wasabi filmini izlememişiniz varsa aranızda tekrar tavsiye ederek başlayım, reno'nun güzel filmlerinden biridir. aslında sadece bir sahnesi için izleyebilirsiniz; reno'nun (ki filmde bir polis) wasabi yediği sahne. filmi birkaç defa izlemiş olduğumdan mıdır bilinmez, bugün wasabi önüme konur konmaz tanıdım :). bu acı, dikkat edin diye de uyardım ama yine de dayanamayıp tadına baktım. evet: acı!
downtown'a (çarşı demek :)) sıcakta yapılan bir yürüyüşün arasında hafif açlığımızı bastırmak için birinden çıkan "suşi yer misiniz?" üzerine herkesin birbirine ebleh ebleh bakmasıyla başladı bütün herşey. bilmem, olabilir, o nası bişey, bi bakın isterseniz, neden olmasın lafları arasında teklif eden şahsın kapıya doğru yaptığı atakla içeri doluştuk. bol sayıda çekik gözlü arasından süzülerek küçük mekanda pek de ingilizce konuşamadığı belli olan bir başka çekik gözlü tarafından masaya oturtulduk. aynı çekik göz menüleri getirdikten sonra neyse ki siparişleri almaya bi amerikalı geldi. kızın piercingleri, giyinişi ve rengahenk saçlarını bi kenara bırakacak olursak sadece deneme amaçlı karışık suşimizi ısmarladık. önden gelen çubuklarla yine herkes bi önüne bir de başkasının ne yaptığına bakma moduna geçti. bu duruma acayip çorbaların gelmesiyle ve içilmesiyle bir miktar ara verilmiş olsa da suşilerin gelişine yakın liderimizim garsonu çağırdı ve çatal istedi. garson pek garipsemedi, gerçi ona göre iki çöpü kullanmak kolay olsa bile, normal göründü. normal olmayan garsonun bir çatal getirdikten sonra liderin "to all of us" şeklinde bir tabirle hepimize birden çatal bıçak gerektiğini vurgulamasıydı. hemen söyleyim, ben kullanmadım. çorba arasında geldiğinde kısa bir antrenman yaparak çubuklara alıştım. gerçi bi miktar yavaş kaldığım mutlaktır, ama olsun sonuçta balıklar ölüydü ve bi yere kaçacak halleri yoktu.
evet, suşi yada başka bir deyişle "şuşi" çiğ balık. daha önce de hayatımda bir tane alarak bi daha yemem demiştim ama yediğimin pek iyi yapılmamış olduğunun farkına vardım. bu yediğimde her türlü balık vardı ama tercihiniz salmon (somon) balığı olsun derim. tabi soya sosunun içine wasabi koymadan olmaz :)
Tuesday, July 31, 2007
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment