Sunday, April 15, 2007
Endülüs
vahşice kabaran dalgalar dümeni zorlukla tuttuğum savaş gemisine acımasızca vuruyordu. bardaktan boşanırcasına yağan yağmurla birlikte üzerime sıçrayan sulardan çoktan sırılsıklam olmuştum bile. kemiklerime işleyen soğuktan titriyordum; ne tuzlu suyun tadını alabiliyordum ne de o çok sevdiğim yosun kokusunu. zifiri karanlıkta bulutların arasından sızan ay ışığıyla yönümü bulmaya çalışıyordum ama çakan şimşeklerin ışıltılarıyla araba farları önünde donup kalmış bir tavşan gibiydim. kalan son gücümle dümeni sıkı sıkı kavramama rağmen parmaklarım hiçbir şey hissetmiyordu. o eski güneşli günlerin hatıraları gözlerimi önünden gelip geçiyordu ama kara bir türlü görünmüyordu. şafağın sökeceğine dair umudum da savaştığım gemim gibi yavaş yavaş batıyordu. daha Endülüs'e varamamıştım ama gemiyi yakma zamanı hızla geliyordu.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment