Sunday, October 28, 2007

uçurtma

doğuda ki dağın ardından yavaş yavaş ışık sızmaya başlamıştı. yeni bir gün daha geliyordu. sabah her zaman ki gibi zor olacaktı. yeni günün doğum sancıları şimdiden ciğerlerimde başlamıştı. kendimi kozadan çıkmaya çalışan kelebek kadar güçsüz, hikayedeki ördek yavrusu kadar çirkin hissediyordum. günün yeni olduğunu hissettirecek ne bir nefes ne bir koku bile yoktu ortada. varsa yoksa eski zamanlar aklıma geldiğinde burnumda hissettiğim o hafif sızı. hayatımın hapsolduğu süreyi gösterircesine yüzüme attığı çizikleri bıçağımın yüzünde görmek bile zamanın anlamsızlığını tarif etmek için yeterliydi. hareket vakti gelmişti. sırtımdan sızan balmumuna aldırış bile etmedim. kanatlarımı açtım ve sana geliyorum...

gözlerimiz uçurtmanin kuyruguna takilinca
göz göze gelip gülümseriz
o an sen ve ben anlariz ki;
özgürüz mumdan kanatli bir adamin günese ulasmasi kadar anlamli bu dünya
biliriz sen ve ben sasariz insanlara
anladim sananlara
yapraklar döküldükce ve rüzgar süpürdükce o yerleri anlayamazsiniz
sen ve ben bilirizki;
dogmak ölmeye baslamaktir;
ve böyle oldukca söylenecek onca az sey varki
sen ve ben hep derizki;
tutku en büyük yanilgidir;
ve böyle oldukca söylenecek onca az sey varki*

*yüksek sadakat-ikarus(**)
**ikarus: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ikarus

Monday, October 22, 2007

sıfır'da süreklilik üzerine

bir fonksiyonun sürekli olabilmesi matematiksel olarak aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır:

verilen bir f:D-->R fonksiyonu için D tanım bölgesindeki c noktası için eğer lim(x-->c) [f(x)]=f(c) ise fonksiyon süreklidir denir.

tanımda dikkat edilmesi gereken noktalar;
  • c noktası D'de olmak zorunda. tabi D'nin de R'de olduğu unutulmamalıdır.
  • aslında bizim aradığımız açıklama için tanım eksikdir.

süreklilik ile limit teoremi arasındaki yakın ilişki gözden kaçırılmadan tanım genişletilmelidir. bizim aradığımız (henüz ne aradığımızı bilmiyoruz ama en geniş ve en kesin haline bakacağız) süreklilik için süreklilik aradığımız noktaya soldan ve sağdan da yaklaşmamız ve bakmamız gerekli. tanım olarak;

verilen fonksiyon için lim(x-->c-) [f(x)]=lim(x-->c+) [f(x)]=lim(x-->c) [f(x)] ise fonksiyon süreklidir.

gelelim şimdi muhsin'in aradığı sıfırda ki sürekliliğe;

  1. c=0, D=hayat, R= evren (gerçek evren, sadece kozmozun bilmediğimiz kısımları değil) diye bir analoji kurarak başlarsak;
  • c noktası hayatımızın sıfırıysa hayatımızın başlangıcıdır (D'nin elemanı) ve evrenin elbette bir parçasıdır (D elemanı R). doğumumuzdan öncesini bilenler olduğu gibi doğduktan sonra ki bir kısmını olmasa bile çoğunu hatırladığımız bir hayatımız var. yani her iki yöndeki süreklilik şartını da sağlıyoruz. sıfır=sıfır; sürekli.
  • c noktası dünyevi hayatın sıfırıysa, dünyanın başlangıcıysa, dünyanın bir parçasıdır (D'nin elemanı) ve evrenin elbette bir parçasıdır (D elemanı R). kafanızı karıştırmayın. sağdan yaklaşabiliyoruz, biz bilmesek de bilimsel kanıtlar dünyanın meydana geldikten sonra, ortaya çıktıktan sonra ki varlığını gösteren emarelerle dolu. elde var; bir. sıfır noktası konusunda insan aciz; bir anda birşeyler olmuş olmalı diyor ama bilmiyor. elde hala bir. takdir edersiniz ki soldan yaklaşarak limit almanın imkanı yok. sayıyorum bir, sayıyorum bir.

2. c=0, D=evren, R= sonsuzluk diye bir analojiyle başlarsak; gideceği yer belli. fazla kafayı takmayın.

(Devam edecek: 2. bölüm-limit'in sağ tarafında neler oluyor? 3. bölüm-sıfır bir tane mi? (nicelik-nitelik tartışması), 4. bölüm-çember!)

Monday, October 15, 2007

erik

ben: naber eric?
eric: iyidir abi, senden. wassup?
ben: nossun be, işte öyle. ya eric senin adını kim koymuş?
eric: bilmem, babam koymuştur heralde.
ben: bizde olsa nüfus memuru koyardı
eric: o nasıl oluyor abi
ben: sen erik olurdun
eric: o ne abi, okunuşu aynı gibi ama...
ben: anlamından emin değilim. senin ismin bi anlamı var mı?
eric: isim işte
ben: ulen sözlük gibi konuşma, sıfatına başlayacam şimdi
eric: sanmam abi, senin şu az önce söylediğin erik'in bi anlamı var mı?
ben: sanmam, ses aynı diye söyledim
eric: erik ne demek?
ben: isim
eric: anladım abi

Tuesday, October 9, 2007

at the zero

sıfır. başlangıç? ilk? son? bitiş? tam ortası?

neresinde duruyoruz hayatın? herşeye başladığımız o noktayı koyarken sayı doğrusunun eksi sonsuzlara doğru uzayıp giden çizgisini arkamızda mı bırakıyoruz? düşünün: matematikte yutan bir eleman tam üzerinde duruyoruz ve önümüze bakıyoruz. önümüzün neresi olduğunu bile bilmiyoruz. zaman akıp gidiyor ama bu fani hayatın bir geri sayımdan ibaret olduğunu hatırladığımızda eksi tarafa doğru dönüp koşasımız geliyor. oysa sonsuzluk, zamanın yönü bize hep artı gösterildi matematikte.

bin, belki de onbinlerce yıl boyunca sıfır üzerine felsefeler, kuramlar, teoriler ve geyikler yapılmış olabilir ama bu konuda bulunulan nokta hala aynı: sıfır. hem felsefe yapmak için matematiğe de gerek yok; neşet ertaş "evvelim sen oldun, ahirim sensin" derken sıfırın tam üstünde durmuyor muymuş? kendisi analitik geometri ya da görecelik teoremini bilseydi ne değişecekti. herşey aslına, orijinine, sıfırına döner ya da dönmek ister demenin daha güzel bi yolunu mu bulacaktı? sanmam.

ne zaman bulunmuş bileniniz var mı? zaman olarak düşünürsek; zamanın başlangıcı. yani ilk o vardı aslında. zaman eksi olamaz. aslına bakarsanız insanlığın ürettiği teorilerin çoğuna göre zaman sıfır da olmamalı çünkü binlerce yıldır üzerinde yaşadığımız ve yaklaşık son yüzyılda üzerine onlarca teorem üretme konusunda yarıştığımız dünyanın varlığı ile ilgili modellerdeki zaman terimi yerine "sıfır" koyduğunuz anda aslında yaşamıyorsunuz demek. bu konudaki bütün sürekli modeller sıfır noktasında süreksizliğe sahip. epsilon komşuluğunda başlangıçlara evet ama sıfır koyarsanız işte o zaman gerçekten "big bang" oluyor ama teori için. e peki olduğunu bildiğimiz sıfır nerde?

dünyanın döngüler üzerine kurulmuş olduğunu anlamam ne kadar uzun sürdü hatırlamıyorum ama yıl bazında söylemek gerekirse en azından bir tamsayının arkasına bir sıfır atacak kadar olduğu kesin. zaten anlamış olduğumdan bu yana geçen süre de bi o kadar vardır heralde. herşeye sıfırdan başladığımı da biliyorum ama döngünün neresinde olduğumu herkes gibi ben de bilmiyorum. hayır bilsem ne olacak, yörüngemin nasıl bir şekil olduğunu bilmediğim için bir kestirimde de bulunamam zaten. aslında kestirimde bulunsam ne olacak orası da apayrı bir tartışma konusu zaten. madem programcı jargonuna da girdik döngü felan diyerek; büyük döngünün içine birkaç döngü de ben ekleyebilirim demekdir: yen bir başlangıç yani. tam üstünde durduğum, evveli olmayan ve ahirini benim belirlediğim bir döngü. neden olmasın!? derin bir nefes alıp yazının tamamını hatırladığım da bunun benim cüz-i iradem olduğu konusunda kimin şüphesi olabilir.

sıfır. yeni sıfır: başlangıç!