selman: abi ne yapacan bu ramazan?
ben: o ne demek lan, oruç tutacaz tabi.
selman: oha abi, lafı neresinden anladın
ben: ya ne diyorsun sen, hem konuşturuyorum hem de nerdeyse küfür işitecem
selman: yok abi, soru o değil. sizde vakitler nasıl oluyor
ben: sahur ile iftar arası ya da başka bir deyişle imsak ile akşam arası.
selman: abi şimdi cidden sövcem ama. neyse, ramazana giriyoruz: tövbe tövbeee
ben: görev neyse yerine getirecez, neyi irdeliyorsun onu anlamaya çalışıyorum.
selman: abi jeton da maşallah. köşeler kadar irdelersen akşamı buluruz.
ben: selman, zaten akşam oldu.
selman: tamam abi. Dr. House izlemeye devam edecek misin?
ben: bilmem, klasik ramazan yapayım diyorum bu sene de. vakit de olursa izlerim bi bölüm.
selman: 3. sezonu olduğunu ben de bilmiyordum.
ben: ilk üçünü izledim, 20 tane felan kaldı.
selman: ben cameron'a aşık oldum galiba.
ben: sus ulen, şimdi ben yazıyorum diye ben söylettim sanacaklar. başımı belaya sokma.
selman: yok abi, senle alakası yok. tamamen ben, bütün benliğim.
ben: sanal olum o kahraman, kendine gerçeğini bul.
selman: sanal olsa ne fark eder ki
ben: hayal ederken biri yandan dürtünce kendine gelirsin ya, fark o kadar
selman: bi hayal bile kurdurmadın ya
ben: kur istediğin kadar, istersen rüyasını da gör. ben boşa uğraşma derim. rolünü öyle yazıyorlar kızın. hatta mümkün olduğunca çok kişi aşık olsun diye her sezon başında saçını değiştiriyorlar.
selman: abi senden de bişey kaçmıyor.
ben: sosyolojik bi olay, boşluk doldursun diye izliyorum izlenimi verme.
selman: o zaman ramazanda izlemeyeceksin
ben: nasıl bu sonucu çıkarttın merak ettim şimdi
selman: cameron! yetmez mi?
ben: son sözlerini söyle, bu yazı bitiyor.
selman: abi, geçen yazıda baya bi darbe vurdun bana. acısını çıkartmaya çalıştım. bakalım tepkiler ne olacak.
ben: güle güle selman...
Thursday, September 13, 2007
Sunday, September 2, 2007
ben demiştim
selman: abi bence boşuna çabalıyoruz
ben: ne konuda
selman: ben bu işi yapamayacağım
ben: ne diyorsun ya, illa kerpeten kullanacaz değil mi?
selman: yok abi, sen nasıl olsa beni anlamayacaksın!
ben: tövbe tövbeee, ulan melis gibi konuşmaya başladın. bak uyarıyorum o dişiydi.
selman: hop hopp
ben: anlat bakalım şimdi
selman: iki iki daha dört eder mi abi
ben: her zaman değil
selman: o nasıl oluyor ya, işi felsefeye vurmasana hemen
ben: yoo, bu işin matematiği, felsefeye vurduğunda her zaman 5 eder.
selman: bir nerden geldi
ben: soruya, oradan da cevaba gelene kadar geçen fuzuli zamandan
selman: tamam yaa, soruyu biliyorsun, ne diyorsun?
ben: senin ağzından duymak istiyorum. bilmekle duymak arasında fark varmış
selman: neymiş o fark
ben: bilmem, yeni yeni öğreniyorum. mutlulukla ilgili bişey olsa gerek
selman: hangisi daha çok mutlu ediyormuş peki
ben: bence bilmek ama sanırım çoğu kişi için ikisi birden :)
selman: peki ben soruyu sorunca sen mutlu olacak mısın?
ben: sanmam.
selman: eee
ben: eee ne?
selman: niye sormamı istiyorsun
ben: belki sen mutlu olursun diye :)
selman: ben mutlu olacağımı sanmıyorum.
ben: bu soruyla ilgili birşey mi?
selman: anlamadım?
ben: yani soruyu sormadığın için mi mutlu olamayacaksın, yoksa soracağın soru mu seni mutlu etmiyor.
selman: ikisi de değil sanırım
ben: biliyordum zaten
selman: peki bu sefer mutlu oldun mu?
ben: kesinlikle hayır.
selman: haklısın abi
ben: ne konuda?
selman: işin kötüsü; her konuda
ben: e doğal değil mi? ben yazıyorum.
selman: öyle değil abi. sende en çok sevmediğim ne biliyor musun?
ben: biliyorum
selman: neymiş?
ben: senden duymak isterim!
selman: haklı olman değil abi, sürekli haklı olman!*
ben: süreklilik kötü mü demek istiyorsun şimdi
selman: kelime oyunlarına mı başlıyoruz
ben: akıl oyunlarına ne dersin
selman: tek bir cevap istiyorum; evet ya da hayır. anlaştık mı?
ben: hayır
selman: daha soruyu sormadım
ben: ben de cevaplamadım zaten, sadece cevaplama şekline hayır dedim
selman: sence bu mektubu yollamalı mıyım?
ben: hayır demişim
selman: ne zaman
ben: az önce
selman: o cevaplama şekli içindi
ben: aynı zamanda cevaptı
selman: bana yalan mı söyledin?
ben: ne konuda
selman: soruyu duymak istediğin konusunda
ben: cevap geçerli
selman: ne bu, bir taşla iki kuş vurma muhabbeti mi?
ben: üç etti sanırım
selman: daha fazla konuşmalı mıyım?
ben: dört! :)
* House dizisinde, Dr. House için söylenmiş bir cümle. yazının da esin kaynağı!
ben: ne konuda
selman: ben bu işi yapamayacağım
ben: ne diyorsun ya, illa kerpeten kullanacaz değil mi?
selman: yok abi, sen nasıl olsa beni anlamayacaksın!
ben: tövbe tövbeee, ulan melis gibi konuşmaya başladın. bak uyarıyorum o dişiydi.
selman: hop hopp
ben: anlat bakalım şimdi
selman: iki iki daha dört eder mi abi
ben: her zaman değil
selman: o nasıl oluyor ya, işi felsefeye vurmasana hemen
ben: yoo, bu işin matematiği, felsefeye vurduğunda her zaman 5 eder.
selman: bir nerden geldi
ben: soruya, oradan da cevaba gelene kadar geçen fuzuli zamandan
selman: tamam yaa, soruyu biliyorsun, ne diyorsun?
ben: senin ağzından duymak istiyorum. bilmekle duymak arasında fark varmış
selman: neymiş o fark
ben: bilmem, yeni yeni öğreniyorum. mutlulukla ilgili bişey olsa gerek
selman: hangisi daha çok mutlu ediyormuş peki
ben: bence bilmek ama sanırım çoğu kişi için ikisi birden :)
selman: peki ben soruyu sorunca sen mutlu olacak mısın?
ben: sanmam.
selman: eee
ben: eee ne?
selman: niye sormamı istiyorsun
ben: belki sen mutlu olursun diye :)
selman: ben mutlu olacağımı sanmıyorum.
ben: bu soruyla ilgili birşey mi?
selman: anlamadım?
ben: yani soruyu sormadığın için mi mutlu olamayacaksın, yoksa soracağın soru mu seni mutlu etmiyor.
selman: ikisi de değil sanırım
ben: biliyordum zaten
selman: peki bu sefer mutlu oldun mu?
ben: kesinlikle hayır.
selman: haklısın abi
ben: ne konuda?
selman: işin kötüsü; her konuda
ben: e doğal değil mi? ben yazıyorum.
selman: öyle değil abi. sende en çok sevmediğim ne biliyor musun?
ben: biliyorum
selman: neymiş?
ben: senden duymak isterim!
selman: haklı olman değil abi, sürekli haklı olman!*
ben: süreklilik kötü mü demek istiyorsun şimdi
selman: kelime oyunlarına mı başlıyoruz
ben: akıl oyunlarına ne dersin
selman: tek bir cevap istiyorum; evet ya da hayır. anlaştık mı?
ben: hayır
selman: daha soruyu sormadım
ben: ben de cevaplamadım zaten, sadece cevaplama şekline hayır dedim
selman: sence bu mektubu yollamalı mıyım?
ben: hayır demişim
selman: ne zaman
ben: az önce
selman: o cevaplama şekli içindi
ben: aynı zamanda cevaptı
selman: bana yalan mı söyledin?
ben: ne konuda
selman: soruyu duymak istediğin konusunda
ben: cevap geçerli
selman: ne bu, bir taşla iki kuş vurma muhabbeti mi?
ben: üç etti sanırım
selman: daha fazla konuşmalı mıyım?
ben: dört! :)
* House dizisinde, Dr. House için söylenmiş bir cümle. yazının da esin kaynağı!
yalan
When a man lies he murders a part of the world,
These are the pale deaths which men miscall their lives,
All this I cannot bear to witness any longer,
Cannot the kingdom of salvation take me home
*To live is to die, Metallica
These are the pale deaths which men miscall their lives,
All this I cannot bear to witness any longer,
Cannot the kingdom of salvation take me home
*To live is to die, Metallica
Subscribe to:
Posts (Atom)