere ikisini boşluk tuşuna vuracak şekilde yazdım-on parmak. başka bir tanesi diyaloglardaki aslında benim ne ifade etmek istediğimi açıklayacak şekilde yanına notlar alarak mail attı. ama yine de dayanamamış, bir bayan olduğunu belli etmiş. daha çok melis'in aslında ne demek istediğini ve ona göre yorumlarını yazmış :):). hemen bir teşekkür etmem lazım, hatta yorumlarını belki başkalarının görmesini istemeyeceğimi düşünerek bloga yazmamış-sağolsun çok incedir- ama ben yine de ilgili satırları aşağıda yayınlayacağım :):).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabi bu kısma kadar sabretmiş olan sevgili blog okuyucuları bu manyak nereye vardır diyecek kadar çileden çıkmıştır heralde :) hemen söyleyim, satır aralarını da yazarak diyagoğu tekrarlayacağım. üç kişilik bir konuşma olacak, melis, ben ve ben :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melis: abi naber? (canı sıkkın, hem ses tonundan hem tavırlarından belli)&lt;br /&gt;ben: iyidir, senden. (farketti, açılana kadar pek pas vermeyecek. nasıl olsa sadede geleceği belli. bacaklarının etrafında S harfleri çiziyor, kaçmak bakışlar atıyor. biraz bekle)&lt;br /&gt;melis: fena değil... (aslında iyi değil ama söyleyiş tarzı bu. bayanlara has bir özellik olduğu söylenir ama söyleyemeyen tiplerde böyledir :))&lt;br /&gt;ben: -- (zaman kazanma hareketleri. topun el yaktığı bir anda hiç bulaşmadan onun gelmesini bekliyor. diğer taraftan üzerine giderse belki de açılmayacağını, açılamayacağını biliyor, çünkü direkt açılabileceği bir konu olsaydı daha farklı bir giriş yapardı. kısaca onu ürkütmekten korkuyor aslında)&lt;br /&gt;melis: havalar da bu ara çok düzensiz, çok rahatsız ediyor. (malum, laf dolandırıyor. sonunda rahatsız ediyor dediğinde neyin var demesini felan bekliyor. belki başım ağrıyor felan diye cevap verip sonra niye? ne oldu? gibi bir soruyla açmasını isteyen bir laf dizimi aslında)&lt;br /&gt;ben: düzelecekmiş (elindeki işten kafasını bile kaldırmıyor, ortalığın yatışmasını bekliyor. topu hala rakipte bırakıyor)&lt;br /&gt;melis: pek keyfin yok galiba (:). ilk yazarken de gülmüştüm, aslında keyfim yok demek :):))&lt;br /&gt;ben: yoo, çok şükür gayet yerinde (top hala rakipte. melisin patlamak üzere olduğunu biliyor ama böyle yapmazsa melisin olayı tam olarak anlatmayacağına emin. hem şimdi anlatmazsa, daha sonra yanına gidip neyin var, canın sıkkın gibi bir ifadeyle halini hatrını soracak. melis yine bişeyim yok diye başlayacaktır ama olsun :))&lt;br /&gt;melis: abi canın birşeylere sıkkınsa bana açılabilirsin (sor artık diye kıvranıyo)&lt;br /&gt;ben: sağol güzelim, iyiyim. (daha önceki melis tecrübelerinden saçma birşey olduğuna karar veriyor, onun için sormuyor, hatta dinlemek de pek istemiyor. kedi olduğunu aslında burada hatırlıyor)&lt;br /&gt;melis: abi sen canın sıkılınca niye benimle paylaşmıyorsun? (saldırı başlıyor, bu da aslında sormuyorsun demek, niye? bir yandan da işin içinde bilmişlik var, böyle yapman lazım şeklinde dikte ediyor, standart hareket :))&lt;br /&gt;ben: melis, iyi misin sen? (cerahati çıkartma vakti, iki taraftan hafifçe sıkınca patlar. çok bastırmazsan yavaş yavaş ama bi yere kadar)&lt;br /&gt;melis: nasıl bir soru şimdi bu? (buraya gelene kadar sinirlendi tabi :) ama sinir iyidir, kavga da iyidir ama bunu çoğu kişi bilmez ya da anlamaz. insanlar birbirlerine karşı asıl düşündüklerinin çoğunu kavgada söyler aslında. hani bir söz var ya, "senin bu dediğin kavgada bile denmez" şeklinde, o laf buralardan gelir. kavga sırasında adrenalin salgılanır, tansiyon ve kalp atışı artar, beyin aşırı yüklenir aslında; daha hızlı düşünmesi gerekir. dolayısıyla doğruların üzerine kılıf geçirmek için zaman yoktur. kavganın güzelliği kötü sözler değildir elbette, devamındaki tatlı sözler ve paylaşımdır. işin uzmanı değilimdir ama büyük aşkların bile kavgayla başladığı görüşü duvar yazıları olacak kadar bilinir. herkesin evinde de kavga vardır, hem de bu kaçınılmazdır. çocukların çoğunun düşündüğü gibi bu sevgi ve saygısızlıktan değildir, aşktandır-ama çoğu durumda şiddet yoktur!.)&lt;br /&gt;ben: unut gitsin. (bir adım geri atama olayı. diğer bir deyişle sobaya bir odun daha atılır:))&lt;br /&gt;melis: sanırım bir hata yaptım ve şimdi ne yapacağımı bilmiyorum. (bakla yerinden fırlar. eminim ki bu bakla başka türlü çıkmazdı. niye mi? çünkü ben yazdım :))&lt;br /&gt;ben: devam et (birkaç sebebi var. 1. melis konuya girene kadar kök söktürdü, canı sıkıldı. 2. ateşi sıcak tutmalı 3 okuyucuya "ohaa, bu kadar da olmaz ki" dedirterek reyting sağlamak :). işe yaradı)&lt;br /&gt;melis: ya hassas bir durumdayım görmüyor musun? biraz daha nazik olamaz mısın? (olayı abartıyor, üzerinde bi miktar baskı kurmak istiyor gibi diğer taraftan. içerik olarak konunun ikimizle ilgili olduğuna ait ilk ip ucuda burada geliyor)&lt;br /&gt;ben: devam eder misin lütfen (durumu çaktı, pas vermiyor. diğer taraftan "devam et" satırındaki anlatım hala devam ediyor. yalnız 3. maddedeki vurgu artırılıyor)&lt;br /&gt;melis: yok, ben vazgeçtim. senden olmaz (atak sırası meliste. erkeğe söylenmeyecek nadir laflardan biri. içinde tanımlama yok, çok genel. karşısındakinin sigortalarını attırarak hem konuya kendi girişi için zemin hazırlıyor, hem de öc alıyor. bunu sadece melisler yapabiliyor :):))&lt;br /&gt;ben: yav ne şimdi bu. kızınca ali usta kızma, sonuçta bi kedi diyor. blogu takip eden başka biri acımasız, diğeri nankör olarak suçluyor. dahası da var: yazıyı yazan benim, senin taraftarların ya da gavurcası 'fun' ların var. hepsi yetmiyor gibi bi de bana olmaz diyorsun. (blog okuyucularına sempati, teşekkür ve mesaj var. kızgın bir ifade gibi görünse de hiç alakası yok aslında, geyiğe devam)&lt;br /&gt;melis: tamam abi kızma, bi sakin ol. (ileri gittiğinin farkında. hem üstüne gitmeye devam ederse konudan da uzaklaşacak, azıcık geri adım, çok değil)&lt;br /&gt;ben: tamam boşver, sakinim. sinirlenecek bişey değil zaten; sonuçta ben konuşturmuyor muyum? (kedi olduğunu hatırlatma, tuzağa düşmeyin der gibi :) aslında hepsi ben ya da başka bir deyişle ben, gölgem ve yalnızlığım)&lt;br /&gt;melis: haklısın abi, en büyük sensin. yüce insan, büyük kişilik (sac haklı :). ayar veriyor)&lt;br /&gt;ben: tamam tamam. söyle hadi, ne oldu? (çok yememekle birlikte finale hazırlık lazım. acelecilik başladı)&lt;br /&gt;melis: abi kızmayacaksın ama (damara basacak belli. yapmadan olmaz, o zaman melis olmanın ne anlamı var :)&lt;br /&gt;ben: kızacağım birşey mi? (kaderin batsın :) biliyor ama yine de soruyor)&lt;br /&gt;melis: olabilir ama söz ver kızmayacaksın. (genel mesaj vermek için melisten pas alınır)&lt;br /&gt;ben: ya bak saçmalıyorsun yine. kızacağımı bildiğin birşey söylüyorsan elbette kızacağımdır. ben de bunu anlamıyorum bir türlü. "bak bişey söyleyeceğim ama gülmeyeceksin", "bişey söyleyeceğim ama kızmayacaksın","bişey söyleyeceğim ama üzülmeyeceksin","bişey söyleyeceğim ama şaşırmayacaksın". (genel mesaj verilir)&lt;br /&gt;melis: kızacaksın yani. (kızacağını biliyor ama akıllı. önceden hafif hafif yakıyor ki, sonra patlamasın)&lt;br /&gt;ben: -- (kafa üstünden dumanlar çıkmaktadır)&lt;br /&gt;melis: tamam, bunu kızmayacaksın olarak kabul ediyorum. (standart davranış: herşeyi istediği gibi anlıyor, istediği gibi olduğunu kabul ediyor :))&lt;br /&gt;melis: ben burda kalmaya karar verdim, senin yanında. seni sevdiğimi anladım, ölene kadar yanında olacağım. (:):). çoğunluğu daha önceki yazılardaki serinin takibi için. diğer taraftan bazı eleştirilere ve olayın bi şekil almasına taraftar olanlara yapılmış bir jest. diğer taraftan vuslat anını vurgulayarak yüz güldürme, mutlu son olayı)&lt;br /&gt;ben: hangimiz ölene kadar? (:D yazarken de çok güldüm. "sadece mantığıyla düşünenler budaladır" lafını hatırladım. aslında işin mantıklı düşünülebilecek yanını vurgulamanın yanı sıra lostta michael'in ana lucia'yı vurduğu anda seyircilerin bir anda patlayıp küfür etmesi gibi bir sahne olsun diye. tabi herkes beni çoğu zaman mantıklı ve hep böyle düşünen biri sandığı için etki kaçınılmaz şekilde büyük)&lt;br /&gt;melis: abi tamam ya, vazgeçtim. seni iki satır romantizmin içine sokabilmek için en az yirmi satır uğraştım, bi satırda yerle bir. tamam ya: bitti! (bitti)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arkadaşın yorumu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melis: sanırım bir hata yaptım ve şimdi ne yapacağımı bilmiyorum. (Burda yine kararsız konuşturuyorsun melis i gerçi herkez melis değil unutma sende değilsin üstelik bir dişi kişiliği konuşturmak karşı cins tarafından pekde gerçekci olmasa gerek)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben: devam eder misin lütfen Melis hassas durumdayım diyorsun yaptığın sadece devam edermisin oluyor hayret ya :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melis: olabilir ama söz ver kızmayacaksın. BURADADA NASIL ÇEKİNİYORSA DİYECEĞİNİ DİYEMİYOR DEMEKKİ BÖYLE BİR İMAJIN VAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melis: tamam, bunu kızmayacaksın olarak kabul ediyorum. ben burda kalmaya karar verdim, senin yanında. seni sevdiğimi anladım, ölene kadar yanında olacağım. VALLA HERKEZE BÖYLESİ NASİP OLMAZ ÖLÜMÜNE KANKASINIZ YANİ :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben: hangimiz ölene kadar? Bu seni öldürür :))))))))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekrar teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: bu kadar yazacak ne vardı, biz bu adamı ne yapmaya gönderdik, o ne yapıyor gibi lafları duyar gibiyim :). değişiyor muyum ne?; artık eve iş getirmiyorum. lostun 2. sezonu da bitirdik, bugün ara verdik. odaya çekildim, nette gezerken bunlar döküldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vesselam...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-7922069771178022907?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/7922069771178022907/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=7922069771178022907' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7922069771178022907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7922069771178022907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/melis-maceras.html' title='melis macerası'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-8333754522392941124</id><published>2007-07-18T06:52:00.000+03:00</published><updated>2007-07-18T06:53:55.000+03:00</updated><title type='text'>sac'ın hakkı sac'a (lost'tan)</title><content type='html'>evet, yazacağım kısa bloglardan biri. sac haklı. şerefsiz michael!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: ikinci sezon bitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-8333754522392941124?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/8333754522392941124/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=8333754522392941124' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8333754522392941124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8333754522392941124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/sacn-hakk-saca-losttan.html' title='sac&apos;ın hakkı sac&apos;a (lost&apos;tan)'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-8473525829748045446</id><published>2007-07-17T23:41:00.000+03:00</published><updated>2007-07-18T06:50:32.410+03:00</updated><title type='text'>kedinin dediği</title><content type='html'>melis: abi naber?&lt;br /&gt;ben: iyidir, senden.&lt;br /&gt;melis: fena değil...&lt;br /&gt;ben: --&lt;br /&gt;melis: havalar da bu ara çok düzensiz, çok rahatsız ediyor.&lt;br /&gt;ben: düzelecekmiş&lt;br /&gt;melis: pek keyfin yok galiba&lt;br /&gt;ben: yoo, çok şükür gayet yerinde&lt;br /&gt;melis: abi canın birşeylere sıkkınsa bana açılabilirsin&lt;br /&gt;ben: sağol güzelim, iyiyim.&lt;br /&gt;melis: abi sen canın sıkılınca niye benimle paylaşmıyorsun?&lt;br /&gt;ben: melis, iyi misin sen?&lt;br /&gt;melis: nasıl bir soru şimdi bu?&lt;br /&gt;ben: unut gitsin.&lt;br /&gt;melis: sanırım bir hata yaptım ve şimdi ne yapacağımı bilmiyorum.&lt;br /&gt;ben: devam et&lt;br /&gt;melis: ya hassas bir durumdayım görmüyor musun? biraz daha nazik olamaz mısın?&lt;br /&gt;ben: devam eder misin lütfen&lt;br /&gt;melis: yok, ben vazgeçtim. senden olmaz&lt;br /&gt;ben: yav ne şimdi bu. kızınca ali usta kızma, sonuçta bi kedi diyor. blogu takip eden başka biri acımasız, diğeri nankör olarak suçluyor. dahası da var: yazıyı yazan benim, senin taraftarların ya da gavurcası 'fun' ların var. hepsi yetmiyor gibi bi de bana olmaz diyorsun.&lt;br /&gt;melis: tamam abi kızma, bi sakin ol.&lt;br /&gt;ben: tamam boşver, sakinim. sinirlenecek bişey değil zaten; sonuçta ben konuşturmuyor muyum?&lt;br /&gt;melis: haklısın abi, en büyük sensin. yüce insan, büyük kişilik&lt;br /&gt;ben: tamam tamam. söyle hadi, ne oldu?&lt;br /&gt;melis: abi kızmayacaksın ama&lt;br /&gt;ben: kızacağım birşey mi?&lt;br /&gt;melis: olabilir ama söz ver kızmayacaksın.&lt;br /&gt;ben: ya bak saçmalıyorsun yine. kızacağımı bildiğin birşey söylüyorsan elbette kızacağımdır. ben de bunu anlamıyorum bir türlü. "bak bişey söyleyeceğim ama gülmeyeceksin", "bişey söyleyeceğim ama kızmayacaksın","bişey söyleyeceğim ama üzülmeyeceksin","bişey söyleyeceğim ama şaşırmayacaksın".&lt;br /&gt;melis: kızacaksın yani.&lt;br /&gt;ben: --&lt;br /&gt;melis: tamam, bunu kızmayacaksın olarak kabul ediyorum. ben burda kalmaya karar verdim, senin yanında. seni sevdiğimi anladım, ölene kadar yanında olacağım.&lt;br /&gt;ben: hangimiz ölene kadar?&lt;br /&gt;melis: abi tamam ya, vazgeçtim. seni iki satır romantizmin içine sokabilmek için en az yirmi satır uğraştım, bi satırda yerle bir. tamam ya: bitti!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-8473525829748045446?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/8473525829748045446/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=8473525829748045446' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8473525829748045446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8473525829748045446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/kedinin-dedii.html' title='kedinin dediği'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-3168705960278401042</id><published>2007-07-16T08:19:00.000+03:00</published><updated>2007-07-16T09:07:36.713+03:00</updated><title type='text'>lost (forever)</title><content type='html'>x: abi bu kız üçgen vücut&lt;br /&gt;b: tepe açısı da büyük&lt;br /&gt;y: o ne demek?&lt;br /&gt;b: geniş omuzlu demek abi&lt;br /&gt;x: abi, Clarie duymasın&lt;br /&gt;b: abi adımız çıkmış, şirin dedik ne olmuş&lt;br /&gt;x: yok bişey abi, ben de senin onu şirin bulduğunun farkındayım&lt;br /&gt;y: bak söylüyorum, bu da i love you&lt;br /&gt;b: abartma abi, ana lucia'ya bişey dedim mi?&lt;br /&gt;x: bıraksak açıyı söylüyordun abi&lt;br /&gt;b: hay mühendis beynimi ....&lt;br /&gt;y: hangisini seçecen hoca&lt;br /&gt;b: bak sonuna hoca koydun, beni germeye başladın. bizim arkadaş da soru soracağı zaman msn de  böyle başlıyor. öylesine söylese bile şüpheleniyorum :)&lt;br /&gt;x: abi soruya cevap vermedin&lt;br /&gt;b: unutursunuz diye umut etmiştim, lostun bu bölümü de biraz sıkıcı geldi galiba&lt;br /&gt;y: he ya, herkes mutlu, böyle bitirecekler bölümü&lt;br /&gt;b: bi tane daha izleyelim o zaman&lt;br /&gt;x: abi (y'ye), konuyu değiştiriyor&lt;br /&gt;y: claire i bırakmaz o&lt;br /&gt;b: dört hakkımı da kullanabiliyor muyum&lt;br /&gt;y: öyle bi hak yok&lt;br /&gt;b: niye abi&lt;br /&gt;y: bizim hanım duyarsa asar beni&lt;br /&gt;b ve x: :):):P&lt;br /&gt;b: o zaman biz kullanırız&lt;br /&gt;x: abi beni de sayma, geçen sen bi sor dedin ya, o zaman bi ucundan bahsettim, acayip kızdı valla.&lt;br /&gt;b: haydaaa! sen nasıl söyledin kıza&lt;br /&gt;x: dört tane hakkımız varmış, burdaki abi öyle söylüyor dedim&lt;br /&gt;b: yuhhh! ulen öyle denir mi? bulaşıkları yıkayacak biri lazım, sonra çamaşır ve diğer ev işleri için de diyeceksin. sırf sen rahat etti diye, çaktın mı?&lt;br /&gt;y: helal ya, süpersin. ben hiç böyle düşünmemiştim&lt;br /&gt;x: abi fikir temeli iyi de, bunu biraz desteklemek lazım.&lt;br /&gt;b: doğru söylüyorsun, biraz da çaktırmadan gözünü korkut&lt;br /&gt;y: o nasıl olacak&lt;br /&gt;b: abi sen evlisin&lt;br /&gt;y: yav onun için dikkatli dinliyoruz zaten :)&lt;br /&gt;x: nasıl yapacaz abi&lt;br /&gt;b: beş çocuk isteyin&lt;br /&gt;x: abi ne yaptın ya, kreş mi açacaz&lt;br /&gt;y: bak bu da güzel bi fikir&lt;br /&gt;b: ya şimdi başımı belaya sokacaksınız. bunları öyle bi anda söylerseniz topu dikersiniz. onu bi ben yapıyorum, sonra amerikaya kadar kaçıyorum :). siz yavaş yavaş söyleyeceksiniz, tepki büyüyünce geri çekileceksiniz&lt;br /&gt;y: ya hocam, acayip taktikler var sende&lt;br /&gt;x: abi ben söyleyemem, korkarım&lt;br /&gt;b ve y: :):):)&lt;br /&gt;y: çaktırma, ben de söyleyemem&lt;br /&gt;b ve x: :):):)&lt;br /&gt;x: abi şimdi sen dört ayrı kişiden beş çocuk isteyipte mi geldin buraya?&lt;br /&gt;b: yok ulen, serbestiz de onun için bu kadar sıkıyoruz&lt;br /&gt;b, x ve y: :)::P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x: abi bu onlardan&lt;br /&gt;b: adırs, adırs&lt;br /&gt;x: locke'ın aklını karıştırdı&lt;br /&gt;y: jack'e de yaptı onu&lt;br /&gt;x: fitneci abi bu&lt;br /&gt;b: bu ana lucia'nın başka elbisesi yok galiba&lt;br /&gt;y: yine kızları mı konuşacaksınız ya&lt;br /&gt;x: abi zaten üç dört tane kız var&lt;br /&gt;y: claire le başlarsınız zaten&lt;br /&gt;x: yok abi, sen kusura bakma da ben bugün claire'nin giydiği elbiseyi hiç beğenmedim&lt;br /&gt;b: haydaaa, ne kusura bakacam yav. dizi bu. nesini beğenmedin, dekolte mi?&lt;br /&gt;x: yok abi, ben bu tip elbiseleri sevmiyorum.&lt;br /&gt;b: nesini?&lt;br /&gt;x: bilmiyorum abi. hep böyledir. heralde üstündeki dalgalanıyor ya, dikkat felan dağıtıyor, ondandır.&lt;br /&gt;y: bak yine konuşuyorsunuz&lt;br /&gt;b: abi zaten konuyu böyle kurmuşlar, baksana dört tane kız adayı ne hale getirdi&lt;br /&gt;y: bu koreli iyi bak&lt;br /&gt;b ve x: nası yani&lt;br /&gt;y: yok iyi derken, iyi yani&lt;br /&gt;b: biraz açsan&lt;br /&gt;y: bunlar biraz köle gibi oluyor, bak jin'e nasıl sahip çıkıyor. bizimkiler bozulmuş&lt;br /&gt;b: abi eskiden öyle miymiş?&lt;br /&gt;y: sanmam, ama olsa iyi olurmuş&lt;br /&gt;b: tabi şimdi kölelik yapıyorsun, zor geliyor&lt;br /&gt;y: karıştırma orasını, seni de görürüz&lt;br /&gt;b: halimiz ortada işte, köle arıyorum diye ilan verdiydim&lt;br /&gt;x ve y: ciddi mi?&lt;br /&gt;b: sizce?&lt;br /&gt;x: abi böyle sakalın var mıydı?&lt;br /&gt;b: bi ara tüm sakalla gezdim ama bu konuda pek işe yaramıyor&lt;br /&gt;y: hata yapmışsın, bi de şimdi görseler hepsi köle olur&lt;br /&gt;x: hepsi kim abi? kaç kişi&lt;br /&gt;b: şimdi ben de aynı soruyu soracaktım :):)&lt;br /&gt;y: yav ne bileyim, lafın gelişi&lt;br /&gt;b: abi kalbimi kırdın şimdi&lt;br /&gt;y: ya ben ne bileyim, onu sen söyleyecen. bak bi yürüyüşe çıktık, kız direkt laf attı.&lt;br /&gt;x: kim abi&lt;br /&gt;y: sokakta oturuyordu yav, bunu görünce bişeyler sordu&lt;br /&gt;b: abi kayboldunuz yine&lt;br /&gt;x: anlaşıldı abi, konu değişiyor&lt;br /&gt;y: ben bişey anlamadım zaten bu bölümden&lt;br /&gt;b ve x: ben de...&lt;br /&gt;x: baştan izleyelim mi abi?&lt;br /&gt;b, x ve y: :):):P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-3168705960278401042?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/3168705960278401042/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=3168705960278401042' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3168705960278401042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3168705960278401042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/lost-forever.html' title='lost (forever)'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-2032865421625867275</id><published>2007-07-13T00:53:00.001+03:00</published><updated>2007-07-13T01:07:01.379+03:00</updated><title type='text'>lost geyiği (cont'd)</title><content type='html'>x: haydaaa, bu kate şimdi niye jack'i öptü&lt;br /&gt;y: ben demiştim, bunlar i love you&lt;br /&gt;x: abi tamam da, az önce sawyer'ı bekliyordu&lt;br /&gt;b: e bi yere kadar&lt;br /&gt;x: nasıl abi?&lt;br /&gt;b: yorum yok, aramızda evliler var&lt;br /&gt;y: niye yav, söyleyin de biz de öğrenelim&lt;br /&gt;b: abi, sen söyleyecen, biz öğrenecez esas&lt;br /&gt;x: abi Allah böyle kızlardan korusun&lt;br /&gt;b: ulen eksik dua etme, bak sonra kimseyle evlenemezsin&lt;br /&gt;x: niye abi, ne dedim ben şimdi&lt;br /&gt;y: bütün kızlar böyle mi diyorsun?&lt;br /&gt;b: ben öyle birşey demedim, yorum yok! eksik dua etmeyin dedim sadece. neresini beğenmediğinizi söyleyin. bak kız güzel mesela&lt;br /&gt;x: ohhh, ok abi, i got it.&lt;br /&gt;y: ben anlamadım yav, niye şifreli konuşuyon.&lt;br /&gt;b: abi şifre felan yok ya, sen uyukluyorsun yine&lt;br /&gt;y: var bişey, siz geçen de kızlar hakkında konuşuyordunuz&lt;br /&gt;b: haydaaa, yavaş abi. duyan da bişey sanacak&lt;br /&gt;y: biz duymadık da onun için bişey sanıyoruz. neyse, Allah size hayırlı eşler nasip etsin, öyle diyelim&lt;br /&gt;b ve x: AMİİNNNNN&lt;br /&gt;x: abi bu da eksik olmasın&lt;br /&gt;b: nası yani&lt;br /&gt;x: bizi de eşlerimize hayırlı etsin&lt;br /&gt;b ve y: AMİNNN&lt;br /&gt;x: aslında bu da kendimize dua etmek gibi oldu şimdi&lt;br /&gt;b, x ve y: :):):)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x: bu Ana Lucia hamile abi&lt;br /&gt;y: yok yav, karnında bişey yok&lt;br /&gt;b: yok abi, hamileymiş yani, bişey olmuş&lt;br /&gt;x: evet abi&lt;br /&gt;b: şimdi bunu da bi yere bağlarlar. bu hatun da kesin birini öldürecek&lt;br /&gt;y: adaya bak yav, katil dolu.&lt;br /&gt;x: abi bunları büyük pişmanlıklar olarak koyuyorlar, olmayan da var sanırım&lt;br /&gt;y: peki bu kadın (kate) bu kadar iç çamaşırını nerden buluyor&lt;br /&gt;b: iç çamaşırını nerden gördün abi&lt;br /&gt;y: yav üstündeki işte, iç çamaşırı gibi şey giyiniyor&lt;br /&gt;x: abi yavaş :)&lt;br /&gt;b: ada biraz sıcakmış :)&lt;br /&gt;y: ne şimdi bu&lt;br /&gt;x: abi buna şey diyorlar, body&lt;br /&gt;b: yok yav, başka bi adı daha var olması lazım, askılı bluz felan&lt;br /&gt;y: askılı body o zaman&lt;br /&gt;b: bi de bistüyer vardı galiba, o neydi&lt;br /&gt;x: abi o kesmek için değil mi&lt;br /&gt;b: yok o bistüri&lt;br /&gt;y: bu o dediğinden galiba&lt;br /&gt;b: yav lock ne dedi&lt;br /&gt;x: anlamadım abi&lt;br /&gt;y: jack'e sen ne için gidiyorsun dedi&lt;br /&gt;b: sen izliyor muydun abi?&lt;br /&gt;x: jack ne dedi&lt;br /&gt;y: o bistüyer değil, büstiyer olacak&lt;br /&gt;b ve x: :):):)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-2032865421625867275?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/2032865421625867275/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=2032865421625867275' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2032865421625867275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2032865421625867275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/lost-geyii-contd_13.html' title='lost geyiği (cont&apos;d)'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5104878845461452258</id><published>2007-07-10T07:28:00.000+03:00</published><updated>2007-07-12T01:42:05.344+03:00</updated><title type='text'>kedi merdiveni 2</title><content type='html'>melis: abi ben aşık oldum galiba&lt;br /&gt;ben: aferim&lt;br /&gt;melis: ne demek şimdi bu? kinaye mi yapıyorsun?&lt;br /&gt;ben: bak yine ters başladın, sonra herkes bana kızacak. bi sefer de seni seviyormuşum gibi düşün&lt;br /&gt;melis: peki, bu ne demek şimdi? beni sevmiyor musun?&lt;br /&gt;ben: pes! iki satır bile yazmadan kendimi boğazıma kadar batmış hissettim.&lt;br /&gt;melis: abi, sorumu hala cevaplamadın...&lt;br /&gt;ben: hangisini diye sormaya korkuyorum&lt;br /&gt;melis: birinciyle başlayalım; aferim ne demek?&lt;br /&gt;ben: esas soruyu sona saklayacam ama buradan bi başlayalım diyorsun yani&lt;br /&gt;melis: abi minderden kaçma, bekliyorum&lt;br /&gt;ben: aferim, aferim demek. takdir kelimesi&lt;br /&gt;melis: yani aşık olmam büyük başarı diyorsun&lt;br /&gt;ben: bu cümlenin sonu da bana dönüyor. aferim dedim, güzel birşey olduğu için&lt;br /&gt;melis: ben sana ne zaman aferim diyeceğim peki&lt;br /&gt;ben: konu ben miyim? niye buraya geldi yine laflar&lt;br /&gt;melis: seni anlamaya çalışıyorum da ondan. aşık olursan belki beni biraz anlardın diye düşündüm bi an&lt;br /&gt;ben: seni tam anlamıyla anlayabileceğimi sanmıyorum, onun için mümkünse konuya geri dönelim&lt;br /&gt;melis: peki, sen bana aşık oldun mu?&lt;br /&gt;ben: kedi olduğunu yine unutmaya başladın sen...&lt;br /&gt;melis: beni sevdiğini de sanmıyorum&lt;br /&gt;ben: neden? bütün bunlar aferim dedim diye mi?&lt;br /&gt;melis: newton kanunları var diyen sen değil miydin? üçüncü kanun etki-tepki prensibi&lt;br /&gt;ben: yani sen beni sevmediğin için benim de seni sevmediğimi mi düşünüyorsun?&lt;br /&gt;melis: ne alakası var abi, senin fizik biraz zayıf&lt;br /&gt;ben: ya, öyledir. esas hayat bilgisi sınıfta kalır durumda ama neyse?&lt;br /&gt;melis: şu losttan kafanı bi kaldırsan aslında neler göreceksin ama...&lt;br /&gt;ben: mesela&lt;br /&gt;melis: bana hiç zaman ayırmıyorsun abi, muhsin böyle değil&lt;br /&gt;ben: git onunla konuş o zaman, hem o lost'u bitirdi. bütün vaktini sana ayırsın, durmadan konuşun&lt;br /&gt;melis: o da olmuyor be abi, geyik geyik nereye kadar. biraz da hayatın anlamına inmeli&lt;br /&gt;ben: aramızı açamazsın, ikimiz de kaliteli geyik için zeka gerektiğini biliriz&lt;br /&gt;melis: bütün bunları biliyorsunuz ama hayat bilgisi hala zayıf?&lt;br /&gt;ben: senin uykun gelmedi mi?&lt;br /&gt;melis: tamam abi, iyi geceler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5104878845461452258?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5104878845461452258/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5104878845461452258' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5104878845461452258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5104878845461452258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/melis-abi-ben-ak-oldum-galiba-ben.html' title='kedi merdiveni 2'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-319386851288423113</id><published>2007-07-10T07:21:00.001+03:00</published><updated>2007-07-12T01:41:41.957+03:00</updated><title type='text'>lost geyiği (cont'd)</title><content type='html'>b: işi bırakacak şimdi&lt;br /&gt;y: Çinliyle ne zaman karşılaşacak&lt;br /&gt;x: kız heralde gördü adamın iyilik yaptığını&lt;br /&gt;b: yok ya bak şimdi sahilde çiftleri gördü, canı çekecek. Zaten kızın da en zayıf anı&lt;br /&gt;x: işte, turuncu geliyor&lt;br /&gt;b: ohaa, bu kimmiş&lt;br /&gt;x: ana, bu o değilmiş&lt;br /&gt;b: olsun&lt;br /&gt;x: kıza çarptı&lt;br /&gt;y: işte abi, tevafuk bu, turuncu şart değil&lt;br /&gt;b ve x: :):):)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b: yav karakterlerle çok oynuyorlar. Bu claire’yi de iyice güzelleştirdiler&lt;br /&gt;x: abi sen onu ilk uçak düştüğünde de söylemiştin&lt;br /&gt;b: ama bak, nasıl şirinleştirdiler&lt;br /&gt;x: o zaman hamileydi, anaç. Şimdi biraz daha seksi yaptılar&lt;br /&gt;b: evet mimikleri de güzel&lt;br /&gt;x: abi aksanlı da konuşuyor, tam sana göre&lt;br /&gt;b: :):), aksan ne alaka&lt;br /&gt;y: ne oluyor ya, ben bişey mi kaçırdım&lt;br /&gt;x: yok abi, claire’i konuşuyoruz da, nasıl değişti demi diye&lt;br /&gt;y: doğum yaptı ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b: abi bu kız daha vahşi, bence kate’i döver&lt;br /&gt;x: yok abi, diş dişe&lt;br /&gt;b: ona dişe diş diyoruz biz :). Bunda da aksan var mı?&lt;br /&gt;x: yok abi, bu biraz hispanik’e kayıyor&lt;br /&gt;b: abi sen uyumuyorsun değil mi?&lt;br /&gt;y: hııı?&lt;br /&gt;b: yok abi, devam et. Bi daha senle lost izleyen Michael gibi olsun&lt;br /&gt;x: niye Michael abi&lt;br /&gt;b: zenci ya, ondan&lt;br /&gt;y: durun bi ya, ne dedi&lt;br /&gt;b: abi bu kate’i döver mi?&lt;br /&gt;y: hangi kate?&lt;br /&gt;b: abi kaç tane var?&lt;br /&gt;y: kate sawyer’a i love you, bak şimdi&lt;br /&gt;b: bunu da bildi, yuh&lt;br /&gt;x: abi bi karar vermesi lazım, doktor mu yoksa bu mu?&lt;br /&gt;b: bu alışma devresi, boşta olunca seçenekleri gözden geçiriyor. Yazarlar arasında kadın var mıydı?&lt;br /&gt;x: abi bu çok kötü ama, hiç erkekleri düşünmüyorlar mı?&lt;br /&gt;y: yav siz bugün hep kızları konuştunuz, ne oluyor?&lt;br /&gt;b: yok ya, öylesine. Dizideki özlü sözün ruhuna inmeye çalışıyoruz&lt;br /&gt;y: hangi söz?&lt;br /&gt;b: when you stop looking for?&lt;br /&gt;y: when?&lt;br /&gt;b: abi dinlemedin mi?&lt;br /&gt;y: dinledim ama hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;x: when you find it!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-319386851288423113?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/319386851288423113/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=319386851288423113' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/319386851288423113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/319386851288423113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/b-ii-brakacak-imdi-y-inliyle-ne-zaman.html' title='lost geyiği (cont&apos;d)'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-7500279542857008845</id><published>2007-07-04T02:43:00.000+03:00</published><updated>2007-07-04T02:54:02.686+03:00</updated><title type='text'>lost geyiği (cont'd)</title><content type='html'>y: abi bu buna i love you&lt;br /&gt;x: yok abi çadırı yaptırmak için öyle yapıyor, seyid'i sevdiği felan yok&lt;br /&gt;b: ya bu shanon başından beri böyle, dişiliğini kullanıyor yine&lt;br /&gt;x: evet abi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi süre sonra locke (nasıl yazıldığını hatırlamıyorum) shannon'la konuşup yeni bir hayata başlamasını söyler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;y: bak yeni bi hayata başlayacak&lt;br /&gt;b: ee&lt;br /&gt;x: evet abi, seyidle&lt;br /&gt;b: kız değil mi? sırf inadına yapar&lt;br /&gt;x ve y: evet abi&lt;br /&gt;x: yazık oldu güzelim kıza&lt;br /&gt;b: öyle deme yav, o da bi can :) birbirine uymayan bi sürü çift var&lt;br /&gt;y: bu da fazla yav :)&lt;br /&gt;b: bu lostu çok dikkatli yazmışlar, şimdi güzelim kız seyide aşık oldu diye bütün ıraklılar bu diziyi izler&lt;br /&gt;y: hepsi amerika dostu olmuştur bile bu bölümden sonra&lt;br /&gt;x: ırakta izleyen var mı acaba&lt;br /&gt;b: vardır yav, niye olmasın. sırf bunun için yayınlarlar :)&lt;br /&gt;y: o değil de, gitti güzelim kız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;y: bu hurley hakkatten uğursuzmuş dude&lt;br /&gt;b: başladı dude muhabbeti de, demişlerdi zaten&lt;br /&gt;y: dude, öyle ama. adamın ev bile yandı&lt;br /&gt;x: uçağı bu düşürdüm sanıyor&lt;br /&gt;b: loto numaralarını hatırlayan var mı&lt;br /&gt;x: 4 9 16 23 42&lt;br /&gt;b: burda loto 5 rakamla mı oynanıyor&lt;br /&gt;y: ne rakamı?&lt;br /&gt;b: abi yine mi uyuyon, loto rakamları var ya, adadan gelen ses, fransız chik'in kağıttaki&lt;br /&gt;y: aha bu bölümde bitiyor, aha rakamlar kapağın üstünde, siz kaç demiştiniz&lt;br /&gt;x: bundan sonra gelen rakam kaç&lt;br /&gt;b: bak birinciyle üçüncünün toplamı toplamı 4. oluyor galiba&lt;br /&gt;y: bu bölüm korkunç bitti şimdi, rüyama girecek&lt;br /&gt;x: sayılar mı abi&lt;br /&gt;y: yok ya, olay çözümsüz kaldı. bi bölüm daha mı izlesek&lt;br /&gt;b: abi başka bahane bul, yatacaz :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-7500279542857008845?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/7500279542857008845/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=7500279542857008845' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7500279542857008845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7500279542857008845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/lost-geyii-contd_04.html' title='lost geyiği (cont&apos;d)'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-2820609015094767986</id><published>2007-07-02T23:24:00.000+03:00</published><updated>2007-07-02T23:38:39.875+03:00</updated><title type='text'>kedi merdiveni</title><content type='html'>ben: melis bi sus artık&lt;br /&gt;melis: niye abi, daha dün konuş diyordun&lt;br /&gt;ben: o zaman konuşsaydın, susmasaydın&lt;br /&gt;melis: abi sen de bi türlü anlamadın&lt;br /&gt;ben: neyi anlamadın&lt;br /&gt;melis: bak yine yapıyorsun&lt;br /&gt;ben: ne yaptım yine ya&lt;br /&gt;melis: anlamazlıktan geliyorsun&lt;br /&gt;ben: anlamadım ki zaten&lt;br /&gt;melis: abi anlaman lazımdı&lt;br /&gt;ben: eşeklik işte, yapacak bişey yok&lt;br /&gt;melis: öyle deme abi&lt;br /&gt;ben: tövbe tövbe&lt;br /&gt;melis: dua etmeye ne gerek var abi, medeni iki kişi gibi konuşarak anlaşsak&lt;br /&gt;ben: konuşacağın zaman susup beni çatlatmasaydın, bütün bunlara ne gerek vardı&lt;br /&gt;melis: tamam abi ben gidiyorum&lt;br /&gt;ben: ya ne istiyorsan yap artık, orasını anladık, aklına koymuşsun. ne desek boş&lt;br /&gt;melis: abi bi deneseydin&lt;br /&gt;ben: neyi?&lt;br /&gt;melis: gitme deseydin&lt;br /&gt;ben: olayın sonu belli oldu, yine ben suçlu olacam. zaten bi konuştun pir konuştun; sana gelmeden herkes beni suçladı bile&lt;br /&gt;melis: ne için?&lt;br /&gt;ben: sevmeyi bilmiyormuşum, baksana commentlerde ne yazmışlar. sevmediğimi yazan bile olmuş&lt;br /&gt;melis: gerçekten öyle mi abi&lt;br /&gt;ben: melis! ben sana git dedim mi?&lt;br /&gt;melis: demedin ama...&lt;br /&gt;ben: ama ne? bıktım bu 'ama' lardan, 'da' lardan. birşeyin sonunu niye başka yere bağlıyorsunuz ki?&lt;br /&gt;melis: ben anlamadım ne demek istediğini&lt;br /&gt;ben: yaşamaya devam et, ama deme, de ya da da deme. "ben seni seviyorum AMA..." gibi bir cümle kurma ya da "senden çok iyi bir sahip olur DA..." gibi bir cümle de. bu senin yaptığın neye ne kadar inandığını gösteriyor. aslında dersi geçerim de, araba kullanmak problem değil de, para mühim değil de, isteyen istediği gibi giyinebilir ama, matlab bunu yapar ama. ya yap, ya da gölge etme, ya sev ya da terk et.&lt;br /&gt;melis: ---&lt;br /&gt;ben: susma, konuşma da. yap!&lt;br /&gt;melis: abi bunları hak ediyor muyuz?&lt;br /&gt;ben: kararı sen vermişsin, payları sen dağıt&lt;br /&gt;melis: ----&lt;br /&gt;ben: ----&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-2820609015094767986?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/2820609015094767986/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=2820609015094767986' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2820609015094767986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2820609015094767986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/ben-melis-bi-sus-artk-melis-niye-abi.html' title='kedi merdiveni'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-8485324070640153550</id><published>2007-07-02T17:16:00.000+03:00</published><updated>2007-07-02T17:46:40.063+03:00</updated><title type='text'>lost geyiği (cont'd)</title><content type='html'>y (aynı y): abi bu çinli hiç mi anlamıyo&lt;br /&gt;b (aynı ben): o koreli değil miydi?&lt;br /&gt;y: ha tamam&lt;br /&gt;x (aynı x): anlamıyor abi&lt;br /&gt;y: ne dedi bu uzun saçlı az önce&lt;br /&gt;b: your wife is hot&lt;br /&gt;y: o ne demek ya&lt;br /&gt;x: abi karısına laf etti, ateşli felan dedi&lt;br /&gt;y: onu anladık ya, şerefsiz herif&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arka arkaya iki bölüm izlenmiştir. hala ışık kapalıdır ama monitörden yansıyan ışık izleyicilerin yüzünü hafifçe aydınlatmaktadır.&lt;br /&gt;x: ne yapıyoruz abi&lt;br /&gt;b: yarın erken kalkacaz, sabah virginia beache gidiyoruz&lt;br /&gt;y: ne yapalım&lt;br /&gt;b: bilmem, siz karar verin&lt;br /&gt;x: abi ben bi tane daha izlerim, hatta iki&lt;br /&gt;y: ya bilmiyorum, kararsız kaldım, izlesek mi?&lt;br /&gt;b: oylama yapalım&lt;br /&gt;x: ben izleyelim diyorum&lt;br /&gt;y: ya karar veremedim&lt;br /&gt;b: tamam, oylama yapalım. şimdi gözleri kapatıyoruz, oylama yapıyoruz&lt;br /&gt;y: e oylamayı nası görecez o zaman&lt;br /&gt;b: abi gözleri sonra açacaz heralde&lt;br /&gt;x ve y: tamam&lt;br /&gt;b: kapatın gözleri, oylama dediğimde isteyenler el kaldırsın, aç deyince gözleri açın :), sadece gözleri&lt;br /&gt;b: kapat gözleri, oylama, gözleri aç&lt;br /&gt;b, x ve y: :):):):)&lt;br /&gt;b=el havada, x=el havada, y=eller aşağıda&lt;br /&gt;y: hani erken kalkacaktık&lt;br /&gt;b: dayanamadım&lt;br /&gt;x: abi koyuyorum&lt;br /&gt;b ve y: koy ulen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bölümün ortası:&lt;br /&gt;b: abi o neydi&lt;br /&gt;x: kutup ayısı olmasın&lt;br /&gt;b: abi (y'ye) sen gördün mü&lt;br /&gt;y: zzzzz&lt;br /&gt;b: abi yuh yaa, uyudun mu?&lt;br /&gt;y: biraz dalmışım&lt;br /&gt;b: biraz mı? horluyorsun abi&lt;br /&gt;y: ne oldu&lt;br /&gt;x: abi en son nerde daldın&lt;br /&gt;y: charlie jack'le konuşuyordu&lt;br /&gt;b: yuh, o bölümün başıydı yav&lt;br /&gt;y: tamam tamam uyumuyorum&lt;br /&gt;x: abi bitiyor zaten&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-8485324070640153550?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/8485324070640153550/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=8485324070640153550' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8485324070640153550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8485324070640153550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/07/lost-geyii-contd.html' title='lost geyiği (cont&apos;d)'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-9142029112965796747</id><published>2007-06-28T23:24:00.000+03:00</published><updated>2007-06-28T23:36:44.618+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lost'/><title type='text'>lost geyiği</title><content type='html'>x (ev arkadaşım): abi o neydi?&lt;br /&gt;ben: kutup ayısıymış&lt;br /&gt;x: tropik adada ne işi var&lt;br /&gt;b: onlar da aynı soruyu sordu&lt;br /&gt;x: abi bak gör bunun sonunda kesin böyle labaratuvarlar felan çıkacak&lt;br /&gt;b: nası yani&lt;br /&gt;x: mutant abi bunlar, military operation bu kesin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b: ulen bu adam sakatmış&lt;br /&gt;x: abi bu adada kesin bişey var, magic&lt;br /&gt;b: boşuna psikopat dememişim, böye ava gidecekmiş bide&lt;br /&gt;x: tekerlekli sandalyesi de baya bi işe yaradı&lt;br /&gt;b: :):):):):)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olayın en heyecanlı yerlerinden biri, bölüm 3, adadan sesler geliyor ve ağaçları devirerek sahile doğru bişey geliyor, ev arkadaşım elinde televizyonun kumandasında ses açma tuşunun tabiri caizse suyunu çıkartıyor ama nafile, zaten o sırada kumandayı düşünmüyor bile. uzunca anlattığım bu an, olay için uzun sayılabilecek kadar uzun; en az 5-6 saniye sürüyor. geyik bunun neresinde diye düşünenlere: biz lost'u laptoptan izliyoruz :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;y (başka bir ev arkadaşı): abi bu kate yazık&lt;br /&gt;b: hayırdır&lt;br /&gt;y: adaya giderken alacak üç şeyden birini almış&lt;br /&gt;b: neymiş o abi&lt;br /&gt;y: I love you&lt;br /&gt;b: yani&lt;br /&gt;y: bu jack'e yanık, başrolü kapmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x: abi o telefondaki eşi mi&lt;br /&gt;b: sanmam&lt;br /&gt;y: o zaman date&lt;br /&gt;b: ---&lt;br /&gt;x: ama ajan bu adam, undercover, kesin bu partner ı&lt;br /&gt;b: yok abicim, bu hatun parayla sohbet ediyor&lt;br /&gt;x: nasıl abi&lt;br /&gt;b: telekız gibi bişi&lt;br /&gt;y: baya pahallıymış&lt;br /&gt;x: ne kadar dedi abi&lt;br /&gt;y: 90 dolar saati&lt;br /&gt;b: yuh&lt;br /&gt;y: değmez&lt;br /&gt;b ve x: :):):):)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-9142029112965796747?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/9142029112965796747/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=9142029112965796747' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/9142029112965796747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/9142029112965796747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/06/lost-geyii.html' title='lost geyiği'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-7882218399371287994</id><published>2007-06-28T01:08:00.000+03:00</published><updated>2007-06-28T01:22:08.646+03:00</updated><title type='text'>kedi beşiği</title><content type='html'>melis: abi bişey diyecem&lt;br /&gt;ben: de güzelim&lt;br /&gt;melis: abi öyle başlama, gardım düşüyor. kötü bişeyler söyleyecem&lt;br /&gt;ben: olsun bi tanem, senin canın sağolsun&lt;br /&gt;melis: abi ben gidiyorum, senden bana hayır yok&lt;br /&gt;ben: nereye&lt;br /&gt;melis: başka bir sıcak yuvaya&lt;br /&gt;ben: orası neresiymiş, bi yer ayarladın mı?&lt;br /&gt;melis: bulurum nasılsa. bulamaz mıyım?&lt;br /&gt;ben: yoo, bulursun eminim. gençsin, güzelsin&lt;br /&gt;melis: yapma abi ya&lt;br /&gt;ben: yine ne yaptım&lt;br /&gt;melis: yolumu kesiyorsun&lt;br /&gt;ben: yok yav, git hadi. engel olan yok&lt;br /&gt;melis: abi aslında herşey daha güzel olabilir, bi ne istediğimi anlayabilsen&lt;br /&gt;ben: ne istiyorsun, anlat bakalım. bi erkeğe anlattığını unutma; açık açık söyle&lt;br /&gt;melis: sabahtan akşama yatmak istiyorum&lt;br /&gt;ben: akşamdan sabaha ne yapacaksın bi tanem?&lt;br /&gt;melis: yine yatarım&lt;br /&gt;ben: nası yani&lt;br /&gt;melis: komple yatış abi&lt;br /&gt;ben: bi amaç olmalı, neden sorusunun cevabını arıyorum hala&lt;br /&gt;melis: entropy olayı abi, daha ne olsun&lt;br /&gt;ben: öyle olmaz entropy, başka bişey dene&lt;br /&gt;melis: abi ben düşündüm, daha iyi bi sebep bulamadım. biliyorum şimdi sen herşeyi mantık çerçevesine oturtmaya çalışacan ama olmaz abi. benden bu kadar.&lt;br /&gt;ben: anlaşıldı, sen amacının dışına çıkmaya başladın. biz seni otursun, sessizce arkadaşlık etsin diye almadık. mantıklı düşünsün ve yol arkadaşlığı yapsın diye aldık. bundan sonra istesen de olmaz zaten.&lt;br /&gt;melis: niye abi, bi daha düşünseydin&lt;br /&gt;ben: yok kızım, aklına girmiş bi kere, şeytan gelse çıkaramaz daha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:):)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-7882218399371287994?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/7882218399371287994/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=7882218399371287994' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7882218399371287994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7882218399371287994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/06/kedi-beii.html' title='kedi beşiği'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-7048207215189680253</id><published>2007-06-27T20:21:00.001+03:00</published><updated>2007-06-27T20:48:52.535+03:00</updated><title type='text'>lost</title><content type='html'>evet böyle bir başlığı benim blogumda gördüğüne şaşıranlar olmuştur, bazıları sonunda demiştir hatta bazıları gevrek gevrek gülerek ben demiştim bile diyordur :). bazılarının diziden haberi yoktur belki de, onun için benim buralarda-amerikanya- kaybolduğumu düşünmüşlerdir. Aslında doğruluk payı yok da değil; uçağım çok şükür düşmemişse de bi miktar lost senaryosu içerisindeyim. ilk parağrafın özeti: lost'u burada izlemeye başladığım hiç de fena olmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk bölümden beri kel kafalı, avcı kılıklı adama bi dikkat çekmişliğim var; bilge bir kişilik gibi görünüyor ama eminim sonra çok pisliği çıkacak. bakışlarını hiç beğenmiyorum :). dün 6. bölüm bitti ama replik çok güzeldi: "leader must find his way before leading". atasözü gibi bişi olmuş ama ilk parağrafa kanarak hemen tam anlamıyla bir analojiye girmeyelim lütfen. tamam, ben de jack gibi aranır bir vaziyette olabilirim ama çoğunluğun yaptığı gibi hemen kendimi başrolde görmeyi düşünmüyorum. gerçi diziyi izleyen arkadaşlarım sanırım kate'den dolayı başrolü almanın gerekliliği konusunda imalarda bulunmuş olsalar da her zaman söylediğim gibi "sorumluluk insanın taşıyabileceği en ağır yüktür". lost'u sevdim çünkü az önceki özlü sözün çok benzeri orada da vardı, hamile kadın kendini adadaki sorumluluk bombası gibi görüyor ve söylüyordu. dünya ne garip değil mi, daha doğmadan bile bela olabilirsiniz ya da belanın tam ortasına doğabilirsiniz :). ikinci parağrafın özeti: içinde saklı; herkes baktığını görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha geçen hafta memleketimdeki maceraları anlatacakken şimdi yaban ellerdeki olayları aktarma konumunda olmam da yeterince şaşırtıcı. orada memleket desem köy anlaşılır, burada memleket dediğimde herkes başını eğiyor. mp3'ler arasında "gülümcan" çalarken camdan dışarı doğuya doğru bakmaya başlayan oluyor, ilginçtir "pencereden kar geliyor, aman annem, gurbet bana zor geliyor" çalarken de herkesin tuvaleti geliyor ya da işi çıkıyor. vesselam, dedim ya; garip bir yer buraları. üçüncü parağrafın özeti: "anlayana sivrisinek saz, anlamayana metallica az"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geldim geleli neredeyse hiç yalnız kalmadım. herşeyi beraber yapacak birileri var yanımda; kahvaltı, yemekler, çalışma, gezme hatta basket oynama. evet hatta diyorum çünkü ne kadar zaman olduğunu bilmediğim bir süreden sonra iki saat basket oynadım. nem dayanılmaz, güneş zirvede ama gölgemi de göremiyorum bi süredir. burada heryer klimalı, belki de üşümüştür benim gibi, hafif hafif ya da sokaklarda kimsenin olmadığını görünce arkadaşlarıyla saklambaç oynuyordur, ne bileyim yok işte. Herkesin bir derdi var, durur içerisinde; onun da vardır bir derdi. belki o da kader ile keder arasındaki benzerliğin sırrını çözmeye çalışıyordur. benim yanımda bir lost izleme ekibi var, ben dahil üç ediyoruz ama yanılgıya düşmeyin diğer ikisini tanımıyorsunuz; ne gölgem ne de yalnızlığım. iki ev arkadaşı, biri uzun süredir -5-6 sene-amerikada. beraber izlemek süper oluyor. birisi tırsıyor ara sıra, diğeri ingilizce tepkiler veriyor: damn! shit! etc. dünki bölümde-bölüm 6- kel kafalı arkadaş liderlik konusunda yukarıda andığım şekilde ders verirken arkadaşın biri daha doğrusunu bizim atalar söylemiş dedi, o da bu parağrafın ve blogun özeti: kendine hayrı olmayanın, başkasına hayrı olmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-7048207215189680253?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/7048207215189680253/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=7048207215189680253' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7048207215189680253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7048207215189680253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/06/lost.html' title='lost'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-116592531402754948</id><published>2007-06-17T22:11:00.000+03:00</published><updated>2007-06-17T22:53:53.281+03:00</updated><title type='text'>abdala malum olur</title><content type='html'>hep yalan söyleyenlere kızardım-kendim dahil- ama doğruyu söylemeyenlerin yeri neresi? doğrudur; her doğru söylenmez! lakin bir doğru herkesten de gizlenmez ki! elbet insanın da bir parçası olduğu doğa gibi sırları olmalı fakat doğa bile gören, düşünen ve dahi bilen için bütün sırlarını gözlerimizin önüne sermiyor mu? illa ki apaçık malumu ifşa mı etmeli? pisleyip üstüne pislik mi yazmalı? suyun içinde yellenince ne olacağını herkes bilmez mi? çok ünlü dizi repliğinde dediği gibi iki kişinin bildiği sır değil mi sanıyorsunuz? peki gören gözden sır saklanabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes baktığını görür: güzel bakan güzel görür.*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eskiler bilirler; zamanla olan kavgam bitmez, tükenmez. bilen de bilir; hiç galibiyetim yoktur lakin öğrendiğim çoktur! maddeler halinde yazmaya çalışsam eminim çok eksik çıkar, yine de herşeyi zamanın çözeceğini düşünmeyin demem aldığım derstendir: problemi zaman çözmez, insan çözer. beklemek; işi zamana bırakmak! boşa çaba! boşa uğraşma! dünya bir gündür, o gün bu gündür**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün günlerden ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Yunus Emre (emin değilim)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;** Ömer Lütfi Mete&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-116592531402754948?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/116592531402754948/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=116592531402754948' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/116592531402754948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/116592531402754948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/06/abdala-malum-olur.html' title='abdala malum olur'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-3717849448231334192</id><published>2007-06-16T14:52:00.000+03:00</published><updated>2007-06-16T15:02:59.417+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezdim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dar eyledim dünyayı'/><title type='text'>adana</title><content type='html'>daha sivas bitmedi ama adana yazasım geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rekorlarıma bi yenisini daha ekledim; 19 saat ayakta kaldığım süre içerisinde en azından 17 saat konuştum, bu konuşmanın yaklaşık 7 saati bir kürsüde sunum yaparak ve soru cevaplayarak, bir kısmı kürsü dışında soru cevaplayıp birşeyler anlatarak ve kalanı çeşitli fikir alışverişiyle geçti. aynı 19 saatin uçak yolculuğu, yemeklere giderken yaptığım araba yolculuğu ve verdiğim aralarda ve yemeklerde oturduğum sürelerin dışında hep ayakta olmam da rekorumu perçinledi diye düşünüyorum. tabi her rekor övünülecek birşey olmayabilir, hemen aklıma daha önce blogumda yer verdiğim bilgenin sözleri geldi: bir insan konuşmasından belli olur. konuşmayacak kadar mükemmel insan var mı? insan çoğu zaman konuştukça hata yapmıyor mu? benim için rekor olan bu sürede yalandan ne kadar kaçtım, ne kadar yakalandım diye düşündüğüm süre de bi o kadar olmak zorunda mı? gelir gelmez uzun süredir yapamadığım şekilde yatar yatmaz uykuya dalmış olmam bu konuda ne kadarlık bir gösterge?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biraz da yol notu: çok sıcaktı, ilk defa vip salonundan uçtuğum için acayip bir ortamı paylaştım, benim bile şaşırdığım şekilde öncesi ve sonrasıyla hazırlık aşamasını da kapsayan iki günlük bu tempoda kilo bile aldım ve daha önce vardığım hüküm konusunda daha kesin kararlara varmaya başladım, sürekli düşünmem ve düşündüğüm kadar hareket etmem gerekiyor. bu kadar notun sonuna bi de özet: entropy'yi düşürek lazım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-3717849448231334192?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/3717849448231334192/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=3717849448231334192' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3717849448231334192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3717849448231334192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/06/adana.html' title='adana'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-4462055376789637702</id><published>2007-06-10T23:57:00.000+03:00</published><updated>2007-06-11T00:10:29.202+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezdim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dar eyledim dünyayı'/><title type='text'>sivas elleri</title><content type='html'>yine yollardaydım, adından belli; sivas cenahında. öyle gezmeye değil esas niyet, tamamen bilim ama yine de gezmedim, eğlenmedim desem yalan olur elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eski yol hikayelerimi okuyarak benzer formatta yazacaktım ama özgünlüğün kaybolmaması için direkt başlıyorum. sivasın yollarından bahsetmeye gerek yok, son iki yüz km'ye kadar bildiğim yoldu. zaten arabayı da ben kullanmadım, makam şoförünün varlığının rahatlığını yaşadım yol boyunca. sabah erken yola çıkıp saat 14:30 sırasında yapacağım sunuma oldukça iyi bir zamanda vardım, sağ sağlim, yol için yeterliydi. gırla sohbet, muhabbet, fikir alışverişi ve hayat dersi de yanında bedava.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sivas beklediğimin oldukça üstündeydi, ne yalan söyleyim yine öyle bir cadde boyunca dizilmiş binalardan oluşan bir şehir önyargısıyla girmiştim şehre ama girişten itibaren yanıldığım açıktı. zaman kısıtlamasından dolayı direkt üniversite kampüsüne yöneldik ve arabadan inip kravatımı takarken ilk tanıdıklarla karşılaştım bile. hızlı bir kayıt işleminden sonra doğruca salona geçtim ve seans (oturum da denir) başlangıcıyla birlikte sunum için sıramın gelmesini beklemek için ön sıralarda bir yere oturdum. bir yandan da master jürim sırasında hazırladığım sunumdan 15 dk da devşirdiğim sunumda ne olduğunu hatırlamaya çalışıyordum. bildirimi yaklaşık 4 ay önce gönderdiğim için ne gönderdiğimi de tam olarak hatırlamıyordum. neyse ki kayıt sırasında verdikleri bildiri kitabında benim de bildirim basılmıştı :).  sıra benim: hem benim için hem de dinleyiciler için değerli olduğunu düşündüğüm vakti harcamadan konuyu en öz ve bana göre en açık şekliyle tahsis edilmiş süreden daha kısa bir zamanda anlattım. kürsüye çağrılıp katılım belgemi aldım ve doğruca kahve içmeye yöneldim. sivas için iyi başlangıç :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-4462055376789637702?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/4462055376789637702/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=4462055376789637702' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/4462055376789637702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/4462055376789637702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/06/sivas-elleri.html' title='sivas elleri'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-3584168157230855730</id><published>2007-05-30T00:05:00.000+03:00</published><updated>2007-05-30T00:40:43.323+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>hastalık</title><content type='html'>bu doktorlar manyak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yok, delirmedim, en azından şimdilik. doktor olduğumu da unutmadım, asıl kastım tıp doktorlarına. aslında ifade genel, genel olduğu gibi geneli de çoğunlukla kapsıyor. daha anlamlı bir ifadeyle menşeinin önemi yok, bu doktorlar hakkatten manyak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sinüzütüm feci azmış durumda, farenjitim de var hatta cuma gününden başlayan boğazımdaki hassasiyet bugün-salı- itibariyle aşağılara -çok değil ana bronşlara- kadar inmiş durumda. yine aynı gün gizli kalmış bir yer altı nehri gibi çağlayan geniz akıntım da boğmaca olmuşumcasına öksürüklere gark ediyordu beni ama bugün-hala salı- itibariyle azalmış durumda. 10 günden fazladır-ki hakkaten sayamadım-5 saatin aldında uyumam-ki abartmadım; 4 hatta 3 te diyebilirdim- ve neredeyse parmak uçlarıma klayvedeki ilgili harflerin -sağ için: kmly, sol için aeiu-aynadaki görüntüsü çıkmak üzere olmasına karşın hafta sonu bir hovardalık yaparak iki gündüz boyunca 10 saati aşacak şekilde uyudum; dinlenmeden bu hastalığın geçmeyeceğine adım gibi emindim. zaten farenjitten dolayı elimden su, çay, bitki çayı, yine su, süt gibi mayileri de eksik etmedim, yoksa öksürmekten konuşamıyordum. diğer taraftan hafta sonu konuşacak birini de bulmak mümkün değildi. sigarayı bile sayıyla içer hale geldim, öksürük bir yana boğazımdaki yanma ve kellik-evet ifade malesef bu- hissi dayanılmaz hale geldi. ölümüne canım istemeden ölümüne içmedim anlayacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doktorların manyaklığına gelince: pazartesi sabah soluğu özlük işlerinde aldım, sevkimi de beraber. hızlı adımlarla doğruca sağlık birimine-adı böyle, ben koymadım.ayrıca mühendis geyiğine de açık: kg.m/s mi?-daldım, aldığım soluğu da orada verdim. kayıt işleminden sonra daldığım odadaki bayan doktor başka bir bayanla dertleşiyordu, mevzu vefaatle ilgili ağır bişeylerdi. önyargılı davranmak istemedim, işini yapar heralde diye düşündüm ama resmen sepetlendim. sen 10 gün önce sinüzit tedavisini bitirmişsin-az önce ben söyledim onu sana-tekrar şimdi olmaz, boğazındaki hassasiyet te xx sinüslerinden-ilk defa duydum ama onlara gerek yok, benim bildiklerim zaten dolu- kaynaklanıyor olabilir. seni KBB'ye sevk edeyim, bi tomografi felan çeksinler. BİRİNCİ ÇİNKO.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sabah-yine aynı salı- büyük hastanede-adını vermeyeceğim; sonra malumu ifşa olur-açtım gözlerimi. yani bendeki bu kadarcık uykuyla anca bu ifade kullanılabilir. neyse ki bi öğrencim orada çalıştığı için kargalardan önce uyanmama gerek kalmadan randevum hazırdı-KBB: sıra 16. bu nasıl torpil, 16. sıra alınır mı diye aklından geçenlere de ekspres-bi an Türkçe hangi kelime kullanılır diye de düşündüm- bir açıklama: 9'da polikliniğin önüne vardığımda sıram gelmek üzereydi :). dosyamı almak için arşivde yaşadığım polemiği ve başarısızlığı atlayarak direkt muayeneye gelecek olursak: randevu kağıdın, sağlık karnen, sevk, yaşın, şikayetin-Allah'tan cinsiyeti sormadı, sabah sabah facia olacaktı. bütün sorulara, özellikle şikayetlerim kısmına verdiğim akıcı ve düzgün cevaplar sonunda aldığım cevap: sinüzitin var, geniz akıntısı pek görünmüyor; azalmış. farenjitin var, virütik pek bişi yapılmaz. bol su iç, dinlen. geçer. İKİNCİ ÇİNKO.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tombala kaçta oluyordu bilmem ama ben hızlandırayım. bunların hepsini biliyordum ama sırf sağlık birimindeki doktorla ilaç yazdırma polemiğine girmeyim, ayrıca yakama-hatta paçama bile- yapışmış çok bilmiş damgasını yemeyim, ben de insan olayım tavrında olmam hasebiyle. TOMBALA.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biz de biliyoruz boğazım için antiseptik gargarayı, balgam dolayı oluşan öksürüğü azaltmak için öksürük şurubu, balgam söktürücü şurup ya da nefes açıcı diye adlandırdıkları asetilsistein içerikli naneyi, sinüslerim boşalsın diye ılık suyu burundan içeri çekip sonra hafif basınçla dışarı püskürtmeyi-ki kısaca sümkürmek denir, hatta işe yaramıyorsa ılık suyun içine hafif tuz atmayı-şimdi adamlar bunu bi solüsyon diye 23 ytl'ye satıyorlar, hatta suyu burna sıkmak için bi de laylon şişe yapmışlar. evet, bütün bunları biliyordum ama yapmadım. dedim ya, bu doktorlar manyak!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-3584168157230855730?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/3584168157230855730/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=3584168157230855730' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3584168157230855730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3584168157230855730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/05/hastalk.html' title='hastalık'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5958083325316532767</id><published>2007-05-28T01:13:00.000+03:00</published><updated>2007-05-28T02:05:10.171+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>sabun köpüğü 2</title><content type='html'>ulvi akşam ezanının okunduğunu duyar duymaz topu elinden bıraktı. eve gitme zamanı gelmişti, bu günlük sokak macerası burada bitiyordu. yavaş bir tempoda eve kadar koştu, demir bahçe kapısının üstündeki mandalı kaldırdı ve iniltiye benzer sesler çıkaran kapıyı hızla açtı çünkü böyle yapınca daha az ses çıkıyordu. evin girişindeki birkaç merdiven basamağını atlayarak kapının önüne geldi ve yavaşça içeri süzüldü. her zamanki gibi topuklarına basarak ayakkabılarını çıkarttı ve kenara attı. antrenin hemen yanındaki küçük holün sonunda bulunan tuvalete yöneldi, oyundan kopamadığı için uzunca bir süredir onu rahatsız eden safrayı atmak ilk amacıydı. bu arada annesine mesaj vermeyi de ihmal etmedi: 'ben geldiiim'. tuvaletin hemen dışındaki lavaboyu boyu oraya yetiştiğinden beri çok seviyordu. suyu hafifçe açtı ve sabunu eline alarak ovalamaya başladı. suyun altında bir süre ovaladıktan sonra elini kenara çekip iyice köpürttü, sabunu yerine koydu ve yüzünü ovalamaya başladı. gün boyu güneş altında top tepmekten yüzündeki hafif güneş yanıkları sabunu sürdükçe sızlıyordu. bu kadar acıya ancak bu kadar dayanılabilirdi, yeter dedi içinden ve yüzünü durulamaya başladı. kafasını kaldırıp boyunun anca yetiştiği aynanın alt kenarında kendine baktı. sabunu tekrar aldı ve ellerini ovalamaya devam etti. bir yandan elini sabunlarken, bir yandan da günün muhasebesini yapıyordu. sabah takıma almadıkları için kızmıştı, öğlen muratla kavga etmişti ama öylesine; sadece lafta. öğlen, evde sofraya oturmadan ekmek arası birşeyler koymuştu ve annesini kızdırmıştı, öğleden sonraki saklambaçta terledikten sonra ahmetlerde içtiği soğuk suyu da annesine söylemeyecekti. ha bi de bugün iki tane meybuz yemişti ama bundan bahsetmeye gerek bile yoktu. akşam muratla ettikleri kavganın devamı da gelmişti, iki saattir konuşmuyorlardı; haksızlığa yine dayanamamıştı. bunların üzerinden belki de yirmibeş yıl geçmişti ama herşey sanki bugün olmuş gibiydi. elinde hala sabun vardı, hala her eve geldiğinde elini yıkarken günün muhasebesini yapıyordu, hala elini yıkarken uzaklara dalıp gidiyordu ve hala patlayan sabun köpükleriyle kendine geliyordu ama artık aynaya baktığında saçındaki beyazları görüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedicated to muhsinun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5958083325316532767?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5958083325316532767/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5958083325316532767' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5958083325316532767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5958083325316532767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/05/sabun-kp-2.html' title='sabun köpüğü 2'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-3872568135802402405</id><published>2007-05-28T00:35:00.000+03:00</published><updated>2007-05-28T00:59:53.278+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>biz</title><content type='html'>yaralı genç kaçtığı anlaşılmayacak kadar yavaş ama mümkün olduğunca hızlı adımlarla karanlık sokakta ilerledi ve ilk bulduğ kuytu köşeden dönüp sırtını binanın duvarına yasladı. terden sırılsıklam olmuş ve vücuduna yapışmış gömleği, göğsüne her şişirişinde teninin üzerinde kayıyordu. zifiri karanlık bu sokak köşesindeki tek ses aldığı nefes, tek beyazlık ise gözlerinin akıydı. bir an nefesini tuttu, derin boşluğa kulak kesilmiş onun peşinden gelip gelmediğini anlamaya çalışıyordu. gözlerini bir noktaya sabitlemiş, aklından karşılaşabileceği her durum için binbir türlü plan yapıyordu. karar verdi; eğer uzaktan gelen bu sesler ona ait ise yanına geldiğinde hiçbirşey olmamış gibi davranacaktı. sanki onu hiç görmemiş, ondan hiç kaçmamış, kuytu bir köşede sadece dinleniyormuş gibi yapacaktı. dayanamadı. yumruklarını sıktı, gözlerini büzdü, kaşlarını çattı. derin bir nefes aldı, gümbürdeyen kalbi kanına salgılanmış adrenalini hızla bütün benliğine yayıyordu. sesler iyice yakına geldi. nefesini tuttu, farkında bile değildi ama bacaklarını sıkmış ve dizlerinden kırmış bir şekilde saldırı pozisyonu almıştı. böyle bir eğitimi yoktu ama doğal refleksleri ona her zamanki gibi doğru yolu gösteriyordu. ses duvarın köşesine geldiğinde hedefi görmek için başını çıkardı ve bir zıpkın gibi kendi gerdi. tam ileri doğru atılacaktı ama onun gölgesi olmadığını farketti; evet: bu yalnızlığından başkası değildi. karşı karşıya durdular bir süre, hiçbir şey konuşmadan. gözlerinin içine baktılar; ikisi de biliyordu: birinin gözlerinin içine bakabilmek çok zordu. söze gerek yoktu; ikisi de olabileceklerin bilincindeydi ve susuyordu. bir an karşısındaki yanlızlığının gözleri onun omuzlarının arkasına doğru kaydı. arkasını dönmeye gerek bile duymadı, biliyordu; gölgesi oradaydı ve her zamanki gibi macera yeni başlıyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-3872568135802402405?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/3872568135802402405/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=3872568135802402405' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3872568135802402405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3872568135802402405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/05/biz.html' title='biz'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-9013646132726574328</id><published>2007-05-27T04:37:00.000+03:00</published><updated>2007-05-27T04:52:53.119+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>sabah</title><content type='html'>işte günün en sevdiğim saatleri. şu anda 5'e geliyor. uykum henüz gelmedi ama gözlerimde hafif bir yanma var. farkında bile olmadan sürekli açık olan televizyonun ısıttığı odada sürekli yatağın üzerinde oturmaktan hafif uyuşmuş bacaklarım ve sızlayan sırtım yatma vaktini işaret ediyor. bu emarelerle birlikte, yatağa yakınlaştırılmış portatif masa üzerine konuşlandırılmış laptop'a uzanmaktan boğum boğum olmuş omuz ve kürek kaslarım da hadi artık der gibi. perdeyi hafifçe kaldırıyorum, sokak lambaları hala ışıl ışıl ama gökyüzündeki mavilik doyulacak gibi değil. çok geçmeyecek, biraz sonra ufuktan yayılan o ışıklar gözün görebildiği son nokta etrafından yayılan kızıllığı işleyecek. hava hafifçe bulutlu, sabah saatlerinde bu bulutlara yansıyan kızıllığı görmek için bile sabaha kadar bekleyebilirim, ki elimden geldiğince de bekliyorum. birazdan bu bilgisayarın başından kalkacağım ve bütün tasvir ettiklerimi salon camında görmeye gideceğim. camı da açacağım tabiki; hiç aracın geçmediği, sessizliğin çığlığının her tarafı kapladığı o temiz havayı soluyacağım. ciğerlerimi alabildiğince şişireceğim ve bakabildiğim kadar uzağa bakacağım. belki çok defa sevinçle, çok defa umutla, çok defa acıyla, çok defa hüzünle, çok defa kararsızlıkla, çok defa hasretle beklediğim sabahlardan bazılarını hatırlayacağım. o bakabildiğim uzaklara aslında baktığımın farkında olmadan dalacağım. sonra ne mi yapacağım: yatacağım tabiki :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günaydın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-9013646132726574328?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/9013646132726574328/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=9013646132726574328' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/9013646132726574328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/9013646132726574328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/05/sabah.html' title='sabah'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-875636998349220984</id><published>2007-05-22T00:07:00.000+03:00</published><updated>2007-05-22T00:18:19.306+03:00</updated><title type='text'>yağmur</title><content type='html'>rüzgar yavaş yavaş şiddetini artırıyordu. havadaki kararsızlıktan yeterince korkmuş buğday başakları esintinin de tesiriyle ürkek ürkek başını kaldırmaya çalışıyordu. bir yandan göz ucuyla, tüm susamışlıklarıyla yağmuru beklerken bir yandan da rüzgara karşı zayıf gövdelerini sıkı sıkıya kasıyorlardı. rüzgarın bulutları getireceğini biliyorlardı, fakat her canlının inançsızlıkla benliğine işlemiş o yok oluş korkusu onları sürekli tedirgin ediyordu. her yaratılmışın olduğu gibi onların da teselliye ihtiyaçları vardı ve bunu henüz sararmamış gövdelerinin esnekliğinde buluyorlardı. bunaltıcı sıcak sahip oldukları sabrı sınayacak kadar keskindi. bu baskın havaya yabancı değillerdi; toprağa ilk düştüklerinde, ilk kök saldıklarında, başlarını ilk kaldırdıklarında, göğe ilk uzandıklarında da yüreklerinde hep aynı gerginlik vardı. hava soğuyordu, bunun anlamı açıktı; ha yağdı ha yağacak. içlerindeki ürperti, kalplerindeki çarpındı, yüzlerinde oluşan derin çizgiler, gözlerdeki umut; nerede kaldı bu yağmur?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-875636998349220984?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/875636998349220984/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=875636998349220984' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/875636998349220984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/875636998349220984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/05/yamur.html' title='yağmur'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-3499924762895065121</id><published>2007-05-18T20:05:00.000+03:00</published><updated>2007-05-20T03:35:46.099+03:00</updated><title type='text'>hüzün</title><content type='html'>biraz ısmarlama ama olsun, benim konuların içine girer bu başlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en sevdiğim metallica parçalarından biridir, My Friend of Misery, hüzünle olan dostluğumu ifade eder. ama bana dokunan çoğunluğun hüzün ile karamsarlığı karıştırmasıdır. ben olmazın hüznündeyken, karşımdaki olmazın karamsarlığındadır aslında. ben olmazı olacak, olacağı da olan yapmanın yollarını ararken, karşımdaki çoktaaan olmayacağına karar vermiştir bile. bu bitip tükenmeyen bir silsileler zincirinin sadece bir parçasıdır, o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hüzün, her akıllının ya da daha iyi bir tabirle, her aklı başında olanın cep telefonundan daha çok yanında olan birşeydir aslında. kimi bunun farkındadır, ona göre yaşar, hayatının bir parçası yapar. kimi de farkında bile değildir, çünkü aklı gelgitler halindedir. psikolojik bozukluklar ikiye ayrılır aslında; psikozlar ve nevrozlar. her ne kadar konunun uzmanı olmasam da yanlış hatırlamıyorsam psikoz bizim ataların tabiriyle bir veya birkaç tahtası eksik olma terimi; tamamlamak pek mümkün değil. nevroz ise herkeste ara sıra görülen duygusal salınımlara deniliyor. belki de tam tersiydi, ama dedim ya uzmanı değilim.  işte hüzünlü kişilerdeki gelgitler de bu minvaldedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hüzünle dost olmayı bilmek lazım, yoksa o size düşman olur. ona çok yumuşak davranmamalı, yoksa hayata tutunamazsınız, çok sert de olmaz çünkü hayata kafa tutulmaz! yine aynı yere bağladı demeyin ama bu pürüzlü bir yolda araba kullanmak gibi bişey ama süspansiyonun sertliğini siz seçebiliyorsunuz. tabi işin bir de çok çaba gerektiren şekli var, yol şartlarına göre sertliği sürekli değiştirebilirsiniz, ama bunu yapmak için harcadığınız enerji arabayı yolda tutmak için harcadığınızdan fazlaysa, nafile, çaba boşuna, sonuç beter!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hüzün yazılmaz da aslında, yaşanır. yaşadığım hüzünleri anlatmamın da bi anlamı yok, çünkü herkesin hüznü de kendi hüznüyle yaşanır. yok öyle şarkılardaki gibi "dert ortağım benim", "ben ağlarken ağlayan" ama var öyle şarkılardaki gibi "dertler derya olmuş", "derdim çoktur hangisine", "dertler benim, çile benim" vs. vs. vs. işin bir de diğer tarafı var-her zaman olduğu gibi: hüznün olması için derde gerek yok! ya da daha açık konuşayım, hüznün anlamını çözmüş birine hüzünlenmek için derde gerek yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hoşgeldin hüzün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-3499924762895065121?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3499924762895065121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3499924762895065121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/05/hzn.html' title='hüzün'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-689683584572279353</id><published>2007-05-15T01:48:00.000+03:00</published><updated>2007-05-15T02:03:27.360+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>hedef</title><content type='html'>kabaran dalgalar benliğimi değil, sanki ruhumu yutacak kadar büyük görünüyor. gözlerimi bile açtırmayan rüzgarın soğuğu yüzümü yakarken sesi kulaklarımda çınlıyor. müthiş şimşekler ve yıldırımlar birbiri içinden kabararak girdaplar oluşturan bulutları aydınlatarak bu mükemmel fırtınayı fotoğraflıyor gibi. bir elim dümende, diğer elim kaptan dayamasına tutunmuş, tırnaklarımı verniklerine rağmen sudan ıslanmış ahşaba geçiriyorum. bu dünyada, şu anda, o karmaşada tek yapmaya çalıştığım dengesiz bir şekilde ilerleyen gemimin üstünde dengede kalmaya çalışmak. korkmuyorum; ne geminin su almasından, ne yelkenlerin yırtılmasından ne de tırnaklarımın saplandığı yerden sıyrılmasından. korkmuyorum; ne hedefe ulaşamamaktan, ne rotamı kaybetmekten ne de fırtınadan kurtulamamaktan. korkmuyorum; ne yorulmaktan, ne uykusuzluktan ne de açlıktan. ara sıra yüzme bilmediğimi hatırlıyor olsam da tek düşündüğüm; ilk düşündüğümü yapmak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-689683584572279353?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/689683584572279353/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=689683584572279353' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/689683584572279353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/689683584572279353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/05/hedef.html' title='hedef'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-7690306110841155129</id><published>2007-05-09T00:18:00.000+03:00</published><updated>2007-05-09T00:43:29.265+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>hava</title><content type='html'>nefes almak bu kadar mı zor? hadi bi daha, kabart göğsünü, o boşluktaki bütün acılara karşın. burnundaki sızıyı, genzindeki kuruluğu, ciğerlerindeki yangını bi kenara bırak; dene! bi daha, bi daha...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan havayla yaşar; dolu dolu içine çektiği havayla. peki, her nefes alışta içerden saplanan onca hançere rağmen yaşamak nasıl olur? gençler hayalleriyle, yaşlılar da anılarıyla yaşarmış. peki, her saplanan hançerin bana bıraktığı acıyla yaşlanmak nasıl olur? hala yaşıyorum değil mi? beni öldürmeyen şey güçlendirir demiş Nietche. peki, her nefeste içim kanarken nasıl güçlenebilirim? herşeyin bir yolu var, değil mi? tutarım nefesimi, sıkarım kendimi, hançerleri sıkı sıkı tutan onca ele rağmen dimdik dururum. kısarım gözlerimi, bakmam hiçbir sabit noktaya kimse içini, içimi görmesin diye. peki, bir insan ne kadar nefesini tutabilir? hadi ondan da geçtim; sırtımdaki hançer ne olacak?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-7690306110841155129?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/7690306110841155129/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=7690306110841155129' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7690306110841155129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7690306110841155129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/05/hava.html' title='hava'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-457455807693418598</id><published>2007-05-03T18:49:00.000+03:00</published><updated>2007-05-03T18:58:09.354+03:00</updated><title type='text'>anlaşma</title><content type='html'>bugün eski bir köşe yazısında okudum: "budalalar yalnızca mantıklarıyla düşünür!" buradan yola çıkarak, temel tümevarım mantığını da kullanırsam ben budala değilim! ama diğer taraftan mantığı bir kenara bırakıp hislerime bakacak ta olursam; bu tespit o kadar da doğru değil. misal, sabah doktora gittim ve bronşit+sinüzüt teşhisi koydu. mantık çerçevesinde sigara içmemem lazım ama canım istedi, yaktım bir tane: bu ne şimdi? atlamayın hemen ama "budalaaaa, budalaaa" şeklinde, içemedim zaten iki nefes sonra canım tek dalı hiç ettim. mantığımla düşününce o kadar para vermişim, söndürmemem lazımdı ama hislerimi de işin içine katıp söndürdüm. Göreceli olarak düşünüldüğünde sigara alarak paramı çöpe attığım için budalayım, hastayken sigara içtiğim için budalayım, yaktığım sigarayı söndürdüğüm için budalayım ama diğer taraftan canım isteyip aldığı için budala değilim, canım isteyip yaktığım için budala değilim, hastalığın kötüleşmemesi için sigarayı söndürdüğüm için budala değilim. peki ben neyim şimdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana hak vereniniz de olacaktır, vermeyen de. yani kiminizle anlaşabilirim, kiminizle asla. Anlaşmaya çalışmak için ısrara gerek var mı o da tartışılır ama işin özü belli, ne demiş Mevlana: "Anlaşmak için aynı dili konuşmak yetmez, aynı duyguyu da paylaşmalı."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-457455807693418598?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/457455807693418598/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=457455807693418598' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/457455807693418598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/457455807693418598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/05/bugn-eski-bir-ke-yazsnda-okudum.html' title='anlaşma'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-1725516936769744633</id><published>2007-04-28T15:02:00.000+03:00</published><updated>2007-04-28T15:15:17.615+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>karar</title><content type='html'>evet, bir karar daha aldım ve uygulamaya geçtim bile. bazen aldığım bazı kararların ne kadar önemli olduğunu düşünsem de daha sonra düşüncelerimi toparladığımda hayatımız boyunca aldığımız kararların ve yaptıklarımızın tamamının, istisnasız tamamının ne kadar önemli olduğunun farkına varabiliyorum. dolayısıya bu kararımın da herkesin söylediği gibi ne kadar önemli bir karar olduğunu düşünmeyeceğim, sadece bir karar. evet, atttaaa gidiyorum; yeğenime böyle dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amerikan filmleriyle büyüdüm ben de yakın neslimizin tamamının olduğu gibi. belki sokakları insanları bir miktar tanıdık gelebilir ama yine de vatanından, sevdiklerinden ve belki beni de sevenlerden yaklaşık 10 saat uçuş mesafesinde olmak yine de garip geliyor. seçtiğim kelime "garip" çünkü yerine başka birşey bulamadım. ürküyor muyum? bilmiyorum. heyecanlı mıyım? bilmiyorum. her zaman yaptığım gibi onlarca sorunun cevabını önceden sorgulamaya, araştırmaya veya bilmeye çalışmıyorum şimdilik. belki de sadece bir soruya takılıyorumdur da ondan. "Yıllar mı daha hızlı bir kurşun mu?"*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*:gökhan türkmen, büyük insan&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-1725516936769744633?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/1725516936769744633/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=1725516936769744633' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1725516936769744633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1725516936769744633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/04/karar.html' title='karar'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-1787463561238855928</id><published>2007-04-23T01:41:00.000+03:00</published><updated>2007-04-23T02:16:12.401+03:00</updated><title type='text'>buldum!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;genelde birşey bulduğum zaman o meşhur hikayede olduğu gibi "buldum! buldum!" diye bağırmam. tabi bu cümle tartışmaya açılabilir; senin buldukların o kadar da önemli değildir de ondan, sen bulduklarına sevinmeyi bilmiyorsundur da ondan, ya ne kadar soğuk kanlısın X'i buldun ve buldum diye bağırmıyorsun, hadi len; o zaten vardı ya da "bir şeyi de bilme kardeşim". sen bunlardan hangisisin diye sormayın, sadece tartışma açtım. ben bunların arasında belki varım, belki de yokum; ya da bunların farklı miktarlarda ve farklı frekanslarda toplamından oluşuyorum (bkz: expansion theorem). aslında benim bulma şeklimde farklı galiba, öyle bir anda patlamıyor çoğunlukta, birikip birikip kenarlardan taşıyor. bazen hazneyi o kadar büyük tutup başlıyorum ki dolması epey bir zaman alıyor. onun için genellikle bir çalışmaya başlamam bitirmemden daha çok zaman alıyor. hatta geçen gün bir huyumu daha keşfettim-bu yaşta da insan kendinde keşfedilecek şeyler bulur mu demeyin. bir iş yaparken kısım kısım yapmıyorum, tümünü birden yapmaya çalışıyorum. mesela bir program yazacağım zaman hesaplamalar, döngüler ve çizimlerin hepsini yazdıktan sonra programı çalıştırıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;e yeter be kardeşim, ne bulduysan söyle artık ta işimize gücümüze bakalım sesleri kulaklarıma kadar geldi. hemen söyleyim: "zamanla nasıl baş edebileceğimi" buldum. çoğunu Einstein bulmuş, hatta bunu bulurken "problem üzerinde düşündüğüm sıralarda çoğu zaman delirdiğimi düşünürdüm" dediği söylenir. Genel Rölativite Teoremi'nin sonuçlarından biri: ışık hızına yakın hızlarda zaman yavaşlar. bu mantıkla ışık hızına vardığımda zaman duracaktır. daha da ötesi, daha da hızlı gidecek olursam zaman tersine dönecektir. ama aynı teorem bizim ışıktan daha hızlı hareket edemeyeceğimizi de söylüyor. zaten bulduğum da bu değil :). Einstein'ın bulamadığı amam benim bulduğum teorem daha çok Newtoncu çünkü Einstein'ın referans eksen takımı benim teoremde çalışmaz. teoremimin adı: "sürekli hareketli referans sistemi teorisi" . teorem çok basit: kafanızdan bir referans belirleyin, aynen hadi aklından bir sayı tut dediklerinde yaptığın gibi. sonra yapacağın şeyi düşün ve bunu referansa bağla. gözlerini kapat ve yapacağın şey bitene kadar açma. teorem bu kadar basit olmasına karşın çok zor olan birşey var; referansı seçmek. olayın başarısı direkt olarak referans noktanıza bağlı. başarı ölçütü de şu şekilde: teoremi bir olaya uyguluyorsunuz. herkesin yaptığı gibi yaptığınızda 10 birim zamanda olay gerçekleşiyor diyelim. eğer siz gözünüzü açtığınızda 10 dan az (örneğin 9) birim zaman geçmişse referansınız doğru, aksi takdirde bahsi kaybeden taraf sizsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;risk'in tanımını bilir misiniz? eminim biliyorsunuz ne olduğunu ama tanımını biliyor musun diye sordum. görünüşü çok basittir ama anlayan için bir o kadar da korkutucu;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;RİSK=(KAYBEDİLECEK ŞEY) x (KAYBETME İHTİMALİ)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-1787463561238855928?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/1787463561238855928/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=1787463561238855928' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1787463561238855928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1787463561238855928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/04/buldum.html' title='buldum!'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5723026654391303445</id><published>2007-04-20T00:33:00.000+03:00</published><updated>2007-04-20T01:01:48.642+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>Neredeyiz?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;dün gece yine Ankara'ya karla karışık yağmur yağıyordu. ayrılmaz ya da başka bir deyişle ayrılamaz dostlarım gölgem ve yalnızlığımı da yanıma aldım ve her zamanki mekanda-arabamda- buluştuk. neredeyse her gün, günün çoğunu onlarla ya da en azından biriyle geçirmeme rağmen bu kadar konuşacak şeyi nereden buluyoruz ben de anlamadım; muhabbetin bini bi para. böyle dediysek öyle ucuz muhabbet yaptığımızdan değil, sebil mübarek. karanlıkta farların zar zor aydınlattığı bir ortamda ilerlerken gölgem sanki karanlıktan korkmuş gibi, "nereye gidiyoruz?" dedi. bir an yanımdaki yalnızlığımla göz göze geldik, sonra hem soruyu algılamak hem de cevabı hazırlamak için vakit kazanır gibi bir eda ile boş gözlerle o an için arkamda olan gölgeme baktım. söyleyecek bir cevabım ya da birşeyim olmadığı için gözümü tekrar yağmur ve öndeki arabaların tekerleklerinden püsküren sularla zar zor görebildiğim yola çevirdim. gölgem ses tonunda sanki muhabbetin içine su kattım der gibi suçlu bir ifadeyle, "ne farkeder?" dedi. "maksat muhabbet, mekanın ne önemi var" diye devam etti. cümleyi bitirirken ses tonu bir yandan tespit yapıyordu diğer yandan onay bekliyordu. cümlenin bir soru cümlesi mi yoksa teselli beklentisi mi olduğuna o da karar verememişti belli ki. gölgem de susmuştu artık çünkü bitirdiği cümlenin arkasından bir yankılanma bile olmamıştı. yalnızlığım kafasını hafifçe yan cama eğmiş donuk gözlerle dışarı bakıyordu. baktığını şahitlik edebilirim hatta görmediğine de.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;sileceklerin camda çıkardığı sesle kendime geldim. karla karışık yağmurdan safi yağmura dönen yağış silecekleri fasılalı konuma alacak kadar yavaşlamıştı. bu arada ne kadar zamanın geçtiğinin hiçbirimiz farkında değildik. bu ölüm sessizliği olarak nitelenen, göz göze gelmekten belki bilerek bazen de bilmeyerek kaçındığımız, bazen nefesimizin sesiyle kendimize geldiğimiz uzun zaman dilimlerine üçümüz de alışkındık. hani muhabbet bol diye başladık ama bu muhabbet sadece boş zamanlarımızdan kalan zamanlarımızda yaptığımız bir eylem, o kadar. aynı soru benim de aklıma gelmişti, "nereye gidiyoruz?" ama çalışma konusunda çoğu zaman pervasız ve hoyratça davranan beyin hücrelerim sorunun türevlerini üretmişti bile: "neredeyiz?", "buraya ne zaman geldik?", "buraya niye geldik?". herkesin söylediği ve açıklayamadığı bişey vardır: arabaya bindiğinizde o gideceği yeri bilir. siz gerisine karışmayın!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5723026654391303445?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5723026654391303445/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5723026654391303445' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5723026654391303445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5723026654391303445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/04/dn-gece-yine-ankaraya-karla-kark-yamur.html' title='Neredeyiz?'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-3105255998160823870</id><published>2007-04-19T00:29:00.000+03:00</published><updated>2007-04-19T00:42:41.288+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir ben bu ben'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>Ateşböceği</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;sen hiç ateşböceği gördün mü?&lt;/strong&gt; hani şu bile bile kendini ateşe atanından. çevresinden gelen çığlıklara kulak asmadan ışığa koşanından. yüreğinin ateşini alevle söndürmeye çalışanından. &lt;strong&gt;sen hiç ateşböceği gördün mü?&lt;/strong&gt; hani o büyük ateşin ortasında bir saman çöpü gibi kalanından. kızıl korun ortasında sizlere el sallayanından. alev alev yanarken gülümseyeninden. &lt;strong&gt;sen hiç ateşböceği gördün mü?&lt;/strong&gt; hani sönmüş ateşin külleri arasında görünmeyeninden. daha önce sözüyle, sonra közüyle, şimdi de külüyle aramıza karışanından. yüreğini çıkartıp atamadığı için ruhunu ve bedenini ateşe atıp cayır cayır yakanından. şimdi bir daha düşün ve cevap ver, "&lt;strong&gt;sen hiç ateşböceği gördün mü?&lt;/strong&gt;"&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-3105255998160823870?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/3105255998160823870/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=3105255998160823870' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3105255998160823870'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3105255998160823870'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/04/atebcei.html' title='Ateşböceği'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-8818985374296164018</id><published>2007-04-15T18:35:00.000+03:00</published><updated>2007-04-15T18:52:01.893+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>Endülüs</title><content type='html'>vahşice kabaran dalgalar dümeni zorlukla tuttuğum savaş gemisine acımasızca vuruyordu. bardaktan boşanırcasına yağan yağmurla birlikte üzerime sıçrayan sulardan çoktan sırılsıklam olmuştum bile. kemiklerime işleyen soğuktan titriyordum; ne tuzlu suyun tadını alabiliyordum ne de o çok sevdiğim yosun kokusunu. zifiri karanlıkta bulutların arasından sızan ay ışığıyla yönümü bulmaya çalışıyordum ama çakan şimşeklerin ışıltılarıyla araba farları önünde donup kalmış bir tavşan gibiydim. kalan son gücümle dümeni sıkı sıkı kavramama rağmen parmaklarım hiçbir şey hissetmiyordu. o eski güneşli günlerin hatıraları gözlerimi önünden gelip geçiyordu ama kara bir türlü görünmüyordu. şafağın sökeceğine dair umudum da savaştığım gemim gibi yavaş yavaş batıyordu. daha Endülüs'e varamamıştım ama gemiyi yakma zamanı hızla geliyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-8818985374296164018?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/8818985374296164018/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=8818985374296164018' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8818985374296164018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8818985374296164018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/04/vahice-kabaran-dalgalar-dmeni-zorlukla.html' title='Endülüs'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-8790540667186783126</id><published>2007-04-09T23:35:00.000+03:00</published><updated>2007-04-10T23:53:40.090+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>rüya, yaşasın!</title><content type='html'>evet. yeni birşey daha keşfettim: nasıl rüya görülür. aslında oldukça kolaymış ama itiraf edeyim hem ruhen hem de bedenen oldukça sıkıntılı. tarif aşağıda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. kafanız karışık olacak, içinde 40 ila 50 tilki gezecek ama kuyrukları birbirine deymeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu madde kısaca şöyle açıklanabilir: öncelikle tilkileri alabilmek için başka bir tabirle kafanız kazan gibi olacak. ayrıca kafanızda sadece bir yöne yönelmiş (kötü bir tamlama oldu, diğer taraftan biraz duraklatıp düşündürdüğü için hoş da) düşünceler olmayacak; ana başlıklar da birbirinden farklı olacak. tabi en önemlisi bu düşünceler bir süredir kafanızda olacak ki mayalanma olayı vuku bulsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. vücudunuz dağılmışlık derecesinde yorgun olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçi arkadaşın annesi geçen gün bir laf etmiş*, onun üzerine diyecek birşey yok ama yine de bedenen de yorgun olmanın rüya görme olayını tetiklediğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. yattığınız yer rahat olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;denemek isteyenler için bu konuda da iyi bir tarifim var: şöyle koltuk takımının minderlerini birleştirerek yere bir döşek yapıyorsunuz, üzerine ince bir kanepe döşeği, onun da üzerine bir çarşaf. koltuk takımı minderleri mümkünse saten olacak ki rüya görmek için olmazsa olmaz şartlardan biri olan "belin açılmış minderler arasına düşerek sızım sızım sızlaması" olayının gerçekleşmesi daha kolay olsun. ayrıca minder sayısı 7 olacak, tek sayı. böylece ikinci olmazsa olmaz şart olan "ayaklardan en az birinin dışarıda kalarak ayaza yakalanması" olayı da üzerine tuz biber eksin. yastık ve yorgan her zamanki gibi kullanılabilir ama olayın şiddetini kabus yönüne çekmek için değişik alternatifler (eminim) denenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. yattığınız mekan ana cadde kenarı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu özellikle sabah rüyaları açısından verimli oluyor. gördüğünüz rüyalar için isteğe bağlı olarak çoğunlukla servis aracı şöförlerine ve sabırsız sürücülere teşekkür veya sövgü şeklinde göndermeler yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. yattığınız mekanın cephesi doğu/güneydoğu gibi bir yönde olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu da özellikle sabah gün ağırdıktan sonrası için verimli sonuçlar veriyor, tabi perdeyi açık bırakmayı unutmayın. rüyadan uyandığınızda "sabah güneşi sidikliye, akşam güneşi güzele vururmuş" atasözünün gerçekliğini sorgulamanızı da tavsiye ediyoruz. konu özellikle rüya olduğu için sabahın ilk ışıklarının etkisini vurgulamadan edemeyeceğim. ilk ışıklar size vurmaya başladığında, geçen araçların sesine de uyanarak birim zamanda yatak içerisindeki dönüş sayınız artıyor (frekans yani), bu durum yattığınız minderlerin arasının açılma ihtimalini yükseltiyor ve direkt olarak bel bölgesine olan etki artıyor. ayak ucundaki minder de sıyrılınca: sonuç mükemmel!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unutulmaması gereken katalizörler: a) tuzlu yiyecekler, b) tatlı yiyecekler, c) çok yemek yeyip yatmak, d) az su içmek (özellikle a, b, c'den sonra), e) çok su içmek (sıkışmak ta denir), f) mide ağrısı (doğal yetenek), g) geç uyuma ya da uykuya geçememe (bu dadoğal yetenek).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabi iş bu kadarla bitmiyor. bu sadece rüya görmek için yapılan bir çaba, bir nevi "requiem for a dream" vakıası. ama işin bir de zihinsel hazırlık ve rüya görme-hatırlama süreçleri var. bu süreçler bende temel olarak istatistiksel dağılımlara bağlı gibi görünüyor. ortamı hazırlayıp yattıktan sonra şarların sağladığı yetenekler sayesinde sabaha kadar adam akıllı bir uyku uyuyamıyorsunuz. sürekli bir sıkıntı hali-özellikle bel ve ayaktan. dolayısıyla rüyalar görmeye başlıyorsunuz ve sabaha kadar o kadar çok rüya görüyorsunuz ki eninde sonunda bir tanesi aklınızda kalıyor. hangisi mi? tamamen şans, gelişigüzel bir dağılım. şimdi buradan düzen ve düzensizlik (order and disorder) konularına ve oradan da entropy kavramına dalacaktım ama enerjim kalmadı. gerçi bu cümle üzerine reklam kokan bir şekilde "duracell kullan" gibi soğuk commentler gelebilir diye hemen düzeltme yapayım: pilli değilim. enerjim=isteğim. istek (arzu, heves vs. de denir) bittiği anda herşey bitmiştir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* ankarada yalnız yaşayan arkadaşımı annesi ziyarete gelmiş. her anne gibi hemen ortalığı toparlayıp, temizlemeye başlamış. arkadaş dayanamayıp, "anne boşver, yorma kendini" demiş. annenin cevabı muhteşem, "oğlum beden yorgunluğu; bi gün dinlenirim, geçer. Allah gönül yorgunluğu vermesin." sözün bittiği yer; işte burası!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-8790540667186783126?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/8790540667186783126/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=8790540667186783126' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8790540667186783126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8790540667186783126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/04/rya-yaasn.html' title='rüya, yaşasın!'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-3529559616797621899</id><published>2007-04-08T20:55:00.000+03:00</published><updated>2007-04-08T21:05:49.698+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>sabun köpüğü</title><content type='html'>ellerimi yıkıyorum. sabunu kaç defa ellerimin arasından geçirdim bilmiyorum ama köpüğün kayganlığına rağmen derimi sıyırırcasına ovaladım, ovaladım, ovaladım... patlayan baloncukların sesiyle kendime geldim ve musluktan usulca süzülen suyla birlikte yeniden o düşünceden bu düşünceye aktım. ellerim düşüncelerimle duruluyor ama ruhum düşüncelerimden durulmuyor. süzgeçten akan köpüklerin girdabında kaybolmuş gibi benliğimin girdaplarında dolandım. kızarmış ellerime bakmaktan bıkıyormuş gibi başımı kaldırdım ve aynadakiyle karşı karşıya geldim. yaşıyorum; buradayım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-3529559616797621899?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/3529559616797621899/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=3529559616797621899' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3529559616797621899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3529559616797621899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/04/sabun-kp.html' title='sabun köpüğü'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-488523579755726003</id><published>2007-04-01T00:00:00.000+03:00</published><updated>2007-04-01T00:16:05.922+03:00</updated><title type='text'>iş nasıl yokuşa sürülür</title><content type='html'>telif hakları bana olan bir tamlamadır. bu konuda çok başarılı insanlarla tanışmış olmamın yanı sıra gerektiğinde en büyük eğimli yokuşu oluşturabilme kabiliyetimden dolayı engin tecrübeye sahibim. misal çok, eminim çok sayı da da koment alabilirim bu yazıyla. birkaç tane vererek başlayayım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b (ben)-hava çok soğuk, anca 1-2 derecedir heralde.&lt;br /&gt;x (isim vermeyecem)-o kadar bile yoktur.&lt;br /&gt;b- yav labdayız, şu civalı termometreler hangi çekmecede.&lt;br /&gt;x- ne bileyim nerde şimdi. istiyorsan thermocouple* salalım, daha hassas olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*thermocouple: farklı direçteki iki kablonun kaynatılmasıyla elde edilen, ısı ölçmeye yarayan ama ölçmek için bu uzun kablonun yanı sıra kalibrasyon çiftine, veri toplama kartına (bilgisayarda) ve bir bilgisayara ihtiyaç vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x (bu başka, bi hoca)- şu benim internet sitesini nasıl göndeririz.&lt;br /&gt;b-nereye?&lt;br /&gt;x-okulun verdiği yere.&lt;br /&gt;b-bi ftp programı lazım&lt;br /&gt;x- bizde var mı?&lt;br /&gt;b-gerek yok, arkadaşlarda kırığı vardır. deneme versiyonu da işinizi görür.&lt;br /&gt;x-nasıl gönderiyoruz?&lt;br /&gt;b-ayarları var, server adresi 194.xxx.xxx.xxx, kullanıcı adı ve şifreniz sizde, mail ayarları.&lt;br /&gt;x-onları girince bitiyor mu?&lt;br /&gt;b- yok, sayfayı ilgili yere göndermeniz gerekiyor. public-html'nin altına&lt;br /&gt;x-orası neresi?&lt;br /&gt;b-server'a girince klasörler görürsünüz, onlardan biri&lt;br /&gt;x-ben bunları aklımda tutamam şimdi&lt;br /&gt;b-çok zor değil, hem anasayfada bir ppt sunumu olarak var, oradan bakarsınız gerekirse&lt;br /&gt;x-bu iş çok uzun sürer mi?&lt;br /&gt;b-hangisi?&lt;br /&gt;x-ayarlar, sayfanın gitmesi&lt;br /&gt;b-program olsa 5 dakkada biter&lt;br /&gt;x-nerden buluruz&lt;br /&gt;b-arkadaşlarda var&lt;br /&gt;x-tamam, ben bi onlara sorayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyorum elime yapışmaz, programın bulunup kurulması, ayarların yapılması ve sayfanın gönderilmesi benim için 5 dk fakat arkadaşın soruları ömür törpüsü. bir daha ki sefere kendi yapmak isteyeceği için programın açıldığı andan itibaren bütün basamakları A4 sayfalara not etmek isteyecek, not alamadığı yerleri tekrarlamak için şunu bi daha yapsak diyecek ve bu 5 dakikalık olay emin olun 45 dakikaya çıkacak. zaman kıymetli, yokuş ona göre :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-488523579755726003?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/488523579755726003/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=488523579755726003' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/488523579755726003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/488523579755726003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/i-nasl-yokua-srlr.html' title='iş nasıl yokuşa sürülür'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-2122204972068263353</id><published>2007-03-31T23:38:00.000+03:00</published><updated>2007-03-31T23:54:12.432+03:00</updated><title type='text'>evren</title><content type='html'>I'm not young enough to know everything&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evren, galaksi, güneş sistemi, dünya, ev, kendi dünyamız. herkes bir yerlerde yaşıyor ve herkes sadece aklına geldiğinde kendi kendini sorguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;The universe is a mechanism run by rules.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaptığımız sadece düzenin içinde kendimize bir yer edinmek, bu yerden bazen memnun olmamak ve yeni arayışlara girmek, bulduğumuzu sandığımız yerde sahip olduğumuz sıkıntılardan kurtulmak için çabalamak. düzen kurulu, kuralları konmuş ama doğruluğu her zaman göreceli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The facts are relative, but the law is absolute.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her zaman, her şeyi bildiğimizi sanıyoruz. genel konuşarak başkalarını da bildiğimi zannederek bu geleneği de bozmamış oldum. kurtulamadığım 'her şeyi bilen adam' lakabı bunda ne kadar etki etmiştir bilinmez ama ben en azından her şeyi bilmediğimi biliyorum...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;You can't predict or know everything.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-2122204972068263353?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/2122204972068263353/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=2122204972068263353' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2122204972068263353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2122204972068263353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/evren.html' title='evren'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5493062418198257585</id><published>2007-03-28T22:05:00.000+02:00</published><updated>2007-03-31T23:38:00.113+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>rüya</title><content type='html'>bitmez bu tartışma diyen sesleri duyar gibiyim. rüya hakkında görüşlerim değişmiş değil. kimisi ona hakkettiği saygıyı vermediğimi düşünse de bu kanı yanlıştır, bilesiniz. işin özü rüya görememem, düzeltmeye kalkmayın hemen, tabiiki işin aslı görüyor olmam ama hatırlayamamam. hatırladığım rüya sayısı sadece üç, evet yanlış değil. tüm hayatım boyunca hatırladığım rüya sayısı sadece ve sadece üç. bu konuda da tartışmaya yer vermemek için daha detaylı bir açıklama yapayım. bölük pörçük bişeyler hatırlıyorsunuz ama sadece rüyanın hemen arkasından uyandığınızda. sonra uyuyorsunuz ve sabah sadece o an hissettiklerinizden parçalar, sadece hislerinizden parçalar hatırlılyorsunuz, o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rüya görmenin avantajları ve dezavantajları olduğu kesin. kabus görmüyorsunuz, dışarıda sizi bu kadar korkutan varken rüyada da bir korkutanın olmaması avantaj tarafı olsa gerek. tabi yoksun olduğunuz güzellikler, rüyanızdan etkilenip bir şeye yönelmemek, motive olamamak gibi bir sürü de dezavantajı olduğu kesin. bu arada düşünüyorsunuz insan bir rüya görmek ister mi acaba diye? yani şöyle bi rüya görsem, rüyamda 'şu' olsa hatta bi de 'bu'olsa gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen gün televizyondan çekilmiş ve vcd formatına aktarılmış 'Kan Uykusu' belgeselini bi arkaşın yanında tekrar izledim, tamamını değil, sadece 10-15 dk lık bir kısmı. izleyen bilir, orada şehit annesinin rüyasına gece ak sakallı bir ihtiyar girer ve anneye 'Asr' suresini okutur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Asra andolsun.&lt;br /&gt;2. Gerçekten insanlar, ziyandadır.&lt;br /&gt;3.Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu rüyayı görmek istiyorum, bir ak sakallıdan, tekrarlamak istiyorum sonuna kadar: .... vetevasav bilhakkı vetevasav bissabr.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5493062418198257585?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5493062418198257585/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5493062418198257585' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5493062418198257585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5493062418198257585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/rya_28.html' title='rüya'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-6315929324669112236</id><published>2007-03-24T19:06:00.000+02:00</published><updated>2007-03-24T19:31:05.780+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>hata</title><content type='html'>güzelliklere ulaşmak için sancı çekmek ne kadar da doğal. bir annenin doğum sancısını düşünsenize, ya da o kadara gerek yok-malum bunu herkes tecrübe edemez- manzarayı görmek için tırandığınız dağa bakın. insanın ulaşacakları aklına geldiğinde her türlü ağrıyı, sızıyı, sıkıntıyı ve derdi düşünmesi bi anda ikinci plana geçiyor. önemli olan da bu değil mi zaten; karar vermek ve sonuna kadar gitmek. sevmek bu durumda ayrı bir olay, motivasyon. insanın sevdiği bir şeyi yapması ne kadar kolaysa aksi o kadar sıkıntılı oluyor değil mi? bu değil mi onay beklemek için değil, öyle; tecrübeyle sabit!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olamazsa,insan da acı çekmeden olgunlaşamaz."*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büyüyoruz, hergün biraz daha fazla. ilerliyoruz, hergün biraz daha ileri. çoğumuz gittiği yolu belirlemiş, hatta çoğu mancınığın ucunda bulunan yere oturmuş, hedefi belirlemiş ve ipi kesmiş bile. büyümek her zaman zor, çünkü yol zorlu. yaradılışın gereği hata kaçınılmaz ama hatadan ders almak şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Geçmişteki acılarımıza gülümseyerek baktığımız anda büyümüşüz demektir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne zaman büyüdüğümüz tartışılır, bence sonu yok gibi bişey. hata yapacağız, yapmaya devam edeceğiz ama yılmayacağız, düşeceğiz, kalkacağız ve ders alacağız ama asla vazgeçmeyeceğiz! işte o zaman bizden geri kalan sadece kanla yoğrulmuş bir miktar çamurdan başka birşey olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Karnı açlardan çok,kalbi açlara acırım."**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başımı kaldırdım, rakibime kılıcımdan daha keskin gözlerle baktım ve gözyüzünde çınlayan yıldırımdan daha önce onu kınından çektim. göz göze gelmemek için büyük bir çaba göstererek büyük bir hışımla kalbinin tam ortasına saplayıverdim. göğsümden akan kanla kendime geldim, başımı yine kaldırdım, gözlerinin içine baktım, özüne doğru. kırılmışım, kızgınlığımı kamçılamışım, sevmişim, onu da kırbaçlamışım. hıncımı çıkartmak için yine kılıcımı ona sallamışım ama benim o olduğumu unutmuşum. kalbimdeki sızıyla kendime gelmem zor olmadı elbet ama başımı kaldırmamla yolu görmek bu sızıya değdi galiba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kendini affetmeyen bir insanın bütün hataları affedilebilir."*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Konfiçyüs&lt;br /&gt;** Khiew&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-6315929324669112236?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/6315929324669112236/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=6315929324669112236' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6315929324669112236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6315929324669112236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/hata.html' title='hata'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-2833282072620697696</id><published>2007-03-23T23:20:00.000+02:00</published><updated>2007-03-28T22:18:50.097+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>ıslanmak</title><content type='html'>dışarı çıktığımda yağmur yağıyordu; bilen bilir yağmuru severim. arabayı çektim yine kenara şöyle uzun uzun yürüdüm. bi çok şeyi olduğu gibi ıslanmayı da özlemişim. aslında özleme duygularımın bir kısmını rafa kaldıralı çok olmuştu ama insan bazı şeyleri yeri geldiğinde hatırlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bilgeye sormuşlar:&lt;br /&gt;-Bir insanın zekasını nereden anlarsınız?&lt;br /&gt;- Konuşmasından.&lt;br /&gt;- Ya hiç konuşmazsa?&lt;br /&gt;- O kadar akıllı insan yoktur ki!..*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yağmur damlaları yüzüme vuruyordu, rüzgar da her darbeyi pekiştiriyordu. şapkayı takmayı unutmuşum, hani şu herkesin artistlik olsun diye taktığımı sandığı ama aslında gözlüklü insanların neden taktığımı anlayabileceği şapkamı. yağmur parçaları göz kapaklarıma çarpıyordu, başımı gökyüzüne kaldırdım, gözlerimi kapadım ve dalından yeni kopmuş ve heyecanla yere doğru atılmış taze damlaları bekledim. o kadar uzun zaman olmuş ki-lise 1'den beri- gözlüğümün takılı olduğunu unutmuşum. gözlerimi açtığımda kucak açıp beklediğim o yağmur damlalarının silahından çıkmış kurşunlar gibi üzerime geldiğini sandım, aniden başımı öne eğdim ve beynime hücum eden kan akışından bir an sendeledim, ya da yine öyle sandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;aslan avını yemeye kırk gün önceden karar verirmiş te kırk gün ortada görünmezmiş karnının gurultusu duyulmasın diye**&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yağmuruda huzur buluyorum, hele yağarken altında gezinirken daha bi haz alıyorum, onunla bütünleştiğimde -bu tamamen ruhani bi bütünleşme- boyut atlıyorum. neden böyle bilmiyorum, yağmurdan kaçtığımda olmuştur ama tamamen mecburiyetten, dünyevi esaretten; yoksa hocanın dediği gibi rahmetten kaçılır mı? şu boyut meselesine dönecek olursak; neresi olduğunu tarif edemem, nasıl olduğunu da. bir bilim adamı olmaya çalışıyorum ama bunun sırrını çözebilecek bilgiye sahip değilim. bilimin tanımını bilirim oysa, özetle 'ne?' sorusunun bilgisine sahip olmaktır, arkasındaki etmenleri, itici gücü aramak pozitif bilimler olarak adlandırılan mühendislik ve tıp bilimlerinin konusu değildir. bilimadamı bu sorunun cevabını başka bir soruyla arar: 'nasıl?'. bilim adamı bu sorunun cevabını çözecek şekilde eğitilir ya da kendini eğitir, kanunları, kuralları ve evrensel dili-matematiği- öğrenir. 'nasıl?' sorusunun cevabı daha zor bir sorunun cevabına başlangıç bile oluşturamaz: 'neden?', ama dünyanın içgüdüsel sorusu 'nasıl?' değildir, 'neden?' dir. 'neden?' sorusunun içinde hayatımızdaki olayları kontrol eden güçlerin kapalı bir sorgulaması mevcuttur, çoğu zaman kendimize bile soramadığımız, söyleyemediğimiz olayları...***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eve dönme vakti, bu da içgüdüsel; anam, babam bekler ve tabii ki merak eder. bi insanın bekleyeni olması, merak edeni olması ne güzel bişey. ara sıra fark ettiğimize utansak ta bu hazineye sahip olmak ne karar güzel birşey. neyse ki karanlık ve yüzüm rüzgardan kızarmış gibi görünüyor, yağmurun güzelliği diye düşünüyorum yine, rahatça yürüyorum. arabaya yaklaştığımda bakınıyorum; gözlerim yalnızlığımı ve gölgemi arıyor. hayret, yoklar: yapayalnızım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"güneş tepeden vuruyorsa gölgem ayaklarımın altındadır."****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*kaynağı bilinmiyor, ya da herkesin yaptığı hatayı tekrarlayar: bir mail&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;** replik, kurtlar vadisi, doğu bey ile esad arasında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*** A Brief History of Eternety by R. C. PEACOCK (esinlenme ve kısa alıntı)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;****replik, kurtlar vadisi, pala ile hüsrev ağa arasında.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-2833282072620697696?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/2833282072620697696/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=2833282072620697696' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2833282072620697696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2833282072620697696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/slanmak.html' title='ıslanmak'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-6740482328746147059</id><published>2007-03-21T16:50:00.000+02:00</published><updated>2007-03-21T17:01:41.351+02:00</updated><title type='text'>iyi mi? kötü mü? bahse var mısınız?</title><content type='html'>Adamın birinin iki tane köpeği varmış; biri beyaz biri siyah. Adam hergün bu köpekleri döğüştürür, seyredermiş. Bir gün torunu adama gelip, "dede bu köpekleri niye hergün döğüştürüyorsun?" diye sormuş. Adam, "bak oğlum beyaz olan iyiliği, siyah olan kötülüğü temsil ediyor. Ben de dövüştürüp kim galip geliyor ona bakıyorum" demiş. Çocuk sormuş, "kim kazanıyor, dede?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hangisini daha çok beslersem o kazanıyor"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-6740482328746147059?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/6740482328746147059/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=6740482328746147059' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6740482328746147059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6740482328746147059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/iyi-mi-kt-m-bahse-var-msnz.html' title='iyi mi? kötü mü? bahse var mısınız?'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-2350340752463486491</id><published>2007-03-21T01:37:00.000+02:00</published><updated>2007-03-21T01:38:01.966+02:00</updated><title type='text'>ankara yolu</title><content type='html'>çok iyi araba kullandığım konusunda bir iddiam yok. gerçi son 15 günde amasyaya kadar yaptığım 2200 km kadarlık zorlu parkurda teknik hiçbir hata yapmadığımı, sürüş olarak ta sadece karlı ılgaz dağında bir miktar viraj dışına-karşı şeride geçecek kadar- çıkmam ve yağmurlu havada yaklaşık 1-2 saniye abs sisteminin devreye girmesi dışında hiç hatam olmadığını söyledim. doğrudur. zorlu sinop yollarında, sinop-samsun arası virajlarda veya düz sahil yolunda hata yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her iyi gidişin bir de kötü gidişi vardır. başta dedim ya iyi araba kullanma iddiam yok diye, kötü kullanma konusunda bir iddiada bulunabilirim sanırım. etkenler sıralanabilir, yorgunluk, uykusuzluk, sabırsızlık, pişmanlık, sinirlilik, felan ve filan ama bahane yok. normalde ne kadar sürede gelinir tam olarak bilmiyorum ama virajlı olduğu söylenen-doğrudur- zile, yozgat üzerinden gelmeme rağmen 4,5 saat sürdü. virajlı dediğim yolda her zaman olduğundan biraz daha fazla Allah yardım etti. 30-50 km/h hızla dönülmesi istenen yolların çoğunda 70-130 km/h arası hızla ilerlemiş olmam konusunda çok yorum yapılabilir ama gerek yok, ben cevabı biliyorum. ilerleyen satırlarda boşuna beklemeyin, size söylemeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolda başka ne hatırlanır diye bir daha düşündüm parağrafı yazarken ama yola çıkışımı unuttum bi an. farklı kurgulanmış tarantino filmleri gibi başını sonunda anlatıyorum ama şimdi kurguyu değiştirmek için çok yorgunum. yazmaktan değil bekli ama o anları tekrar yaşamaktan. sabah arabaya biniyorsunuz, zaten acelecisiniz. kontayı yerleştiriyorsunuz ve sakin bir şekilde dualarla çeviriyorsunuz. göstergeler arasında bir sarı ışık yanıyor, bir araba ve üzerinde bir civata anahtarı. motor ve/veya şanzıman elektroniği acil duruma geçti demek bu. helikopter olsa mulfunction ışığı yanıp söner ve yedek sistem devrede ışığı yanardı. kontak kapalı, tekrar açık, durum aynı. kafasını direksiyona vuran ve arabanın içinde onu 2200 km'dir (hatta toplamda 26500 km) taşıyan makinaya söven, sırası değil diye haykıran biri; ben! farketmez, durum zaten acil deyip yola çıkıyorum ve normalde yetecek benzinin tahmini sürüşüme göre yetmeyeceğini bilerek benzinliğe giriyorum, alıyorum ve kredi kartından çekmek için markete giriyorum. kart reddedildi, 12 saat önce kullandığım kart. bi daha deneyin lütfen. reddetti abi. bu kartı dene. çok şükür, hadi hayırlısı. yola çıkıyorum, solladığım polise hafif bir bakış atıp içimden kusura bakma diyorum, basıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-2350340752463486491?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/2350340752463486491/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=2350340752463486491' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2350340752463486491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2350340752463486491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/ankara-yolu.html' title='ankara yolu'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-7335026372526797844</id><published>2007-03-19T23:04:00.000+02:00</published><updated>2007-03-19T23:44:24.053+02:00</updated><title type='text'>rize-amasya</title><content type='html'>akşam yağmurun başlamasından bilmeliydim. gökler yine ağlıyordu. rizeden yola çıktım, silecekleri çalıştırdım ve bir daha amasyaya kadar hiç durdurmadım desem yeridir. hadi rizedeki yağmuru anladık, vardığım her yerdeki damlalara ne demeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolu hatırlıyorum şimdi desem yalan olur. hani vardığım yerde yazıyor olsaydım belki yolu anlatırdım ama sileceklere öyle dalmışım ki geçtiğim yerlerin çoğunu hatırlamıyorum. sadece varacağım noktayı ve aradaki büyük yerleşim yerlerini bildiğim için gözlerim de sadece o tabelaları gördü. tek hatırladığım şu meşhurlaştırdığım uzuuunnn tünel ve beni uyaran ışıklı tabelalar. şimdi ankarada söylüyorum, 2500 km'den fazla yaptım ama bu kadar ikna edici bir yol tabelasıyla karşılaşmadım. tünele yaklaşırken yol üstünde büyük ışıklı ve yazı yazan büyük uyarıcılardan vardı. birinde 'dikkat yağışlı ve kaygan yol' diyordu, tünele yaklaştığında uzaktan 80 km/s hız sınırı işaretleri de görülebiliyordu ve tünelden önceki son büyük ışıklı tabelada 'radarla hız kontrolü yapılmaktadır' yazıyordu. normal dedim, zaten hızlı gitmiyordum. tabela tam görüş alanıma girdiğinde yazı bir anda değişti 'hızınız 97 km/sa, lütfen yavaşlayın' ve hemen ardından yine 'radarla hız kontrolü yapılmaktadır' yazısı. bir lütfen bu kadar mı etkili olabilir! :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amasyaya girişim bir ayrıydı. yaptığım uzun yola rağmen halen dinç kalabilmiştim, sanırım sabah kahvaltılarını kaçırmamış olmam işe yaramıştı. ordudaki engin tecrübelerim benim şehrin ilk binalarını gördüğümde yol tarifi sormamın gerekliliğine inandırmış olacak ki ilk gördüğüm gence yaklaştım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b: s.a., öğretmenevine nasıl gidebilirim&lt;br /&gt;y (yoldan geçici): abi o ilerde&lt;br /&gt;b: ne kadar ilerde (sormuş oldum)&lt;br /&gt;y: o baya ilerde, sen git&lt;br /&gt;b: yani ne kadar, 1 km, 3 km. bi bankanın karşısında felan diye tarif et (ne akla hizmet böyle yol tarifi istiyorum ben da anlamadım. sanırım insanın basireti bağlanıyor, bırak adamı huzur bulsun)&lt;br /&gt;y: abi 800-850 m (içimden dediğim 'yuhhh' un şiddetini duymanız imkansız. madem bu kadar kesin tarif verebiliyordun, ne bekledin)&lt;br /&gt;b: sağolasın, ben ilerde bi daha sorayım. (adama biraz güvenmemiş gibi oldu ama ne yapayım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peşin peşin söyleyim adamın tarifi yaklaşık 50 m hassasiyetle doğruydu. sağolsun ama hem güven vermedi hem de kök söktürdü. ben yine de başkasına sormuştum, kapının önüne kadar tarif etti, tam isabet. aradığımı bulmaya buldum ama cebe konan araba tasarlanmadığı sürece bu tip yerlerde park yeri sorunu hat safhada. bi köprü gibi yerden karşıya geçmeye geçtim ama trafiğin akışını anlayana kadar iki defa U yaptım, yani başladığım yere döndüm bile :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geleceğim haber verilmişti zaten, hocamda gelecekti ama işleri çıkmış. telefonumun kapalı olacağını bildiği için-oysa ki ben kolay buluşalım diye açmıştım- beni aramak yerine öğretmenevi müdürünü aratmış. ben yanlışlık var diye bana oda ayırmamışsınız, başka bir yer verin şeklinde ifadeyle bi anahtar alıp uzakta bıraktığım arabadan aldığım laptop çantasını odaya koyup son 7 saattir içine birşey girmemiş midemi doldurmaya gittim. yine tek başıma bişeyler yedim. çok şükür yayla çorbası vardı, mercimek olsa kalsın diyecektim artık. öğretmenevine dönüşüm ayrı bir olay. odamın temizlenmesi için geri verdiğim anahtarı kayıp. görevli üstündedir diyor. beni tepem atıyor, laptop var nasıl olur diyorum. adam gamsız; 'bişey olmaz hocam' diyor. otomatik olarak öğretmen algılandığım kesin. anahtarı aramaya gönderiyorum, oraya buraya soruyor yok. bi telefon ediyor o sırada, müdür onu süit odaya yerleştirdik, genel müdür gelmiyor diyor. hadi canım, yoldadır diyorum-bi kısmını içimden- ve telefona sarılıyorum; haber doğru. görevli duruşunu değiştiriyor, artık öğretmen olan algım büyük ihtimalle daire başkanı ile danışman arası bişey oluyor. müdür bey de sizinle görüşmek istiyor, kendisi şu an yemekteymiş, geliyor hocam. ben bir odaya inip eşyaları yerleştireyim, 10-15 dk sonra gelirim diyorum ve dediğim gibi geliyorum. merdivenin son 6-7 basamağına geldiğimde-yukarı doğru- resepsiyondaki görevli ileri doğru bir bakış atıyor, işaret eder gibi. orada gördüğüm başka bir personel yanındaki adama yönelip kafasıyla beni işaret ediyor. mafya babasının mekana girişi ya da başka bir tarzda örnek vermek gerekirse polisin bara girişi gibi bir sahne-tabi amerikan filmlerindekilerden. adam bir anda ayaklanıp önünü ilikliyor ve sakallı, kot pantolonlu, başından şapka yeni çıktığı için bir kısmı havari, bir kısmı yapışmış saçları olan yorgun bir adama-bana- hoşgeldiniz diye gülümseyerek yaklaşıyor. ingilizlerin bir lafı var: 'it is not important what you know but who you know'. evet ben genel müdürü tanıyordum, hemen belli oluyor. çayım geliyor, sırlı, ince belli bardak ve tavşan kanı. oda size tahsis, yapacak başka birşey var mı gibi sağolunlarla peşini doldurduğum bir sürü cümle ve ardından müsadem istenerek ?! ayrılış ve odamda baş başa kaldığım yalnızlığım ve hala sokakta gezen gölgem. bilgisayarı açıyorum yazı yazmak için ve sağ alt köşedeki işaret burada internet var diye bağırıyor, kablosuz. gittiğimden beri kimseyi aramıyorum, sinop ve ordu da internet gördüm ama son 6 gündür ondan da bir haberim ve dünya ile temasımı yeniden açıyorum, yeniden açıyorum ve dünyam aldığım haberlerle yeniden başıma geçiyor. o an buradan o kadar uzakta, bacakları titreyecek kadar yorgun ve göz kapakları arasına kibrit çöpü sıkıştırmadan durmayacak kadar uykusuz olan dünyada kapladığım hacmim bir anda bulunduğum süit-büyük anlamında- odanın içinde hapsoluyor. parmaklarım, ellerim, gözlerim ve kalan duyulu ve duyusuz organlaırım özelliklerini kaybediyor ve dilimle dudaklarım saatin biraz daha hızlı ilerlemesi için yalvarıyor. zamanla olan savaşım hiç bitmiyor. sabah sanki hiç olmayacak gibi ama sabaha karşı sızıp kaldığım yerden telefonun kurulmuş saatiyle fırlıyorum. hazırlanıyorum ama saat resepsiyon görevlilerinin gelmeyeceği kadar erken. yine saate bakıyorum ve ad konulmamış saniye kadranına hadi oğlum, ha gayret şeklinde gaza getirici cümleler kuruyorum. nafile!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-7335026372526797844?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/7335026372526797844/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=7335026372526797844' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7335026372526797844'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/7335026372526797844'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/rize-amasya.html' title='rize-amasya'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-1555378419735023587</id><published>2007-03-19T00:02:00.000+02:00</published><updated>2007-03-19T01:20:35.992+02:00</updated><title type='text'>Rize</title><content type='html'>anlaşılacağı üzere Rize'de öğretmenevinde internet bağlantısı olmadığı için Ankara'da bir başlık altında geçmek gerekti. zaten yolculuğun son adımlarından biri olduğu için zihni yorgunluğum hat safhalara gelmişti, yani daha çok bedenimin boş işleriyle haşır neşir olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öğretmenevi şehrin dışındaymış. resmi binalar olduğu belli olan yapıları görünce buradadır diye yanaşıp bi öğrenciye sordum; abi ilerde o dedi. götürüyüm mü seni, ben minübüsle dönerim. teklif oldukça garip ama atla dedim. abi sigara içilir mi dedi elindeki yarısı içilmiş ve avuç içine yerleştirilmiş sigarayı gösterirken. iç, bişey olmaz dedim çünkü dahasını demek bana düşmezdi. ne işin var buralarda dese cevabım yoktu, ona da kişisel soru sormamaya karalıydım ama çenesi durmadı. abi yabancısın heraldeyle başladı. bu rizenin çivisi çıkmışla bitirdi. okulu psikopat kaynıyormuş, hocaları dövmüşler felan filan. geri mi dönsem diye düşünüyordum çünkü beni şehrin dışına çıkartmaya başlamıştı, biraz daha götürse tırsacaktım yani :) cep telefonunu verdi, ibrahim, kısaca ibo diye kaydettim. abi gezmek istersen ara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rize: deniz, sahil yolu, şehir içi yol, binalar (en fazla 50-100 m) ve ardından dikine çıkan dağlar. tabi bir de yağmur, bazen ahmak ıslatanla sağnak arası, geceleri daha bi içli; ağlar gibi... hava soğuk, kaloriferler de gündüz vakti yanmıyor ama hislerim zaten zayıfladığı için pek te bişey farketmiyor.  yemek maceram yok bu şehirde çünkü öğretmenevi yemekleri fena değil. gerçi seyahat boyunca yediklerimi beni tanıyanlar görse, yok canım bu adam bunları yemez derdi heralde. başka bir şey yapmaya ne iştahım ne zamanım ne de gücüm vardı. ne gördüysem yedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seyahat boyunca ilk defa konuştum. oturma salonunda tv karşısında gazete okurken yandan birileri selam veriyor. iki dakika sonra gol ne güzeldi değil mi diyorlar. tekrarından sonra evet diyorum çünkü ilk pozisyonda baktığım halde görmüyordum. yani o laf üzerine tekrarı tekrar izleyince farkına vardım. ama soruyu soran-ki karadenizli olduğu çok belli- ve arkadaşı-ki temiz yüzlü, sevecen bi tip- kim olduğum konusunda sorgular bir şekilde beni takip ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1: buralı değilsiniz heralde&lt;br /&gt;b:değilim&lt;br /&gt;1: görevli misiniz?&lt;br /&gt;b: yoo, gezmeye&lt;br /&gt;2: bu mevsimde mi? (saçma olduğunu düşündüğü ses tonunda belli)&lt;br /&gt;b: biraz iş, biraz gezme (nasıl olsa anlamayacaklar ne yaptığımı, benim gibi)&lt;br /&gt;1: nerden, öğretmen mi?&lt;br /&gt;b: (malum kişisel bilgilerimin en azını söylüyorum ama hoca etiketi otomatik yapışıveriyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arkadaşlar teiaş'ta teknisyenmiş, trafonun yağının temizlenmesini yapıyorlarmış ama o akşam iş dışında daha çok dünya meselelerini sordular. sordular diyorum çünkü dünyevi olaylar konusunda her türlü bilgim olabileceğine dair bir fikirleri vardı ve verdiğim cevaplar onları yanıltmıyordu. beni ne kadar tatmin ediyordu bilmiyorum ama yine yapamadığım birçok şeyi onlara tavsiye niteliğinde verdiğim doğrudur. ben niye yapamıyorumu burada tartışmıyorum. vatan, millet, sakarya şeklinde geçen muhabbetten sonra vakit ilerleyince hocam yarın da buralardaysanız biz iki vardiya hep buralardayız. bi de bizim makinanın kitapçığı var, biz anlamıyoruz size sorsak. cevap her zamanki gibi olumlu, elime mi yapışır babında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rizenin ilk tam gün sabah erken kalkmayı yine başarıyorum gecenin bütün kabusuna rağmen. yastık zaten sertti ama bir gecede insanın uykusu 10-15 defa bölününce ne olursa olsun salak gibi kalkıyor. kim böldü sorusunu ben de bulamıyorum ama kendiliğinden uyanıyorum, saate bakıyorum ve 5 dakika bile olmamış. ilginç diyorum, şekil değiştiriyorum ve zorla yine dalıyorum. döngü saatlerce sürüyor. kahvaltının ardından yağmuru görüyorum ve yürümeye başlıyorum. ne kadar yürüdüğümü zaman olarak bilmiyorum ama akşam tekrar karşılaştığım arkadaşların söylediğine göre 5-6 km varmış. öğretmenevinden belediye binasına kadar. ölçmüş olan varsa söylesin. yağmur ahmak ıslatandan birazcız -azıcık- daha şiddetliydi, tabi ben de ahmaktan birazcık daha ıslak. ingilizcedeki tabir aklıma geliyor 'soak to the bone' mealiyle kemiklerine kadar ıslanmak. oysa ki Türkçesi daha da güzel; 'iliklerine kadar ıslanmak', daha iyi :) kaldığım yere vardığımda yanında bulunan iki okulun arasındaki geçiş yolunda polis bekliyordu. zaman değişmiş bütün okul çıkışlarında, dağılma saati polis bekliyor. ekip arabasının yanında dışarıda bekleyen polis beni baştan ayağa, sonra da kaldığı yerden başladığı yere kadar iyice bi süzdü. önce göz ucuyla izliyordum ama yanından geçerken kafamı hafif çevirip göz göze geldim. baksan dedi. ne iş yapıyorsun sen. olduğum yerde durdum, hafif gülümsedim, belli belirsiz; 'öğretim görevlisiyim'. bi daha baktı baştan aşağı. şu arkadan geleni tanıyor musun? ben rize'de kimseyi tanımıyorum-kendimi bile- diyecektim ama muhabbeti uzatmamak için omzumun üzerinden döndüm ve hayır dedim. yüzüne baktım ve yönümü dönüp aynı yavaş adımlarla çamur içindeki botlarım, ıslak paçalarım ve şapkamla merdivenlere doğru yöneldim. akşama kadar odadan çıkmadım, kah yattım kah oturdum boş boş yemek saatine kadar. yemekten sonra tahmin ettiğim ama yine de olsun dediğim manzara karşımdaydı. dünkü ekipten iki kişi beni bekliyordu. gece vardiyası daha gitmemişti. ayağa kalktılar, elimi sıktılar, halimi hatırımı sordular, kendilerine çeki düzen verip çay söylediler. her akşam karşılaştık aynı sahnelerle ve bana hiç çay parası ödetmediler. ben misafirdim, ben hocaydım, ben fikir sahibiydim, ben onların çocuklarını da okutacak Türkiye'nin emanet edildiği bir adamdım. ben sakalları uzamış, gözleri çökmüş, onların da anlam veremediği bir şekilde karadenizde kışın hiçbir aksiyonun olmadığı bir mekanda gezen biri. o an için benim aynada gördüğümle onların gördüğü arasındaki ben arasında karadenizin uçurumlarından daha büyük fark vardı. hocam emin kitapçığı getirecek (emin: gündüzcü teknisyen, hani şu temiz yüzlü olanı) derken şöförle birlikte geldiler. elinde kitapçık-kullanım klavuzunun almancadan ingilizceye çevirisi- bir ajanda, kalem ve silgi. utana sıkıla hocam bakabilir misiniz? biz anlayamıyoruz, eskilerin dediğiyle yapıyoruz. olur dedim onlar bana çay söylerken. şöför benimle tanıştı ama anlam veremedi, karadenizin havasından olacak açıklama da yeterli gelmedi. havalara suç bulmak ta yersiz, açıklama zaten yetersizdi. o gececileri alıp giderken ve gündüzcü üstünü değiştirmeye gittiği sırada kitapçığa başladım. 20 dakikada cihazın ne olduğunu, nasıl çalıştırılıp durdurulduğunu, dikkat edilmesi gerekenleri çözdüm, özetle arkadaşlardan daha iyi kullanabilirdim artık. emin bey geldi, sonraki 1,5-2 saat ona da anlattım, çoğunu biliyordu ama bazılarını adını, bazılarının işini, bazılarının ne zaman kullanılacağını ve makinada olan ve değiştirilmesi, temizlenmesi gereken parçaları o da öğrenmişti, hatta bazılarını yanına da yazmıştım o kötü, çivi yazımla. emin beyin gözlerindeki ve hareketlerindeki saygı çok farklıydı. ben oraya nereden geldiği belli olmayan bir güneş görünümündeydim, benim oraya gelmiş olmama inanamıyorlardı bile. garip ama benimle konuştuklarına bile bazen inanmıyorlarmış gibiydiler. bana çocuklarını nasıl eğitmelerini bile sordular, ellerime bakıp evli olmadığımı anlamışlardı ama onlara göre çocuk benim tarif ettiğim şekilde yetiştirilmeliydi. bu kadar sorumluluk o an benim için taşıması imkansız bir yüktü, sadece birkaç özlü söz söyleyip başka konuya ustaca geçiy yaptım. gün bitmişti ama gece bi türlü bitmedi yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ertesi gün sabahın erken saatleri, yine başardım kalkmayı. kahvaltıdan sonra düştüm yola. en son arhaviden çıktığımı hatırlıyorum. hedef fındıklıydı ama dönüşü gözümün önünde kaçırdım. hani bazen olur ya basiretiniz bağlanmış gibi. yanından geçerken burası fındıklı dedim, boşver ilerden dönerim. fındıklı da birilerini görecektim, belediyeye gittim ama onların da rizeye gittiğini haber aldım, rizede olmama rağmen çok kötü bir çay içtim belediyede. tazelesinler mi diyen başkan yardımcısına eyvallah, yolcu yolunda gerek dedim. yine gelin bu defa bizi ziyarete dedi sağolsun genç başkan. onunla da lafladık o ara, çevre mühendisiymiş, ne güzel dedim aklımda başka birşey varken. arabaya döndüm. ardeşenden geçerken ayder yaylasının tabelasını gözüme kestirmiştim, bu havada çıkılırmı bilmem demişti teknisyen arkadaşlar ama gittiği yere kadar dedim. tepeye, ilk tesislerin olduğu yere kadar gittim hatasız ama bi o kadar çılgınca bir sürüşle. yolda bir ben vardım, başka kimin işi olurdu bu zamanda, bu havada. çektim arabayı kenara, abi çayın var mı dedim. içeriye geç diye daha iç bir mekan gösterdi. adamın biri- ki sonradan adının tamer, yaşının 42 ve bekar olduğunu öğrendiğim- oturuyordu. çayımı içerken karadenize geldiğimden beri ilk defa biriyle konuşmak istedim, bi şekilde laf attım ortaya. onda da açlık varmış konuştu yarım saatten fazla. beraber kalktık, o da aşağı inecekmiş, atarmısın beni dedi. yine çaya para vermedim. ben yine hocaydım, yine misafirdim, yine ben değildim. döndüm, odaya kapandım, yanımda götürüp okuyamadığım kitaptan iki saat okudum, iki saat uyumaya çalıştım, olmadı. yemek saati ve ardından oturma salonundaki aynı manzara teknisyenlerden ikisi-gececiler;sadık ve adnan- beni bekliyor. çay söylüyorlar, şoför gelince hocam makinayı öğrenmişsiniz, bi de görseydiniz dediler. nerde dedim, yakın mı? hocam burda, biz de gelir mi diye, teklif etsek mi diye utana sıkıla öylesine söylemiştik dediler. neden olmasın dedim; çayınız var mı? şoför arabayı kapıya getirdi, ben arkaya yönelirken birisi ön kapıyı açıp buyurun dedi. insanları sevindirmek bu kadar kolay mı dedim kendi kendime bir yandan da kendimi sorgularken. rizenin tüm elektriğinin yönetildiği trafo merkezinde karşıladılar beni. emin bey indiğimi arabadan indiğimi gördüğünde en az askerlik arkadaşını görmüş kadar sevindi, güldüm. klavuzunu okuduğum makinayı gördüm, resimler ölçülendirilmemişti, tahminimden büyükmüş. bana bi brifing verip bişeyler sordurlar, cevapladım, tavsiyelerde bulundum :). çay indiğimde konmuştu bile, oranın amiri de kapıda karşıladı beni, iki gündür anlattıkları 'ben'i görünce kendi kendine Allah Allah der gibi bir hali vardı, onun yaşına göre ben bir çocuktum ve anlatılanlara göre-anladığım kadarıyla- bir dev olmalıydım. baş köşeye oturtuldum ve amir tarafından merkez ve panolar hakkında yeni bir brifinge katılmış gibi birimin görevini ve altyapıyı anladım. sohbette memleket meselelerinin yanı sıra mühendislik bilgimin derinliklerine de inildi. yine TSI motoru anlattım, yine teiaşın toyotasından gelen sesleri anlamlandırmaya çalıştım. şoför dünkü yetersiz açıklamadan rahatsız olacak ki yine sordu; hocam yanlış anlamayın da ben niye geldiğinizi anlamadım. cevabım hazırdı aslında: ben de! ama yeri değildi, espiri yapar gibi gülümseyerek; 'manyalık' dedim. diğerleri güldü, şoför bozulur gibi oldu ama o sırada diğerleri de susmuş onunla aynı 'acaba' bakışıyla beni bekliyorlardı. anlamalarını beklemediğim için işin göründüğü gibi olmadığı şeklinde bir yalanla başladım. aslında ben makale ve kitap yazmak için ankaradan kaçmış, yazar edasıyla kafa dinyelecek mekanlar arıyordum. ilk etapta tam olarak yalan değildi. bu dediklerimin bir kısmını yapmıştım ama sinopta 4 gün sürmüştü. 2 uluslararası makale, 1 yurt içi makale tam olarak bitmiş 4 uluslararası makaleninse altyapısı ve şekilleri hazırlanmıştı ama 5. gün biraz daha uğraşının dışında başka bir icraatım yoktu. rize hakkatten manyaklıktı ama bunu söylemenin yeri değildi. adamların hayallerini de yıkmanın bir anlamı yoktu. çay bitti. hepsine tek tek teşekkür edip yine aynı uğurlama prosedürüyle öğretmenevindeki yatağıma döndüm, aynı taş gibi yastığa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine erken kalktım, kahvaltı ve yemekler dışında odadan çıkmadım. akşam yine aynı ekiple-ki onlar da işlerini bitirmiş benim gibi ertesi sabah ayrılacaktı- vatanı kurtardım. hatta birkaç el oyun oynadım. tabi herkes benim oyunumu ve tabirlerimi can kulağıyla dinlediği için pek zevk almadım, gerildim ama olsun. odaya döndüm ama kalorifer yanmıyordu. soğukta hep beraber oturduk, karanlık odaya sızan spot ışıkların altında.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-1555378419735023587?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/1555378419735023587/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=1555378419735023587' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1555378419735023587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1555378419735023587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/rize.html' title='Rize'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-1939855152221936439</id><published>2007-03-11T22:02:00.000+02:00</published><updated>2007-03-11T22:30:34.275+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>rüya</title><content type='html'>ağlarsa anam ağlar ardımdan&lt;br /&gt;göklerden ağıt yağar yağmurla&lt;br /&gt;dost yüzlü yalancılar kapımda&lt;br /&gt;yalnızlık çırılçıplak koynumda*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en son ne zaman ağladınız, gözleriniz ne zaman doldu kapaklarından taşarcasına. şu kalabalığa aldırmadan, ağlamayı bilmeyenler gibi anıra anıra değil, hüngür hüngür ağlasam dediniz mi hiç. siç hiç hayalinizi rüyanızda gördünüzmü? peki rüyanızın gerçekleştiğini gördünüz mü? gerçekleşse ağlar mıydınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ordu'da düzeni bozdum, yine geç yattım ama düzeni tam bozdum ki geç te kalktım-11:25. yavaşça toparlandım ve en kısa ayılma yolu olarak banyoya yöneldim ama şansım yanımdan hiç ayrılmamıştı: suda yeterli tazyik yok, ısınmıyor. la havle, devam. miskin miskin giyindim ve dün gözüme kestirdiğim derli toplu pastane-kafe-lokanta karışımı yere kahvaltıya gittim. camında yazıyordu hafta içi kahvaltı tabağı: 3.5 ytl, hafta sonu açık büfe kahvaltı; 12'ye kadar! aslında şansımı kaybettiğimi düşünüyordum, kahvaltıyı birkaç poğaça ve çayla geçiştirecektim ama şansım sanırım banyoda kalmış olacak, kahvaltı devam ediyordu. tabi girerken kendimi keyif yapmaya o kadar hazırlamıştım ki gazete bile almıştım. kahvaltının özeti baya bi yedim, sabah+öğlen kıvamında, gazeteyi de o sırada bitirdim. keyif çayı ile de pazar ekini (milliyet-pazar) okuyayım dedim. sigaram için ateş isterken (bırakacağım için ateş taşımıyorum :)) Akif ilgi bekliyor başlıklı yazıyı okumaya başladım. can dündar yazmış. ankara hacettepe de akif'in İstiklal Marşı'nı yazdığı evi-dergah aslında- gezmiş ve bakımsızlığından, ilgisizlikten bahsetmiş. akif'in odasının da fotoğrafı var: rüya gördüğü oda, uyandığında kağıt bulamayıp duvara yazdığı mısralar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.&lt;br /&gt;Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.&lt;br /&gt;Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner taşarım.&lt;br /&gt;Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzel hayal kurmalı, hayali gergef gibi işlemek lazım, gerçekten uzaklaşmadan hayale ulaşmak için çalışmak lazım hatta hayatını hayale adamak ta lazım ki rüyasını da görebicek kıvama gelebilesin. öyle bi kıvama gelsin ki rüyanın gerçek olabileceğine sen de inanabilesin. hatta inanasın, hissedesin, akif gibi olabilesin, onun gibi hayırlı rüya görebilesin. gördüğünün gerçek olduğunu bilesin hatta bunu başkaları da bilebilsin ki senin rüyanın gerçekleştiğini gördüğünde gözleri yaşarsın; benim yukarıdaki dörtlüğü okuduğumdaki gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*yıldız tilbe&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-1939855152221936439?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/1939855152221936439/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=1939855152221936439' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1939855152221936439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1939855152221936439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/rya.html' title='rüya'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-9046195276601621744</id><published>2007-03-11T02:03:00.000+02:00</published><updated>2007-03-11T02:18:17.416+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir ben bu ben'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>atasözü</title><content type='html'>sıkıştım bu sahilde. arkada başından dumanı eksik olmayan geçit vermez bir dağ, önümde deniz ama ben yüzme bilmiyorum. ne yerlere sığabiliyorum ne göklere. sadece iki yol var; her zamanki gibi. onları da denedim ama yollar hep aynı bir yere kadar taşıyor beni ve yine ikiye ayrılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sahil yolu boyunca ışıklar yanıyor ama herkes evine çekilmiş, martılar bile. ben de çekildim köşeme kendimle karşılıklı oturuyorum. ben diyorum sağa, o diyor sola. orta yolda biryerlerde buluşacağımıza eminim ama gölgem ve yalnızlığım da oy haklarını kullanmak istiyor. tartışma her zamanki gibi gece boyu sürüyor. yoruldum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şarkılar hala beni anlatıyor ama benim rezonans kafesim anlamsız sesler çıkartıyor. tellerimimin kimi gevşemiş kimi çok sıkı. öyle boğucu bir hava varki; yürek çürütür, ciğer parçalar. bu saz bu havada akort tutmaz ben de biliyorum ve uğraşmıyorum artık. en güzelini yapıyorum çalmıyorum, izliyorum. önceki dillendirilmiş nağmelerin hatırasıyla kulaklarımın pasını temizliyorum ve damarlarımdaki kanın, atalarımın söylediği sözü hatırlıyorum: "Geçmişi olmayanın geleceği olmaz"*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*Çerkes atasözü&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-9046195276601621744?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/9046195276601621744/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=9046195276601621744' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/9046195276601621744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/9046195276601621744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/atasz.html' title='atasözü'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-6848663006733162826</id><published>2007-03-11T00:45:00.000+02:00</published><updated>2007-03-11T00:58:20.203+02:00</updated><title type='text'>karizma</title><content type='html'>mutlaka izleyin (ogün sanlısoy, saydım. gökhan kırdarın sunduğu dünyanın müziği programından)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=DmG3cSJBEsc"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=DmG3cSJBEsc&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerekçeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. parça çok güzel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana güzel geldi. ben de bir süredir sayıyorum ondandır. her şeyi sayıyorum. mesela 8 gündür uzaktayım gibi. parçanın hikayesi de böyle bişey, adam -ogün- askerde yazmış. ayrıca parça bu programda akustik seslendirilmiş, fişten çekik-unplugged. güzel yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. karizmanın ne demek olduğunu çok net anlatan bir çekim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) davulcuyu izleyin. karizma yapmak diye buna deniyor. aslında yok ama böyle montaj yapılıyor.&lt;br /&gt;b) basçıyı izleyin. kızlar en çok bu herifi (aslında çocuk duruyor) beğenmiş. çok karizmatik görünüyormuş. birkaç yerde okudum. bence pek bişey yok zaten kızlar dedikleri de kesin çocuktur. gerçi aklı başına gelmiş kaç tane var ki? (ağır laf oldu galiba)&lt;br /&gt;c) gitaristi izleyin. adam 'cool' dediklerinden. vokal yaparken bile ağır duruyor. oturuyor ama kalıbından boy-pos olduğu da belli. bacak duruşu, çizmeler, sözsüz kısımlardaki hareketler. benden ikinci yüksek puanı aldı&lt;br /&gt;d) ogünü izleyin: ortalama diye buna deniyor. bandana biraz katkı sağlıyor ama imaj yeterli değil önemli olan susuzluk her zamanki gibi. işini yapan adam kıvamında öyle çok cıvımıyorda. sadece saygılı duruşundan en yüksek üçüncü puanı bile aldı benden&lt;br /&gt;e) the winner issssss (or oscar goessss toooo) evet. gökhan kırdarı izleyin. programı ilk izlediğimde de bu adam stüdyoda şarkı yapsın, hiç çıkmasın demiştim. farklı bir karizma ama bilemedim. belki yapmış olduğu müzikleri çok sevdiğimden belki de kercine en yüksek puan onun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son olarak bir tavsiye. bir iş yaparken mümkünse birilerine bişey anlatırken felan sizi kameraya alsınlar, mutlaka izleyin. beni doktora jürisi sırasında çekmişler, iki saate yakın sanırım. hepsini bi daha oturup izledim. eleştirdiğim o kadar çok şey oldu ki ama hepsi bi yana ne gevezeymişim ben ya :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-6848663006733162826?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/6848663006733162826/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=6848663006733162826' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6848663006733162826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6848663006733162826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/karizma.html' title='karizma'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-9160492649461658301</id><published>2007-03-11T00:16:00.000+02:00</published><updated>2007-03-11T00:37:50.749+02:00</updated><title type='text'>ordu 4</title><content type='html'>bugün öğlen orduya ilk geldiğimde gittiğim lokantaya tekrar yemek yemeye gittim. yine aynı garson bayan karşıladı beni, siparişimi aldı. çok sıcakkanlı bir tip, beklemediğim kadar. yemeği söyledikten sonra iki tabak bişeyler getirdi. kebap yapan bir yer olunca insan ezme, salata felan bekliyor. gelenin birini tahmin ettim ama bilemediğimden başladım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b: sorması ayıp; bu ne?&lt;br /&gt;g: turşu kavurması (sondaki ı harfi bunun oldukça normal ama sorunun saçma olduğunu belirtircesine uzun söyleniyor)&lt;br /&gt;b: harika! peki bu?&lt;br /&gt;g: (önce bir gülme, sonra kafayı tövbe tövbe der gibi bir yana çevirme) yoğurtlu makarna.&lt;br /&gt;b: sağol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o kadarını ben de anlamıştım ama ön soğuklar olarak yoğurtlu makarnaya alışık değildim tabi sadece yoğurtlu değil içinde havuç rendesi ve ne olduğunu çözemediğim bir iki yeşillikte vardı. yine de aklım turşuda kaldı. kız uzaklaşır uzaklaşmaz tabağı elime aldım ve kokladım. kız uzaktan beni izliyormuş, gülmeye başladı. millet bakmasın diye gülmesini gizlemeye çalışarak ve karnını tutarak. su istiyorum, fatsu gelecek biliyorum. fatsa su. aslında başka garsondan istedim ama kız aşağıdan (bu arada üst kattayım, balkon gibi ara bir kat) gördü ve suyu kendi getirdi yine-bıyık altından gülerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g: ordulu değil misin?&lt;br /&gt;b: değilim&lt;br /&gt;g: nerden&lt;br /&gt;b: ankaradan geliyorum&lt;br /&gt;g: ankaradan niye geldin (soru aynen böyle)&lt;br /&gt;b: canım sıkıldı (hiç gecikmeden-ekşi sözlükte karizmatik cevaplara girebilir)&lt;br /&gt;g: iyiymiş be, ohh (bu da girer)&lt;br /&gt;b: --- (söyleyecek bişey bulamadım, sadece nerdeyim ben der gibi gülümsedim. bu kim?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yemeği yavaş yavaş yedim. ilk geldiğimde et sote önermiştim, hala öyle. döner yemeyin :(. acelem yoktu, yavaş yavaş çatalı tabakta tur attırıyordum. o sırada şef garson geldi, elinde gazeteyle. teşekkür ettim ve arkasından bakakaldım. nasıl bir imaj çiziyorum ben dışardan dedim kendi kendime. yabancı olduğum belli ama sakallar bi karış, kadife pantolon üstüne bi kazak, deri mont ve manchester şapkam (onu da gezdiriyorum, rekor kırdıracam). yavaşça yemeye devam ettim. o sırada kız birkaç sorti yaptı tabağa bakarak. korktum şimdi amma yavaş yiyorsun diyecek diye, hızlıca bitirdim ve gazeteyi elime aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hanımefendi 10-15 saniye sonra yanımda bitti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g: çay getiriyorum (buna diyecek bişeyim yok, ilk geldiğimde de yemekten sonra çay istemiştim. zeki garson tribi)&lt;br /&gt;b: iyi olur&lt;br /&gt;g: yani (nasıl bir bakış tarif bulamıyorum. ne demek şimdi bu, getir mi getirme mi diye sorguluyor ve daha manalı bişeyler bekliyordu)&lt;br /&gt;b: çok iyi olur (:):):), evet kendime gülüyorum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çay geldi, ben de o sırada cebimden-yakında bırakacağım- sigara paketini çıkartıyordum ama ateşim yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b: bi de ateş alabilirmiyim&lt;br /&gt;g: al (hızla cebinden çıkartarak, zaten eli cebindeydi cevap kadar kısa bir sürede)&lt;br /&gt;b: teşekkürler (sadece teşekkür, şaşkınlığımı ne kadar gizledim bilinmez)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonunu merak edenlere. çay bitti. hesap istedim getirdi, hatta şef garsona iki defa hesap bekliyorum diye çıkışır gibi söylenerek. parayı ödedim ve montu, şapkayı elime alıp kapıya doğru yöneldim. ocağın yanından hızlı adımlarla arkama kadar gelmişti bile. kasadakine hayırlı işler dedim, şef garson yanımdaydı ona da kolay gelsin dedim ama ondan önce kız cevapladı. arkasından yapıştırdı: "yine bekleriz efendim" (efendim kelimesindeki vurguyu da tarif imkansız. hani arasıra annemiz ya da ablamız yapar ya aman da aman kimler gelmiş efendim der gibi, paşam naber! ile aynı ifade :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-9160492649461658301?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/9160492649461658301/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=9160492649461658301' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/9160492649461658301'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/9160492649461658301'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/ordu-4.html' title='ordu 4'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-6541416265022882742</id><published>2007-03-10T21:14:00.000+02:00</published><updated>2007-03-10T21:19:02.426+02:00</updated><title type='text'>ordu 3</title><content type='html'>daha önce ordu da sadece yayalara açık geniş bir iki cadde yapıldığından ve bunları çok beğendiğimden bahsetmiştim. az önce bir yürüyüşe çıktım, azıcım nefsimi bastırdım (yanlış anlaşılmasın sadece yemek yedim demenin başka bir şekli) ve öğretmenevine geri dönüyordum. caddeler tıklım tıklım bu arada, çoğu gençler, kızlı erkekli. tam iki tane kız ile yan yana konuma geldiğimde karşılarından gelen bir kıza seslendi bir tanesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a: melis nereye?&lt;br /&gt;b: eve (buraya kadar bişey yok)&lt;br /&gt;a: hayırdır?&lt;br /&gt;b: ayrıldık (umursamaz bir şekilde)&lt;br /&gt;c: ne? (bu ikili kızdan ikincisi)&lt;br /&gt;b: şaka ya, daha değil. bi yere davetliymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben son cümlede koptum. çok sürmez :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-6541416265022882742?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/6541416265022882742/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=6541416265022882742' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6541416265022882742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6541416265022882742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/ordu-3.html' title='ordu 3'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-6372585082785156884</id><published>2007-03-10T21:07:00.000+02:00</published><updated>2007-03-10T21:14:10.539+02:00</updated><title type='text'>ordu 2</title><content type='html'>bu nedir anlayamadım ki, karadenizi güneydoğu anadolulular mı zaptetti. orduda da sinopta olduğu gibi hep kebap var hem de dükkanların adı da antep sofrası, urfalı felan filan. bi de düzgün yapsalar içim yanmayacak. ne kadar fason kebapçı varsa burda. döner de yaygın, özellikle tavuk. lafmacunlardan kaçın, hem içi daha doğrusu üstüne koydukları zerrecik miktarındaki madde kötü hem de az pişiriyorlar. lahmacun zaten az pişer gibi bir laf duymak comment almak istemiyorum çünkü burdaki lahmacun çıktığında et hala ıslak gibi. nimete kötü denmez ama iyi de denemiyor ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaten yemeklerle aram çok iyi değildir-ya da başka bir deyişle obur bir insan hiç olamadım- ama yalnız yemek yemekte çok kötü birşey. evde anlarım ama dışarda garip oluyor. ne bileyim en azından yemekten şöyle büyük bir lokma almış ağzına götürürken karşında seni gizleyecek-paravan lafını kullanmak istemedim- birinin olmayışı ne kötü. dikkat ederseniz cümleye en azından diyerek başladım, bundan sonra senle yemek yenmez, sen karşındakini paravan görüyormuşsun commentlerine de kapalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özet: gönül ne lokanta ister ne yemek gönül muhabbet ister gerisi bahane.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-6372585082785156884?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/6372585082785156884/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=6372585082785156884' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6372585082785156884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6372585082785156884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/ordu-2.html' title='ordu 2'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-516883076864533798</id><published>2007-03-09T20:25:00.000+02:00</published><updated>2007-03-09T20:33:27.649+02:00</updated><title type='text'>yol</title><content type='html'>bugün hayatımın en uzun tünelinden geçtim. böyle söyleyince uzun süredir tüneldeymişim de bugün çıkmışım gibi ruhani bi anlam çıkıyor, varsın çıksın, ama esas kastım orduya gelirken sahil yolunda geçtiğim tüneldi. bitmedi bi türlü hayretlerim arasında. kapalı alan korkum olsa ömrümden ömür giderdi ama ben daha çok mühendislik harikası gözüyle ve insan neler yapabiliyor hayranlığıyla geçtiğim için problem olmadı. çıkışta elbette ohh bee dedim hatta vay anasını da dedim ama küfür babında değil. hemen ardından insan olanın Allah devlete zeval vermesin diyesi geliyor. tabi bunun da hemen ardından demek yolsuzluk yaptıkları yol burasıymış gibi bir düşünce de :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baştaki hayatımın en uzun tüneli lafına takıldım. yazıları genelde doğaçlama yazıyorum ama yazarken bi anda değişiveriyor. düşünce hızına on parmak yetmiyor, onu bırak konuşma bile yetmiyor aslında. hayatımın en uzun tünelinde olduğumu uzun süredir hissediyorum ama tünele ne zaman girdiğimi hatırlamıyorum. ışık ta görmüyorum ama çıkışın bu tarafta olduğunu söylediler. sürüyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-516883076864533798?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/516883076864533798/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=516883076864533798' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/516883076864533798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/516883076864533798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/yol.html' title='yol'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5686061105973668491</id><published>2007-03-09T18:24:00.000+02:00</published><updated>2007-03-09T18:32:02.023+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>sis</title><content type='html'>kafamı kaldırdım, şöyle bi baktım etrafa. her taraf duman. güldüm kendi kendime, baktım etrafa kimse izliyor mu diye ürkek ve biraz mahçup ifadeyle. gözlüklerimi çıkardım, tişörtün alt kısmıyla sildim ve yeniden taktım. değişen birşey yok! meğer gözümün önüne kadar sis çökmüşte ben görmemişim. kafamı salladım sağa sola, hızlıca. belki dedim kendi kendime, bu sis dışarda değildir de içerdedir diye. nafile. güldüm yine kendi kendime, yine etrafa baktım deli midir nedir diyen var mı diye. durduğumu fark ettim. hiçbir şey olmamış gibi yürümeye başladım, şehre doğru, kalabalığa doğru; yalnızlığıma doğru...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5686061105973668491?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5686061105973668491/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5686061105973668491' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5686061105973668491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5686061105973668491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/sis.html' title='sis'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-6893567142242336230</id><published>2007-03-09T15:35:00.000+02:00</published><updated>2007-03-09T15:41:22.621+02:00</updated><title type='text'>ordu 1</title><content type='html'>ilk lazla karşılaştım. tam 1050 km sonra. öğretmenevini tarif etti, aynı yolu üç defa. sonra vazgeçti. başka bi yol tarif etti, böyle daha kolay olacak direkt önüne çıkarsın dedi. neyseki sonuç başarılıydı yoksa hala arıyordum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ordu büyük. sinopa göre çok büyük. ilk izlenim güzel, araç trafiğine kapalı yaya yolları yapmışlar, geniş caddeler şeklinde, arnavut taşıyla örülmüş. simitçi hastalığı buraya da bulaşmış, bolca var. iyi de bi lokanta buldum, paşa restorant: mutlaka gelip et sote yemek tavsiye olunur. caddenin iki yanı boyunca mağaza dolu, herşey var ilk bakışta. gözlerim iç giyim mağzası aradı burada da, sinopa benziyor mu diye :). şaka bi yana burası normal görünüyor, sadece iki tane görebildim :):)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;martıları unutmamak lazım, denizin yakın olduğunu unutturmuyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-6893567142242336230?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/6893567142242336230/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=6893567142242336230' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6893567142242336230'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6893567142242336230'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/ordu-1.html' title='ordu 1'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-1338762761133165254</id><published>2007-03-09T15:25:00.000+02:00</published><updated>2007-03-09T15:35:44.197+02:00</updated><title type='text'>sinop-ordu arası</title><content type='html'>mutlaka bu yolu katetmeli. mutlaka kısmında özellikle sinop-samsun arasına vurgu yapılmıştır bunu da belirtmek isterim. rallileri izleyip: abi şu güzelliğe bak, adam bi de içine yol koymuş; burda gidilmez mi? şeklinde laflar edenlerin vay haline. daha memleketimizi bilmiyorlar. ralli demişken, yol tam rallilik :). kendini beğenmiş, megoloman eleştirilerini bir kenara bırakarak itiraf ediyorum: şiir gibi araba kullandım. ders kitaplarına girecek şekilde diyebilirim. özellikle sinop-samsun arası tam konsantrasyonla 2 ila 5. viteslerin tamamını etkin bir şekilde kullandım. performans kaybı olmadan bu yolda harcanabilecek en az yakıtla da diyebilirim. biraz fazla harcamış olabilirim ama değer. eminim bu cümleye gülenler olacaktır kinaye yaptığımı zannederek ama hayır, ciddiyim.  sinop-ordu arası sadece deponun 3/8'ini harcadım. ama yine söylüyorum sinop-samsun arası 5. vitesle geniş viraja girip (ki karşısı uçurum) hemen ardından gelen ters yöndeki keskin virajda yavaşlayıp 3. vitese geçiş yapmak (hata yok, önce 4 sonra 3 değil, ferrari usulü direkt 3, yani sequencial değil) virajı 3000-3500 d/d ile çıkmak ve arkasından gelen hafif S virajlarda devam etmek gibisi yoktu. en müthişi bu virajların en sonunda rallilerde el freni ile dönülen ardışık U virajların olması. 2. vitese kadar düştüm ama araba limitlerde döndü. dedim ya, ders gibi diye :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-1338762761133165254?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/1338762761133165254/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=1338762761133165254' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1338762761133165254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/1338762761133165254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/sinop-ordu-aras.html' title='sinop-ordu arası'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5699218119939523133</id><published>2007-03-08T16:04:00.000+02:00</published><updated>2007-03-08T16:16:26.677+02:00</updated><title type='text'>sinop 6</title><content type='html'>garip bir yer burası, ya da bana öyle geldi. köpeklerin çok olması dikkatimi çekti, hem sahiplerinin dolaştırdığı hem de sokak köpekleri. ama sokak köpekleri de garip, öyle bizim ankaradaki gibi bozkır köpeği değil, değişik cins köpekler. fino diye tarif edilenleri bile var sokakta. bugün bakayım dedim ama sokaklarda hiç kedi görmedim, normal sanırım :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başka acayiplikler de var. mesela sinop il merkezi küçük bir yere toplanmış gibi, bütün mağazalar felan burada; bir iki cadde üstünde. çok pastane var, merkezde yaklaşık 10 tane kadar. bugün birine girdim kapıda esresso ve capucino yazıyordu. bi capucino istedim, özlemişim. adam getirirken o benim değil, o benim değil diye içimden tekrarladım ama o benimdi. ama bu neydi şimdi :). tahminen sıcak suya eklenen toz şeklindeki levazımattandı ama kötü kokusu ve su kıvamındaki tadı hala damağımda. ilk yudumdan sonra ikinci gelen şahsa bir nescafe söyledim ve masa üstünde duran fincanı ve içindeki sıvıyı uzaklaştırmasını söyledim. sonra içime bi kurt düştü. gelecek olan şey, kahve, nasıl olacaktı acaba. evet, her zamanki gibi aklıma gelen başıma geldi. cam fincan ve bir taraftan bakınca karşıda istanbul görünüyor. eskiler bilir bu çay için söylenirdi ama benim nescafem de yeterince berraktı. ya da sulu mu demeli. yarıya kadar içtim. hesap öderken sağolsun capucinonun parasını almadı çocuk ama sordu; beğenmediniz galiba. çıktım, biraz daha yürümek istedi canım ama gariplikler çok; anlatmakla bitecek gibi değil ki. mesela çarşıda 4-5 tane kadın iç giyim mağazası var. bana çok geldi. sakın senin dikkatini çekmiş, buralarda da çok, normal bişey lafları etmeyin; garip işte. şehrin bu kadar ihtiyacı var mı, yoksa rekabet mi var bilemem. ben gördüğümü yazıyorum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarın gidiyorum buralardan. kısmetse gelirim bi daha ama mümkünse yazın, mümkünse bir başıma değil çünkü bu mevsimde buraları bana hüzünlü geldi. ya birbirimizi tamamladık ya da algıda seçicilik. kim bilir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5699218119939523133?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5699218119939523133/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5699218119939523133' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5699218119939523133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5699218119939523133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/sinop-6.html' title='sinop 6'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-3247342377859568424</id><published>2007-03-08T13:56:00.000+02:00</published><updated>2007-03-08T13:58:10.676+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>acı ilaç</title><content type='html'>şimdi elimde iki tane hap var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. ne kadar az bilgi, o kadar çok huzur.&lt;br /&gt;2. bilmek bilmemekten iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;renklere siz karar verin. istediğinizi yutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Welcome to the real world!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-3247342377859568424?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/3247342377859568424/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=3247342377859568424' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3247342377859568424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/3247342377859568424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/ac-ila.html' title='acı ilaç'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5416729013643101486</id><published>2007-03-08T09:44:00.000+02:00</published><updated>2007-03-08T09:51:00.387+02:00</updated><title type='text'>sinop 5</title><content type='html'>başlığa bakmayın, sinopta anlatacak bu kadar çok şey yok. güzel bir doğa (yazı tercih edin), sakin bir şehir ama yiyecek birşey yok. yani en azından kendine has bişeyleri olmalı diye düşünüyor isan. bi döner bu kadar kötü olabilir mi? antep sofrası isimli lokanta kuzu şiş yazıp daha etinden yapılmışını verir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben sayamadım. sanırım beş gün oldu. kaçta yattığımın önemi olmaksızın her gün 8:30 civarında kalkmayı becerebilmiş durumdayım. kahvaltıyı kaçırmıyorum yani. üstümdeki miskinliğin tarifi yok ama yine de bir arpadan daha uzun yol aldığım kanısındayım. verim konusu tartışılır, çünkü beklentilerin ne olduğu değişken. ama yüzde yüz olmadığı kesin :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gündüz ve geceleri duyduğum acayip kuş sesleri martılardan geliyor olsa gerek. daha önce hiç böyle kötü kuş sesi duymadığım için tahminim bu yönde. bi de geceleri koro halinde çığrışıyorlar, ne anlama geliyorsa. bi tanesi de odamın camından görebildiğim (hafif çapraz kalıyor) ağacın üstüne yuva yapmış, şans işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5416729013643101486?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5416729013643101486/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5416729013643101486' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5416729013643101486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5416729013643101486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/sinop-5.html' title='sinop 5'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-2748388636420357851</id><published>2007-03-08T01:06:00.000+02:00</published><updated>2007-03-08T09:42:13.254+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir ben bu ben'/><title type='text'>masal</title><content type='html'>bir varmış bir yokmuş. evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. develer tellal iken, saksağanlar berber iken... ben anamın eşiğini tıngır mıngır sallar iken bir kan daha, bir can daha geldi dünyaya. kendini bilmez zamanlarının o ilk sekiz ayında hiç durmadan ağladı rivayet edilir. ne istediğini bilen yoktur, her zamanki altını değiştirme, besleme ve uyutma şeklindeki standart ihtiyaçları karşılandı. zaten ancak sekiz ay dayandı. baktı olmuyor konuşmaya başladı, tabi öyle şakır şakır değil ama çığlık çığlığa ağlamaktan iyiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devam edecek... (yazı olarak...)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-2748388636420357851?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/2748388636420357851/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=2748388636420357851' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2748388636420357851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2748388636420357851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/masal.html' title='masal'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5616991265196858838</id><published>2007-03-07T23:00:00.002+02:00</published><updated>2007-03-07T23:09:13.191+02:00</updated><title type='text'>sinop 4</title><content type='html'>sinopa arabayla gelin. şehir meydanına geldiğinizde (nereden bilecez şehir meydanı olduğunu demeyin, belli oluyor) sağa dönün. denizi gördükten sonra-ki sadece 50 m ilerde- sola dönün. orası aşıklar caddesi. hiç sapmadan yolu takip edin. kaç km olduğuna bakmadım çünkü bakılacak o kadar çok şey vardı ki km ye bakmak aklıma bile gelmedi ama tahminen 5-6 km.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakılacak o kadar çok şey var ki derken. deniz, yolun kenarındaki uçurum, uçurumun altında vahşice köpüren dalgalar, yoldaki virajlar, yoldaki virajlar (tekrarın sebebi bütün viraj çıkışları uçurum), yoldaki çukurlar ve gökyüzü. lakin manzara süper diye bu mevsimde arabadan dışarı çıkmak pek anlamlı olmuyor çünkü deli bi rüzgar var. sigara bile içilmiyor, külü düşüyor :). biraz da sizi uçuruma doğru iten bi güç var ama korktuğum sanılmasın diye bahsetmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu arada caddenin sonu okullar caddesine çıkıyor. garip. aşıklar caddesinden okullar caddesine :). belki garip değildir, bana öyle geliyordur. ne oluyor ya bana; içimdeki raskolnikov mu depreşti ki iç çatışmalar yaşıyorum. neyse. daha önceki blogu okuyanlar bilir. okullar caddesinin hemen ortasında sinop öğretmevi var. bi anda eve gelmiş gibi hissettim kendimi :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5616991265196858838?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5616991265196858838/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5616991265196858838' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5616991265196858838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5616991265196858838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/sinop-4_07.html' title='sinop 4'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-5109387634968618097</id><published>2007-03-07T22:30:00.000+02:00</published><updated>2007-03-07T22:46:31.430+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>sinop 3</title><content type='html'>ankaradan ayrılırken hafif hafif yağmur çiseliyordu. kendi kendime bak buraları arkandan ağlıyor, nereye lan dedim. buraya kadar bişey yok; biraz megolomanlık, biraz da!? abartı :). sinopa vardığımda yağmur yağıyordu. üç gün de sürdü. ne demek şimdi bu. yoksa ankaranınki sevinç gözyaşlarıydı da ben mi yanlış anlamışım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;farkeden bişey olmadı. amaç zaten güneş görmek değildi, yağmur altında kimsenin tanımadığı bir yabancı olarak, deri ceketli, manchester united şapkalı, kot pantolonlu ve pek te kimsenin giymediği botları olan bir varlık. kalabalıklara karıştım ama çok ta karışmamak için yalnızlığımla sıkı sıkıya kol kola girdim. kalabalığa girince o benden daha çok korkuyor, yapışıyor iyice bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benzin tasarrufu konusunda sınıfta kalabilirim. Dr. ünvanına sahip bir makinacı olabilirim ama tasarrufun başı istemekle başlıyor sanırım. gerçi bu kadar virajlı ve tırmanma içeren bir yolda sinopa sadece yarım depo benzinle geldiğimi söylemeden edemeyeceğim ama benim eksiğim gerekli gereksiz araba kullanmamdan kaynaklanıyor gibi. sonuçta ankaradan aldığım bir depo benzinle şu ana kadar 700 km yapmış durumdayım. iyi bir rakam.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-5109387634968618097?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/5109387634968618097/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=5109387634968618097' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5109387634968618097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/5109387634968618097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/sinop-3.html' title='sinop 3'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-159257563619394824</id><published>2007-03-06T15:12:00.000+02:00</published><updated>2007-03-06T15:26:23.168+02:00</updated><title type='text'>sinop 2</title><content type='html'>sinopa gittiğimi duyanlar akıllarına gelen güzel yerleri sıraladılar. ben de-her ne kadar amaç bu olmasa da-en azından doğal güzellikleri görmek belki beni etkiler diyerek yola çıktım. şehre girerken erfelek tabelasını görmüştüm ama yine de resepsiyona sorma gafletini gösterdim. erfeleke nasıl giderim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;R (resepsiyonist): hocam araba var mı?&lt;br /&gt;B (ben): var.&lt;br /&gt;R: hocam şimdi önce okullar caddesine çıkın, garajın ordan kastamonu yoluna sapın, ayancık tabelası var, o da o tarafta.&lt;br /&gt;B: daha dün akşam geldim, sinopu hiç bilmiyorum.&lt;br /&gt;R:haaa. tamam. (yandakine dönerek) abi sen daha iyi tarif edersin, bi baksana. hocam erfelek'e gitmek istiyor.&lt;br /&gt;A (abi): hocam girişte reno vardı ya, hani karşısında da tofaş&lt;br /&gt;B: eee&lt;br /&gt;A: oradan iki kilometre önce dönüş var, gelirken sola ama burdan giderken sağa doğru.&lt;br /&gt;B: sağol, ben bulurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi hislerime güvenerek ve çok az sayıda olan tabelaları gözden kaybetmeyerek erfelek yolunu buldum. tabi abinin bahsettiği reno ve tofaşı da gördüm. erfelek 30 km. yol harika. yani belki de benim canım yol yapmak isemiş olabilir, kabul ediyorum ama bol virajlı, bitmeyen uzun uzun dönüşlere sahip süper bi yol. hafif !? hızlı gidildiğinde meşhur 'g' kuvvetini damarlarınızda hissedebiliyorsuzun. mümkünse astra'dan daha kötü bi arabayla gitmeyin. çevreyi izlemeye de fazla dalmayın. izleyecekseniz de bırakın arabayı başkası kullansın, olmuyor. bizzat şahitim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilen yine bilir tabi, oraya kadar gidip takım şelaleleri gördün mü diye sorar da. malesef. denedim. 15 km daha ilerdeydi. 9 km taşlı yolu katettim ama arabanın altına çarpmaya başlayan taşlardan içim acıdı :). traktör veya arazi aracı olmadan devam edilemeyecek noktaya kadar gittim. görmüş kadar olmuşumdur sanırım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-159257563619394824?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/159257563619394824/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=159257563619394824' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/159257563619394824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/159257563619394824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/sinop-2.html' title='sinop 2'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-6634520054502444319</id><published>2007-03-06T14:50:00.000+02:00</published><updated>2007-03-06T15:00:58.919+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>Ne kadar da ben yazmak isterdim!</title><content type='html'>evet bilen bilir başlık ta çalıntı :). ama hakkımı yemeyin edebi yeteneğim kısıtlı olabilir ama yetenekleri çıkartma konusunda kayda değer bir başarı gösterebiliyorum (zaman zaman). Ogün Sanlısoy, dinleyeniniz olmuştur mutlaka. son albümü 'Üç'. başarılı, nokta!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi Beni Güldür Biraz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynaya sordular güzel miyim diye&lt;br /&gt;Dedi bırak yüzünü bak şu gözlere&lt;br /&gt;Eğer parıltı varsa, yüreğin çarpıyorsa&lt;br /&gt;Bu dünyada senden güzel mi var&lt;br /&gt;Bu dünyada herşey güzel bir bak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyfin kalmadıysa susar bu şarkılar&lt;br /&gt;Giyinip boyansanda renkler solar&lt;br /&gt;Sebebin kalmadıysa var olmak ızdırapsa&lt;br /&gt;Yüzünde maskeyle geçer yıllar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi beni güldür biraz&lt;br /&gt;Hadi beni güldür biraz&lt;br /&gt;Daha yolumuz var daha çocuğuz inan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynayı kırdılar güzel göztermiyor diye&lt;br /&gt;Bölündü parçalar çoğaldılar&lt;br /&gt;Parıltı kalmadıysa, yüreğin çarpmıyorsa&lt;br /&gt;Dünyadan ala cehennem mi var&lt;br /&gt;Dünyada hala cehennem mi var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat toz pembe olur sen istersen&lt;br /&gt;Ne ekersen biçersin bu gizemli bağdan&lt;br /&gt;Bir yanın karanlık bir yanın aydınlık&lt;br /&gt;Işık bir yerdense şüphen mi var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabır! Pes etmek yok...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-6634520054502444319?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/6634520054502444319/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=6634520054502444319' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6634520054502444319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/6634520054502444319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/ne-kadar-da-ben-yazmak-isterdim.html' title='Ne kadar da ben yazmak isterdim!'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-8272376579385148490</id><published>2007-03-06T10:00:00.000+02:00</published><updated>2007-03-06T10:12:20.718+02:00</updated><title type='text'>sinop 1</title><content type='html'>hata mı ettim acaba? tamam sabah erken kalkacağım, hayatım bi düzene girecek dedim ama paramparça geçmiş bi gecenin ardından da insan yatağında şöyle miskin miskin yorganına dolanmak istiyor. nereden bileyim ben sinop öğretmenevinin 'okullar caddesi' isimli bir cadde üstünde olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cadde ismi önemsiz gibi durabilir ama yaptığı çağrışım kesinlikle doğru. bu cadde ismiyle müsemma. ben deyim 5 siz deyin 10 tane okul var civarda. hepsi birbirine benzediği için hala tam sayısını bilmiyorum ama kapıdan çıktığınızda karşınızda, sağınızda ve solunuzda okullar var. şaka gibi; eşek şakası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi bi eğitim gönüllüsü olarak (komik oldu:)) okullara karşıymışım gibi gelebilir ama alakası yok. ben sabah saatlerinden itibaren ardı arkasına çalan çeşitli senfonik okul zillerinden şikayetçiyim. hatta bazen koro da yapıyorlar, nasıl beceriyorlar anlamadım ama bitsin de yeniden uykuya dalayım dediğinizde ikisi hatta üçü birden çalmaya başlıyor. nerde o eski zırrrrr diye çalan ziller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işin ucunda katil olmak ta var. düşünün şimdi saat 2 te yatmışsınız, uyuyamamışsınız (her zamanki gibi), saat tahminen 4 olmuş, yağmurun cama vuran sesiyle yavaşça uykuya dalmışsınız. o da ne. bi anda senfonik ziller çalıyor. tamam. ona da gözyumdunuz diyelim. peki ilk tenefüste basketbol oynamaya çıkan çocuklara ne demeli. topun her yere ve kahrolası metal panyaya çarpma sesi zaten büyük kazan kıvamına gelmiş başınızda 'dannnn dannn' diye inliyor. yav söylemeyim diyordum ama bu kızların sesi bu kadar cırtlak mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özet: sinop öğretmenevine gelirken şartları gözönüne alın ve iyi düşünün. öğleden sonra yazıyor olsam ne derim bilmiyorum ama sabah sabah benden daha iyisini beklememek lazım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-8272376579385148490?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/8272376579385148490/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=8272376579385148490' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8272376579385148490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/8272376579385148490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/sinop-1.html' title='sinop 1'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7738978436480403581.post-2790837512096371785</id><published>2007-03-05T23:57:00.000+02:00</published><updated>2007-03-06T00:06:42.214+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>hayat!</title><content type='html'>eveett. yine biraradayız. ben, gölgem ve ayrılmaz eleman 'yalnızlığım'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine kaçtım, kimseye haber vermedim, telefonlarımı kapattım ama nafile; buldular yine beni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında emin değilim, onlardan mı kaçtım yoksa onları bulmak için 'taaa' diye tarif edilen mesafelerden kopup buralara geldim. olsun, yine beraberiz. ne fark eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni bir yüzü olsun diyorum bu seferki blogumun. herşey olsun içinde, herşey olsun ama ben olmayım. yine sesli düşünüyorum ama sesim yine bana yabancı geliyor. ben olmayacaksam ne diye yazıyorum yine gecenin bu saatinde takır takır. ama biraz da değişiklikler olsun müsade edin. ben de sacidu gibi film, kitap vs. eleştirisi yapmak istiyorum. ben de mahallemizin kültürel dikili taşı olma yolunda adımlar atmak istiyorum. hatta başlangıç olsun diye trt2'de 'bir tatlı huzur almaya geldim' programını izlerken yazıyorum. nasıl ama; iyi başlangıç bence...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir sonraki 'post' ile birlikte biraz yol hikayesi anlatayım. tayfun talipoğlu gibi değil ama. beklemeyin öyle abuk hatta çoğu zaman subuk ta olan cümle dizimlerini. tabi zevkler ve renkler tartışılmaz diye bir de atasözü !? var. yalan! benim atalar böyle dememiştir heralde. ben tartıştığıma göre aynı genetik şifreyle kodlanmış (acayip entellektüel bir sözdizimi oldu :))  olduğum neslime ait atalarım da tartışmış olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hoşbuldum... :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7738978436480403581-2790837512096371785?l=bengolgemveyalnizligim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/feeds/2790837512096371785/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7738978436480403581&amp;postID=2790837512096371785' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2790837512096371785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7738978436480403581/posts/default/2790837512096371785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bengolgemveyalnizligim.blogspot.com/2007/03/hayat.html' title='hayat!'/><author><name>tkscientist</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06815400549975327417</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
