biraz ısmarlama ama olsun, benim konuların içine girer bu başlık.
en sevdiğim metallica parçalarından biridir, My Friend of Misery, hüzünle olan dostluğumu ifade eder. ama bana dokunan çoğunluğun hüzün ile karamsarlığı karıştırmasıdır. ben olmazın hüznündeyken, karşımdaki olmazın karamsarlığındadır aslında. ben olmazı olacak, olacağı da olan yapmanın yollarını ararken, karşımdaki çoktaaan olmayacağına karar vermiştir bile. bu bitip tükenmeyen bir silsileler zincirinin sadece bir parçasıdır, o kadar.
hüzün, her akıllının ya da daha iyi bir tabirle, her aklı başında olanın cep telefonundan daha çok yanında olan birşeydir aslında. kimi bunun farkındadır, ona göre yaşar, hayatının bir parçası yapar. kimi de farkında bile değildir, çünkü aklı gelgitler halindedir. psikolojik bozukluklar ikiye ayrılır aslında; psikozlar ve nevrozlar. her ne kadar konunun uzmanı olmasam da yanlış hatırlamıyorsam psikoz bizim ataların tabiriyle bir veya birkaç tahtası eksik olma terimi; tamamlamak pek mümkün değil. nevroz ise herkeste ara sıra görülen duygusal salınımlara deniliyor. belki de tam tersiydi, ama dedim ya uzmanı değilim. işte hüzünlü kişilerdeki gelgitler de bu minvaldedir.
hüzünle dost olmayı bilmek lazım, yoksa o size düşman olur. ona çok yumuşak davranmamalı, yoksa hayata tutunamazsınız, çok sert de olmaz çünkü hayata kafa tutulmaz! yine aynı yere bağladı demeyin ama bu pürüzlü bir yolda araba kullanmak gibi bişey ama süspansiyonun sertliğini siz seçebiliyorsunuz. tabi işin bir de çok çaba gerektiren şekli var, yol şartlarına göre sertliği sürekli değiştirebilirsiniz, ama bunu yapmak için harcadığınız enerji arabayı yolda tutmak için harcadığınızdan fazlaysa, nafile, çaba boşuna, sonuç beter!
hüzün yazılmaz da aslında, yaşanır. yaşadığım hüzünleri anlatmamın da bi anlamı yok, çünkü herkesin hüznü de kendi hüznüyle yaşanır. yok öyle şarkılardaki gibi "dert ortağım benim", "ben ağlarken ağlayan" ama var öyle şarkılardaki gibi "dertler derya olmuş", "derdim çoktur hangisine", "dertler benim, çile benim" vs. vs. vs. işin bir de diğer tarafı var-her zaman olduğu gibi: hüznün olması için derde gerek yok! ya da daha açık konuşayım, hüznün anlamını çözmüş birine hüzünlenmek için derde gerek yok!
hoşgeldin hüzün.