Monday, April 9, 2007

rüya, yaşasın!

evet. yeni birşey daha keşfettim: nasıl rüya görülür. aslında oldukça kolaymış ama itiraf edeyim hem ruhen hem de bedenen oldukça sıkıntılı. tarif aşağıda:

1. kafanız karışık olacak, içinde 40 ila 50 tilki gezecek ama kuyrukları birbirine deymeyecek.

bu madde kısaca şöyle açıklanabilir: öncelikle tilkileri alabilmek için başka bir tabirle kafanız kazan gibi olacak. ayrıca kafanızda sadece bir yöne yönelmiş (kötü bir tamlama oldu, diğer taraftan biraz duraklatıp düşündürdüğü için hoş da) düşünceler olmayacak; ana başlıklar da birbirinden farklı olacak. tabi en önemlisi bu düşünceler bir süredir kafanızda olacak ki mayalanma olayı vuku bulsun.

2. vücudunuz dağılmışlık derecesinde yorgun olacak.

gerçi arkadaşın annesi geçen gün bir laf etmiş*, onun üzerine diyecek birşey yok ama yine de bedenen de yorgun olmanın rüya görme olayını tetiklediğini düşünüyorum.

3. yattığınız yer rahat olmayacak.

denemek isteyenler için bu konuda da iyi bir tarifim var: şöyle koltuk takımının minderlerini birleştirerek yere bir döşek yapıyorsunuz, üzerine ince bir kanepe döşeği, onun da üzerine bir çarşaf. koltuk takımı minderleri mümkünse saten olacak ki rüya görmek için olmazsa olmaz şartlardan biri olan "belin açılmış minderler arasına düşerek sızım sızım sızlaması" olayının gerçekleşmesi daha kolay olsun. ayrıca minder sayısı 7 olacak, tek sayı. böylece ikinci olmazsa olmaz şart olan "ayaklardan en az birinin dışarıda kalarak ayaza yakalanması" olayı da üzerine tuz biber eksin. yastık ve yorgan her zamanki gibi kullanılabilir ama olayın şiddetini kabus yönüne çekmek için değişik alternatifler (eminim) denenebilir.

4. yattığınız mekan ana cadde kenarı olacak.

bu özellikle sabah rüyaları açısından verimli oluyor. gördüğünüz rüyalar için isteğe bağlı olarak çoğunlukla servis aracı şöförlerine ve sabırsız sürücülere teşekkür veya sövgü şeklinde göndermeler yapabilirsiniz.

5. yattığınız mekanın cephesi doğu/güneydoğu gibi bir yönde olacak.

bu da özellikle sabah gün ağırdıktan sonrası için verimli sonuçlar veriyor, tabi perdeyi açık bırakmayı unutmayın. rüyadan uyandığınızda "sabah güneşi sidikliye, akşam güneşi güzele vururmuş" atasözünün gerçekliğini sorgulamanızı da tavsiye ediyoruz. konu özellikle rüya olduğu için sabahın ilk ışıklarının etkisini vurgulamadan edemeyeceğim. ilk ışıklar size vurmaya başladığında, geçen araçların sesine de uyanarak birim zamanda yatak içerisindeki dönüş sayınız artıyor (frekans yani), bu durum yattığınız minderlerin arasının açılma ihtimalini yükseltiyor ve direkt olarak bel bölgesine olan etki artıyor. ayak ucundaki minder de sıyrılınca: sonuç mükemmel!

unutulmaması gereken katalizörler: a) tuzlu yiyecekler, b) tatlı yiyecekler, c) çok yemek yeyip yatmak, d) az su içmek (özellikle a, b, c'den sonra), e) çok su içmek (sıkışmak ta denir), f) mide ağrısı (doğal yetenek), g) geç uyuma ya da uykuya geçememe (bu dadoğal yetenek).

tabi iş bu kadarla bitmiyor. bu sadece rüya görmek için yapılan bir çaba, bir nevi "requiem for a dream" vakıası. ama işin bir de zihinsel hazırlık ve rüya görme-hatırlama süreçleri var. bu süreçler bende temel olarak istatistiksel dağılımlara bağlı gibi görünüyor. ortamı hazırlayıp yattıktan sonra şarların sağladığı yetenekler sayesinde sabaha kadar adam akıllı bir uyku uyuyamıyorsunuz. sürekli bir sıkıntı hali-özellikle bel ve ayaktan. dolayısıyla rüyalar görmeye başlıyorsunuz ve sabaha kadar o kadar çok rüya görüyorsunuz ki eninde sonunda bir tanesi aklınızda kalıyor. hangisi mi? tamamen şans, gelişigüzel bir dağılım. şimdi buradan düzen ve düzensizlik (order and disorder) konularına ve oradan da entropy kavramına dalacaktım ama enerjim kalmadı. gerçi bu cümle üzerine reklam kokan bir şekilde "duracell kullan" gibi soğuk commentler gelebilir diye hemen düzeltme yapayım: pilli değilim. enerjim=isteğim. istek (arzu, heves vs. de denir) bittiği anda herşey bitmiştir!

* ankarada yalnız yaşayan arkadaşımı annesi ziyarete gelmiş. her anne gibi hemen ortalığı toparlayıp, temizlemeye başlamış. arkadaş dayanamayıp, "anne boşver, yorma kendini" demiş. annenin cevabı muhteşem, "oğlum beden yorgunluğu; bi gün dinlenirim, geçer. Allah gönül yorgunluğu vermesin." sözün bittiği yer; işte burası!

1 comment:

Anonymous said...

e hadi gözün aydın :)) allah nice nice rüyalar nasip etsin rüyanında güzelini hayırlısını görmeyi nasip etsin inşallah :)) bu arada okadar eziyete gerek yoktu rüya görmek için ama neyse artık bir makinanın çalışması nasıl olur yada bir deney nasıl yapılır o mantıkla rüyaya hazırlık evetttttttt gerekli malzemeler evetttt deneyelim bakalım olacakmı olmazsa biryerlerde aksaklık vardır tamir ederiz düzeltiriz yine deneriz taaaaaki rüya görülene kadar belkide profesörleri vardır onlara danışırız kitaptan bulma hakkın ve arkadaşına sorma hakkın ile halka danışma hakkında olabilir hey allahım hülyalı rüyalar dilerim sana :))