geceleri seviyorum, kimsecikler olmuyor ortalıkta ama sohbet gırla. hararetli bir tartışma olayın bütün boyutlarını masaya yatırmış, şekillendirmeye çalışıyor. masal olsa gerek bu, en azından bir hikaye. belki bir kısmı yaşanmış, belki kalanı hala yazılmamış. konuşmaların en çok alevlendiği o anda malum soruyla herkes irkiliyor: kim yazacak? ben, "çekilin kenara" diyorum, destan yazmak için gölgeye gerek yok!
Ay dolandı suya düştü
Su ballandı ceylan içti
Çok küçüktüm kimi sevsem
Deli gönlüm sana düştü yar
gölgem çekingen tavırlarla bir kenara çekilirken yalnızlığımın derin ve donuk bakışlarıyla göz göze geliyorum. "senle, olsaydı şimdiye kadar olurdu" diyerek kenara itiyorum. destan yazmak için en az iki kişiye ihtiyaç var!
Bir düş gördüm ben düşümde
Baban seni bana vermiş
Çiçek açmış zerdaliler
Gece olmuş yol düşmüş yar
karar vermenin işin bir kısmını çözdüğünün ama kalanının hala ortada olduğunun farkına varıyorum. beni bilen bilir, sac'ın her başlığın altında yazdığı gibi "ne önemi var!".
Beni bilse yollar bilir
Dağlara sor rüzgar bilir
Şimdi sustum örtün beni
Bilen susar demedim mi yar
evet, "üstümü örtün", uyuma vakti geldi. gerçi 4 saat uyuma moduna geçmek için çabalıyorum bu ara ama henüz başarılı değilim. ama uzakta ışığı gördüm bile :).
Gece beni gizledi geceden
Gece beni sakladı geceden
Gece bana yol gösterdi gece
Yolcuyum bu gece
evet, dedim ya, geceleri seviyorum. bir karar alıyorum, kimse yokken, kendi kendime. sabah kalkıp uyguluyorum. yukarıda yazdığı gibi, gece bana yol göstermiş gibi oluyor sanki. kalktığımda kendimi hazır hissediyorum, kararlar alınmış hem de kimsenin ruhu bile duymadan ve mücadeledeki en önemli avantajı -süpriz- hissediyorum.
günaydın!
*Geceden, Haluk Levent şarkısı
Thursday, July 19, 2007
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment